Sızıntı Arşivi

Kasım 1989 · s. 14 · 6 dakikalık okuma

Rahmet Uykusu

Ömer Melih · Tabiat

kas89

Discover'den Ömer Melih

Hayvanların hemen hemen hepsi günün belli saatlerinde müsait yerlere çekilerek, bîr müddet, "uyku" dediğimiz hâdiseyi yaşar ve daha sonraki faaliyetleri için hazırlanırlar. Bazı hayvanlar ise sadece günün belli saatlerini değil de, senenin bir kısmını uykuda geçirirler.

Kışın ortalık bembeyaz örtüsüne büründüğünde, dondurucu soğuklar ve gıda bulamama gibi güçlükler, birçok memeli hayvanın hayatını tehdit etmeye başlar. Fakat bu canlıları dünyaya gönderen Kudreti Sonsuz, merhamet ve şefkatiyle onların imdadına koşar. İşte, kış uykusuna yatma birçok hayvan için bir nevi hayat sigortası olup, aklımızın alamadığı hârika bir mekanizma ve programa bağlı olarak bu canlıların metabolizması ayarlanır.

Kuzey Amerika'da yaşayan siyah ayılar (Ursus americanus) senenin üçte birini kış uykusunda (hibernasyon) geçirirler. Yaklaşık dört ay boyunca ne birşey yiyip içerler, ne de artıklarını boşaltmak için dışarı çıkma ihtiyacı hissederler. Siyah ayılar uyku esnasında, sahip oldukları gıdayı en iktisatlı şekilde kullanıp hiçbir molekülü israf etmeyen bir sisteme sahip olarak yaratılmışlardır. Bu o kadar mükemmel bir sistemdir ki, öldürücü seviyeye çıkması beklenen kandaki metabolizma artıkları, temel kimyevi maddelere parçalanarak yeni protein yapımında kullanılır. Su ihtiyacı ise, yaz mevsimi sonlarındaki ziyafetlerde meydana getirilen fazla miktardaki yağ depolarının yakılmasından karşılanır.

Siyah ayıların hârika yaratıklar olduğunu belirten araştırmacı R. Nelson, bu hayvanların gizli kalmış fizyolojilerinin anlaşılmasının, insanda görülen böbrek yetmezliğinden kemik hastalıklarına kadar birçok rahatsızlığın tedavisinde yeni buudlar katacağını ifade etmektedir.

Araştırmacı D. Bruce, kış uykusuna yatan hayvanların kan ve beyin sistemlerinde dolaşan ve hibernasyon esnasında kompleks metabolik değişiklikleri başlatan bir bileşiğin varlığını belirledi. P. Oeltgen ise, henüz saf olarak elde edilemeyen bu bileşiğin, kış uykusuna yatmayan bazı hayvanlarda laboratuvar şartlarında uzun süre denenmesi neticesinde kış uykusuna benzer tesirlerde bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmacı, kış uykusuna yatan bir hayvandan alınan plazmayı, kış uykusuna yatmayan Rhesus maymununun kanına karıştırdı. Neticede, bu sonuncusunun metabolizmasında büyük bir düşüş müşahede edildi; kalb atışları dakikada 45'e düştü, 3 hafta müddetle kilo kaybı olmaksızın iştihasızlık görüldü, böbrek fonksiyonları azaldı.

Bütün bunlardan sonra, en kısa zamanda elde edilmesi umulan kış uykusunu başlatıcı bu bileşiğin, tıbbın vazgeçilmez ilaçlarından olmaya adaylığını koyduğu söylenebilir.

kas89

Cevap bekleyen sorulardan biri de, siyah ayıların davranışlarıyla alâkalıdır.Meselâ, bunların yaz sonlarında niçin bir yemek çılgınlığına giriştikleri bilinmemektedir. Gerçekten de bu devrede siyah ayılar, günlerinin 20 saatlerini kabuklu kabuksuz meyveler, böcek, çöp, leş vs. kısaca ne bulurlarsa yemeye ayırırlar. Yetişkin bir siyah ayı günde 20.000 kalori harcar ki, bu günlük kalori alımının 5 katıdır. Buna rağmen hayvanda yaklaşık 13 cm. kalınlığında bir yağ tabakası meydana gelir.

