Eylül 1999 · s. 28 · 8 dakikalık okuma
Performans Kavramı

Selim Aydın
İnsan bu dünyada niçin yaşar ve neye erişmek ister?" sorusu, eşya dünyasından ziyade, mânâ dünyasına ait bir soru olup, birden fazla cevabı olan bir sorgulamadır. İnsan bu soruya nasıl cevap verirse versin, verdiği cevap, onun ulaşmak istediği hedefleri de otomatik olarak belirleyecektir. Kişi, varmak istediği hedeflere iki tarzda ulaşabilir. Birincisinde sistemin, aldığı eğitimin ve içinde yaşadığı sosyo-kültürel ortamın kendisine kazandırdığı imkânları ve ivmeyi kullanır, ikincisinde ise, bununla yetinmeyip, kendi kapasite, bilgi ve maharetlerini aktif kullanarak ve zenginleştirerek, bir başka deyişle performansını sürekli iyi-leştirerek, hayatı bir öğrenme yolculuğu şeklinde algılayarak plânladığı noktalara ulaşmaya çalışır. Bugünkü araştırmalar, insanın çok sayıda keşfedilmemiş veya kullanılmamış, ama performansına müspet veya menfî yönde tesir eden özellikleri olduğunu göstermektedir, insanoğlunun bunu fark edebilmesi, kendini sürekli öğrenmeye ve tekâmül etmeye endekslemesine bağlı olduğu da bir başka gerçektir. Bugün doğuda ve batıda yüzlerce araştırma kurumu ve şirketi, performans kavramı ve kriterleri ile bunların geliştirilebilirlik seviyeleri hakkında yoğun araştırmalar yapmaktadırlar.
Performans, bir kişinin sahip olduğu potansiyel veya reel bilgi-maharet ve kabiliyetlerini hedeflerine veya beklentilerine ulaşabilmek için ne ölçüde kullanabildiğini tanımlayan bir kavramdır. Bir başka ifadeyle insanın sahip olduğu kapasitesini, bir işi belli zaman dilimi içinde başarıyla tamamlamada kullanabilme yüzdesidir. Verimlilik ise, performansını kullanarak çalışma sonunda ortaya konan ürün miktarıyla alâkalıdır. Performans, kişinin kendi potansiyellerini geliştirmeye ve kullanmaya ne ölçüde motive olduğuna bağlıdır. Bir benzetme yapacak olursak, arabalardaki her bir motorun belli bir beygir gücü vardır. Motorun bu güç kapasitesini maksimum seviyede kutlanabilmek, arabayı yüksek performansta çalıştırmak demektir. 170 beygir gücünde bir motora sahip arabayı, saatte maksimum 30 km hızla kullanmak ise, düşük performanslı çalışmaya örnektir. İnsanların sahip olduğu potansiyel gücün sınırları belirsiz olduğundan sürekli iyileştirilmeye ve geliştirilmeye açıktır. Bu noktadan insan kendini sürekli öğrenmeye ve geliştirmeye kilitlemeli ki Allah'ın kendisine verdiği nimetleri, yüksek performansta kullanıp, kendine ve insanlığa faydalı olabilsin. Bu bağlamda "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" hadîsi çok manidardır. Kur'ân'ın bütün insanlığa bir model olarak sunduğu insan prototipi, büyük ölçüde sürekli kendini motive edebilen ve yüksek performansta iş yapmayı kendine düstur edinmiş, sürekli kendini yenileyen ve hayatı bir öğrenme yolculuğu olarak idrâk etmiş insandır. Bir kişi veya grubun performansını anlamak için o kişi veya müessesenin işlerini ne ölçüde hızlı ve doğru yaptığına; yaptıkları işin vizyon ve misyonlarıyla ne kadar örtüştüğüne bakmak gerekir.

