Haziran 1986 · s. 180 · 2 dakikalık okuma
Penceredeki İşaretçiler
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE


Farklı yapıdaki ve farklı fonksiyon gören hücrelerin biraraya gelerek doku,organ ve çok hücreli canlıları teşkil etmesi...
İnsanın en basit hücrelerinden olan epitelyum hücrelerinin bile bir kimya fabrikası gibi çalışarak binlerce besin molekülü arasından,vücut için gerekli olanları tayin edebilmesi...
Kan savunma hücrelerinin birbirine yakın terkiple yaklaşık 30.000 molekülü tanıyıp çebilmesi...
Beyin hücrelerinden bazılarının beşyüzbin faaliyeti yapan kompüter sistemlerini geride bırakması.
Kalp kasını
oluşturan yüzbinlerce
hücrenin tek bir hücre gibi kasılıp gevşemesi... 
Vücudun en uzak noktasındaki bir hücrenin bile ihtiyacının kan kimyası vasıtasıyla tesbit edilerek gereken hormonların salgılanması ve ihtiyacının görülmesi...
Ve bütün bu
fonksiyon ve maharetlerin genetik şifrelerle nesilden nesile aktarılabilmesi...
bedenin hücrelerinden, en yüksek sistemlere kadar herşeyde başdöndürücü bir
ahenk ve göz kamaştırıcı bir nizamın hakim olduğunu göstermektedir. Gözlerimizi
açıp varlığın çehresine baktığımız zaman, bedenin hücrelerinden ta en yüksek
sistemlere kadar herşeyde
başdöndürücü bir ahenk ve gözkamaştırıcı bir nizamın hakim olduğunu görürüz.
Evet o minik hücreler, düzenli bir ordu gibi sevk ve idare edilmeleri teşkil ettikleribeden için, hep yararlı olma yolunda hareketleri ve daha bir sürü vazifeleriyle fevkalade bir plan ve programı, o plan ve programda herşeye hükmeden bir planlamacıyı göstermektedir. ,,
‘ Hayvanların ve insanın çıkardığı karbondioksitle kirlenen havamızı temizleyerek bizleri boğulmaktan kurtaran yeşil bitkiler, bu işi hiç aksatmadan yaparken bir yandan da
dal ve köklerinde biriktirdikleri
gıda maddeleriyle ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşturulmaktadır. Yeşil
bitkilerle beslenen hayvanların sentezlediği proteinler etle beslenenlerin
rızkı olmaktadır. Böylece kurulan gıda zincirinin emrine verilmiş ve ondan en
iyi şekilde istifadesi temin edilmiştir. Daha sonra ölen hayvanların cesetleri
ise bakterilerce toprağa dönüştürülerek hem dünyamızın yaşanmaz hale gelmesi,
hem de madde israfı önlenmiş olur...
Keza, otların, ağaçların, hayvanların kendi kuşaklarındaki harikulade halleri, akıllara durgunluk verecek şekilde ihtimamla görülüp gözetilmeleri ve sırlı bir hedefe doğru sevkedilmeleri de yine kusursuz bir programın, dolayısıyle de bir programlayıcının varlığına delalet etmektedir.
Bütün kainatların muntazam bir memleket, muhteşem bir şehir, mükemmel bir saray gibi binbir hikmet ve gayelerle donatılmış bulunması, atomlardan yıldızlara kadar herşeyin bir plan çerçevesinde seyr-ü seyahat etdirilmesi, herşeye sözü geçen; yıldızları zerrelerle beraber idare eden ve insanın nurlu simasından semanın aydınlık çehresine kadar her tarafı ışıklar saçıp her yanı aydınlatan bir yüksek Zat’ı ilan etmektedirler.