Hâlen, kış uykusunu başlatan anahtar maddenin ifrazına yolaçan hâdise bir muammadır. Araştırmalar, bunun herhangi bir hava değişikliğine veya günlerin kısalmasına bağlı olmadığını göstermiştir. Hâdisenin sebebini, kış mevsimindeki yiyecek azalışına bağlamak ise mantıklı gözüküyor. Biyolog G. Art'a göre kış uykusu, hayvanın artık av aramakla zaman kaybının arttığı günlere rastlıyor. Bu günler, hayvanın, yiyecek aramak için harcadığı enerjinin, yiyeceğin vereceği enerjiden fazla olmaya başladığı günlerdir. İşte burada, Allah'ın verdiği sevk-i ilâhi ile kış uykusunu başlatacak maddenin ifraz mekanizması çalıştırılmakta ve canlının vücud programının gerekleri yerine getirilmektedir.

kas89

Karınları doyan siyah ayılar, kendilerine, yatacak yer aramaya başlarlar. Bazıları içi boş ağaç gövdelerini, bazıları da mağaraları seçerken, çoğu açık havada kendilerine kuşyuvası benzeri yuvalar inşa ederler. Bunlar 40 derece sıcaklık düşüşlerine dayanıklıdırlar. Çoğu zaman da üzerleri bir kar tabakasıyla kaplıdır. Dişi ayılar içinse, kış uykusunun ayrı bir yeri ve ehemmiyeti vardır. Gebe olarak uykuya dalan anne, yavrularını genellikle kış uykusu esnasında dünyaya getirir. Uyku anında meydana gelen doğum hâdisesi, annenin sadece birkaç dakika için uyanmasını sağlar. Anne daha sonra kıvrılarak yavrularını sarar ve uyumasına devam eder.

Siyah ayılar, kış uykusuna yatan diğer hayvanlardan birtakım farklı hususiyetler gösterirler. Meselâ, kış uykusu esnasında bir sincabın vücud sıcaklığı 37 °C'den 1 °C'ye, kalb atım sayısı dakikada 350'den 2'ye kadar düşer. Siyah ayılarda ise vücud sıcaklığı en fazla 5 °C'lik bir düşüş gösterirken, normal uykudaki kalb atım sayısı 40'den 8'e düşer. Bir diğer farklılık da, kış uykusuna yatan diğer hayvanlar uyanmakta yavaş davranırken, tehlike karşısında kalan İri cüsseli siyah ayının, saniyeler içerisinde tehlikeye karşı koymaya hazır hâle gelmesidir.

Araştırmacı R. Nelson bu hayvanlarla ilk defa 1969 yılında, böbrek yetmezliği olan hastalar için yeni bir diyet terkibi bulmaya çalışırken ilgilendi. Bir İnsan, böbrekleri temizleme fonksiyonunu yerine getiremediğinde, birkaç günden fazla yaşayamaz. Böbrekler, vücudda protein yıkımıyla meydana gelen bir yan—ürün olan ve azot ihtiva eden üre'yi kandan temizlerler. Nelson'un gâyesi gereksiz ve zararlı olan ürün oluşumunu en aza indirmek, böbreğe fazla yük binmesini önlemek, böbrek nakline ve böbrek makinalarından kan süzmeye (hemodiyaliz) duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaktı. Örnek aldığı model ise kış uykusuna yatan hayvanlardı. Zira bunlar, metabolizmanın son ürünleri olan azotlu artıkları vücuddan temizlemeden aylarca yaşıyorlardı.

Nelson şunu keşfetmişti: Kış uykusu esnasında bir siyah ayı, enerjiyi, protein değil sadece yağ yakarak sağlıyordu. Dolayısıyla bu mekanizma, üre yapımını azaltıyordu. Meydana gelen az miktardaki üre parçalanıyor, azot ise yeni protein yapımında kullanılıyordu. Su ihtiyacı ise, yine depolanmış yağın yakılmasıyla karşılanıyordu. Yağ bütünüyle enerjiye çevrildiğinde son ürünler su ve karbondioksit olmaktadır.