Performans artırımı konusunda çalışan araştırmacılar, fert veya kurum temelinde performansı değerlendirmede en zor dönemin "fert veya kurumun ne olmak istiyorum? Kısa ve uzun vadede hayattan ve yaptığım işten beklentilerim nelerdir?" sorusuna verecekleri cevap safhası olduğunu belirtiyorlar. Çünkü kısa ve uzun vadede 'ne olmak veya nereye ulaşmak' istiyorum? sorusunun cevabının çok net, müşahhas ve anlaşılır şekilde belirtilmesi gerekir ki, ona göre kişi veya kurumun performansının iyi veya kötü olduğu konusunda karara bizi götürebilecek performans kriterleri geliştirilebilsin. Ama yapılan bütün araştırmalarda, insanların açık, net ve müşahhas ifadelerle bu sorulara cevap vermekte zorlandıkları ve insanların genellikle yuvarlak, kaypak ifadelerle cevap verdikleri görülmüştür. Meselâ insanlar, bu sorulara doktor olmak, profesör olmak, çocuk sahibi olmak veya Allah rızasını kazanmak şeklinde cevap verebilirler. Bu cevaplar analiz edildiklerinde, oldukça belirsiz mânâlar ihtiva ettikleri görülür. Kişilere "ulaşmak istedikleri bu noktaların ne anlama geldiği ve buralara varabilmek için nelere sahip olunması ve nasıl çalışılması gerektiği, bunun yolu, usûlü ve pratik tatbik plânlan nelerdir?" gibi teferruatlı sorular sorulduğunda cevap vermede çok zorlanacaklardır. Çünkü insanlar bulunmak istedikleri pozisyona ulaşmak veya ulaştıktan sonra hangi derecede bir disiplin ve performansla çalışmak gerektiği konusunda yeterince düşünmemektedirler.
Bugün dünyada herkesin hemfikir olduğu nokta şu ki, toplumu oluşturan en küçük bir nokta olan fert, kendini düzeltmedikçe veya iyileştirmedikçe, dışarıdan müdahalelerle veya sistem değişiklikleriyle kalıcı performans iyileştirmeleri yapmak mümkün değildir. Bundan dolayı insanlık giderek, ferdî, ailevî ve iş hayatında ferdin kalitelendirilmesine daha çok önem vermeye başlamıştır. Ferdin kalitelendirilmesi, dış dünyanın biliminden ziyade, insanın iç dünyasının veya enfüsî ilimlerin geliştirilmesine bağlı olduğu da ayrı bir gerçektir. Bu noktadan 21. yüzyılda insana dair enfüsî bilimler (psikoloji, sosyoloji, ruh bilimi vb), birinci derecede önemli olacaktır.
Değişimde ve kalitelendirmede ferdi merkeze aldığımızda, aşağıdaki soruları sormak ve cevaplarını araştırmak, birinci derecede önemli olmaktadır. İnsanın kendi iç dünyasını geliştirmesi niçin önemlidir? Çünkü insanın iç dünyası her şeyin merkezidir.
Ferdî, ailevî ve iş hayatında problemlerin oluşması kaçınılmazdır ve normaldir. Bu problemlerin belirli bir yüzdesi, teknik ve sisteme bağlı iken, belli bir yüzdesi de insanın kendi iç dünyası ve istidatlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Derinlemesine düşünüldüğünde bu sorunların tamamı, insandan kaynaklanır. İnsanın kendisiyle veya çevresiyle olan münasebetleri bozulduğunda, her türlü problemin oluşması için çevre şartları hazır demektir. İnsanlar arası iletişim bozulduğunda ise, güvensizlik başlar. İş yerindeki stres, ailede gerilimlere sebep olur. Sorumluluk, dürüstlük ve tutarlılıkla bağdaşmayan davranışlar, insanlar arasında normalleşmeye başlar. Bir sonraki adımda fertte görülen bu problemler, kuruma ve sisteme yansıyıp, takımın veya kurumun hedefi, vizyonu, değerleri, stratejileri aşınmaya yüz tutar. Bu ise müessesenin temelindeki çürümenin belirgin göstergesidir.
İnsan hayatının zihin ve beden birlikteliği koptuğunda veya sağlıksız işlemeye başladığında ne olur dersiniz? Kişi, his dünyasına, kabullenmelerine ve ruh hâletine karşı duyarsızlaşmaya, kendisine karşı dürüst davranmamaya başlar. Enerji kapasitesi ve stres yönetimi kabiliyetleri zayıflar. Stresle ilgili hastalıklar su yüzüne çıkmaya başlar. Dikkatini belli bir noktaya teksif edemez. Fert sürekli gerilim, kaygı ve huzursuzluk hâli içinde yaşar. Yüksek performansla uyumlu davranışlarını beslemenin, bilgi ve ustalığını geliştirmekten vazgeçer.
Baskı ve zor şartlara maruz kaldığında, mâkûl ve akılcı kararlar vermede zorlanır. İstirahat ve uyku saatleri, biyolojik iç saatiyle uyuşmaz. Nelere öncelik vereceği konusunda sürekli ikilem ve çelişkiler içindedir.
Fert, kendinin farkındalığını kaybettiğinde yukarıdaki olumsuzluklarla karşılaşması mukadder olduğu gibi, isterse kendini olumlu yönde de geliştirmeye başlayabilir. Meselâ kişi, iletişimde, yeniliklere açıklıkta ve keşif ruhunu geliştirmede hamle yapabilir veya stresle daha iyi başa çıkabilmek ve icatlara açık zekâsını kullanabilmek için şahsî enerji yönetim kabiliyetlerini daha da iyileştirebilir, kendisi için doğru olanı bilebilir ve ona göre bir hayat sürebilir.
Hâdiseler ve çevresindeki yakın dostları mı onun doğrularını belirler? Kişi hayatındaki farkındalığı geliştirebilir ve dikkatini istediği konuya yoğunlaştırabilir mi? Öğrenmeyi öğrenebilir mi? Ön sezgilerini, icat ve keşif ruhunu ve canlı kalma kapasitesini geliştirebilir mi? İnsanların kendilerini önemli hissettikleri ve yaptıkları işi en iyi yapmaya motive oldukları bir iş ortamı oluşturulup, bu sürdürülebilir mi? Kişinin, ekibin ve kurumun değer ve gâyelerinin birbiriyle daha iyi örtüştüğü alternatif eşleşmeler bulunup hayata geçirilerbilir mi? Yüksek performans gösteren fonksiyonel ekipler kurulabilir mi? İlhâm verici bir lider olunabilir mi? Değişime uyum sağlayabilen bir öğrenen kurum veya kültür oluşturulabilir mi? İnsanların ferdî, meslekî ve ailevî hayatlarında, önceliklerini belirleyerek daha sağlıklı bir denge içinde hayat sürmelerine katkıda bulunulabilir mi? Ayrıca bir kişinin hayattan beklentilerini, değer sistemlerini ve vizyonunu daha açık şekilde belirlemesine ve mesleğiyle entegre etmesine yardımcı olunabilinir mi?
Bütün bu sorulara insan üzerinde araştırma yapan kişiler 'evet' cevabı vermektedirler. Kendisini belirli ölçülerle dengelemiş olan insan, isterse bu yapılması zor görünen şeylerin hepsini yapabilir. Yeter ki kişi, gaflete düşmesin ve kendini içinde yaşadığı sosyo-kültürel şartlanma ve dayatmaların zincirine hapsetmesin. Bütün bu sorulara bugün çeşitli araştırma merkezlerinde çözümler aranmakta ve bulunan çözümler daha da iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca bugün dünyada insanların kurduğu sistemleri değerlendirmede "Performans Kriterleri" denilen kompleks analiz sistemleri kullanılmaktadır. İsteyen kişiler bu konularda uzmanlaşmış insan kaynakları şirketlerine müracaat edebilir veya bizzat kendileri kurumlarında veya ailelerinde buna yönelik seminerler düzenleyebilirler. Ferdî hayatında veya çalıştıkları kurumlarda bu değişimi başlatmak isteyen kişiler, öncelikle bu konuların birinci derecede önemli olduğuna inanmalı ve iki bakış açısı arasındaki farkı, fark etmeli ve bu farklar yeterli şuur seviyesine çıkarılmalıdır. İnsanın kapasitesi ve verimliliği üzerine yürütülen bu araştırmaların en çarpıcı sonucu ise, ferdin iç dünyasında ve zihninde bu değişimleri kabul ettiğine dair işaretler var olmadıkça ve fert, bu konuda sürekli gayret ve azim göstermedikçe, yukarıda sayılan soruların hiç birine gerçekçi çözüm üretilemeyeceğidir. Bu alanda kullanılan performans kriterlerinden bazıları şunlardır:
Performans Kriterleri
Mesai arkadaşları veya aile fertleri arasında birbirine güven; verilen vazifeleri yerine getirmedeki aktiflik ve verimlilik; yapılan işler ve gelişmeler konusunda çalışanlardan alınan geri besleme ve yorum yüzdeleri; kişiler arası ilişkilerde saygı ve karşılıklı anlayış yüzdeleri; işine, mesleğine karşı kişinin geliştirdiği dürüstlük ve namusluluk yüzdesi. Çalışanlar arasında karşılıklı olarak verilen ve alınan destek ve yardımların yüzdesi. İşleri veya sorumlulukları yerine getirmede gösterilen azim ve gayretin derecesi; fertlerin kendini yenileme ve geliştirmede gösterdikleri motivasyon ve gayret; yüksek performansta çalışan bir takım olabilme derecesi; takım veya ekip arasındaki birlik ve beraberlik, dayanışma ruhu; ekiptekilerin yaptığı işten tatmin olma derecesi; iş yaparken zevk alabilme yüzdeleri; yorgunluk azaltıcı, stres düşürücü aktivitelerin iş hayatındaki nispeti; takıma (ekibe) ait olma hissinin gücü; yapılan işe ait vizyon ve misyonun açık ve netliği ve çalışanlar tarafından kabullenilme dereceleri, ne ölçüde paylaşılabildiği ve kolaylığı; motivasyon için belli ölçüde stres kaçınılmaz olduğundan çalışanların stres yönetiminde ne kadar uzman olabildikleri; çalışanların yapılan işlere zihinsel uygunluğu; problemleri çözme kapasiteleri ve yeni fikirleri kabullenme dereceleri ve kolaylığı... Ferdin kalitelendiritmesi ve performans artırımı hususunda eğitim almış kişi ve kuruluşlarda, aşağıdaki hususlarda belirgin ve gözle görünür iyileşmeler sağlanmıştır:
Yönetime güvenme ve onunla daha sıkı diyaloğa geçme; iş hayatında destek ve enerji sağlamada belirgin artış, biz ve onlar diye ayrımın çok daha az telaffuz edilmesi; artan emniyet ve açıklık atmosferi: yeni yapılanmalara ve sistem değişikliklerine hızlı uyum; artan moral ve işe ve ekibe karşı daha fazla olumlu tutum; zenginleştirilmiş liderlik kabiliyetleri: şahsî enerjinin yönetiminde artan ustalık ve bilgelik; kişiler arası iletişim yollarında iyileşme; ihtilâflar ve huzursuzluklarla uğraşmada daha başarılı olma: sağlam ve tutarlı yeni ekiplerin hızlı şekilde oluşturulabilmesi; yüksek performansta çalışan yeni ekiplerin oluşturulmasında ve devamında başarıyı artırma; kurum temelindeki öğrenmenin önem ve değerini daha iyi anlama ve öğrenen kurumlar inşa etmenin lüzumuna derinden inanma: daha önceleri üstü örtülen veya sathî geçilen meselelerin derinden daha köklü çözümlere kavuşturulması; iyimser, tutarlı, saygılı ve birbirine karşılıklı destek veren şirket kültürünün oluşturulması; o iş yerinde çalışmanın bir zevk ve şeref olduğu hissinin vicdanlarda köklü şekilde yerleşmesi, bunlardan başlıcalarıdır.
Bu kriterler kullanılarak bu konuda alınan veya uygulanan eğitimlerin ne derecede tesirli olduğu, çalışma Öncesi ve sonrası anket ve ölçümlerle kolayca anlaşılabilmektedir. insanımızın performans kavramı ve kriterleri konusunda yeterli farkındalık kazanabilmesi ve hayatını daha aktif, başarılı ve huzurlu şekilde sürdürebilmesi, en büyük dileğimizdir.
![]()
URL: http://www.bayar.edu.tr/~selim/
Email: selim@spil.bayar.edu.tr