Nelson sonunda, sadece hayatı devam ettirecek kadar minimum miktarda protein ihtiva eden bir diyet geliştirdi. Buna bir de, deri ve diğer yollardan kaybedilen sıvıyı karşılamak için yarım litre de su ekledi. Böbreklerini kaybeden kişiler, bu diyetle hemodiyalize girmeden (kanları süzülmeden) 10 gün kadar idare edebileceklerdir. (Böyle hastalarda normalde haftada üç defa kan süzme işlemi yapılmaktadır). Başka bir çalışma da, ortopedist T. Floyd tarafından yürütüldü. Aylarca hareketsiz yatmalarına rağmen, kış uykusu süresince siyah ayıların kemiklerinde kalsiyum eksikliği olmadığı bu araştırma neticesinde ortaya konmuştur. Halbuki, uzun süre yatalak kalan hastalarda "osteoporosis" denilen kemiklerin zayıflaması durumu husule gelmektedir. Kalsiyum kaybı ayrıca, uzun süreli vazifelerde bulunan astronotlar için de önemli bir mesele olagelmiştir.

Bütün memelilerde kemik sabit bir hızla yıkıma uğrar. Bazı hormonların dengeli çalışmalarıyla da yeniden inşa edilir. Çalışma sırasındaki fizyolojik stres ve yerçekimine karşı yürüme yeni kemik yapımını arttıran faktörlerdir. Eğer vücud herhangi bir sebeble yerçekimine karşı mücadele etmek mecburiyetinde kalmazsa, kemik kırılmaya müsait bir hal alır; kemikten ayrılan kalsiyum kana karışır. Artan kalsiyumun öldürücü seviyeye ulaşmadan Önce kandan temizlenmesi gereklidir. Araştırmacılar, kış uykusundaki siyah ayıların kemikleri için bunun sözkonusu olmadığını tesbit etmişlerdir. Zira, kış uykusu sırasında kemik, normal zamanlardaki aktivitesini devam ettirmektedir. Araştırmalar şimdi, bu mekanizmayı düzenleyen faktörün ne olduğunu belirlemeye yönelik olarak devam etmektedir.

Bu arada Oeltgen, kış uykusunu başlatıcı bileşiği elde etmek üzere olduğunu açıkladı. Bu bileşik, büyük bir ihtimalle sinir sistemini baskı altına alan morfin türü bir Opiat'tır. Bunun farkına şöyle varıldı: Naloxone maddesi Opiat'a karşı bir engelleyicidir. Bu madde, kış uykusuna yatan hayvanlara verildiğinde hayvanların kış uykusuna başlayamadığı görüldü.

Oeltgen, bundan sonra sentetik Opiat maddesini, kış uykusuna yatan hayvanlara yaz döneminde verdiğinde, bunların kış uykusuna benzer belirtiler gösterdiğini müşahade etti. Amerikan ordusu bu çalışmaları bizzat destekleyerek araştırmacıya maddi kaynak sağlamış bulunuyor. Bütün istedikleri, ciddi travmalarla meydana gelen kafadaki şişlikleri azaltacak ve metabolizma hızını düşürecek bir ilaç.

Bu ilacın diğer maharetleri de şöyle sıralanabilir: Ameliyat sırasında vücudu soğutmak ve fonksiyonlarını yavaşlatmak, nakil için bekleyen organların hayatiyet sürelerini uzatmak. Bu madde ayrıca kalb cerrahisinde fibrilasyonu önlemek için de kullanılabilecektir. Çünkü bu madde kalbin kontrolden çıkıp, başıboş kasılması demek olan fibrilasyonu, kış uykusuna yatan hayvanlarda önleyebilmektedir.

Görüldüğü gibi, başıboş ve gâyesiz zannedilen ayılarda bile, tıp ilminin bugün ihtiyacı olan birçok sır gizlenmiştir. Yaratıcı Zât-ı Kerim'in kudretinin ve ilminin büyüklüğü karşısında ancak hayranlıklarını ifade etmeye çalışan ilim adamları, tabiattaki gizli hikmetleri anlayabilmek, çalışmalarını daha semereli ve insanlığa faydalı hale getirmek isterlerse, bu mükemmel kitabı okurken daha dikkatli nazarlarla bakmalı ve hürmetli olmalıdırlar. İlmî çalışmalarda bu düstur kabul edildikten sonra, bugün ayılar model alınarak, böbrek, kemik ve kalb hastalıklarına çâre bulunabileceği gibi, yarın bir başka canlı organizmadan da, bir diğer hastalığa çâre bulunabilir. Evet, "zaman en güzel müfessirdir " derler; biz de açık bir şekilde görüyoruz ki, zaman Kur'ân'ı tefsir ediyor. Kur'ân da Kâinat Kitabı'nı okuyor.