Ocak 1985 · s. 2 · 3 dakikalık okuma
Paradoksların Cenderesinde

Günümüzün hayat felsefesi, topyekün nesilleri, fıtrat kanunlarıyla karşı karşıya getirdi ve onlarla çarpıştırdı. Bugünün insanı, düşünceden tasavvura, tasavvurdan davranışlarına kadar, tabiiliğin karşısında ve yapmacıklarla iç içe.. O, hiç düşünmeden hemen hayatın her kesiminde, fıtratı ve fıtrîliği hoyratça baltaladı ve kendini sun'ilik akımlarına kaptırıp gitdi. Düşünüp plânlamasında, düşüncelerini sisteme koymasında; yiyip içme ve yatıp kalkmasında, ferdî ve içtimaî bütün davranışlarında; talim ve terbiye gibi ruhu insanlığa yükseltme hamlelerinde ve bu hususdaki sistem ve metodunda; içtimaî ve iktisadî problemlerini halletmesinde ve dünya ile alâkalı bütün iç ve dış politikasında hep kendinden kaçtı ve haricî kriterlerin tesirinde kaldı.
Takdir toplamak için düşündü ; alkışlanmak için iş yaptı; gösteriş için evini bürosunu tefriş etdi; görenek ve tiryakilikler uğrunda boyunu aşkın masraflara girdi ve imkânları elversin, vermesin kendini fantazilere kaptırarak gidip gırtlağına kadar lükse gömüldü. Eldeki imkânlar, sınırlılığını korurken; ihtiyaçlar, altından kalkılmaz buudlara ulaşdı. Ve tabii bu uğurda, haysiyet ve şeref hırpalandı; izzet ve onur rencide oldu. Daha sonra ise, meşru, gayri meşru ayırdetmeden her yolla kazanç teminine tevessül edildi... Kazanılan şeyler karşılığında, herbiri cihandeğer ve dağlar cesametinde pek-çok şey kaybedilmesine rağmen, çeşitli paradokslarla aşına aşına, özünü yitirmiş günümüzün nesilleri, bunu bir türlü göremedi veya her nedense, görmek istemedi..!
Fantazi ve lüks hayat düşüncesi, insanın kendini beğendirme arzusundan, bir kısım görenekler ve aşağılık duygusundan kaynaklanmaktadır. Oysa ki; milletleri mutluluk içinde yaşatan, lüks ve fantaziden ziyade; ruh yüceliği, iyi ahlâk ve faziletdir. Debdebe ve fantazilere kendini kaptırmışlık ise, bütün bütün ahlâk ve fazilete zıddır. Kabul edelim ki; lüks, zenginliğe alâmet ve bir kesim için de kazanca sebeb olmaktadır. Ama, rica ederim; hiçbir müsbet neticesi olmayan bu işlerden ne elde edilecekdir? Böyle, her yolla, servet arzusu karşısında insanlık ve fazilet ne olacakdır? Ahlâk ve mürüvvetin yerini para ile doldurabilecek miyiz? Evet, para ile herşey satın alınabilir; ama ahlâk ve fazilet asla...!
Dünyevî zinet, lüks ve debdebe gibi küçük ve mânâsız arzularla alçalmış ruhların, büyük ve mukaddes düşüncelere yükselmeleri, yüce mefkureler uğrunda kavga vermeye hazırlanmaları tamamen imkânsızdır. Gayret etseler bile, kıvılmış cesaretleri ve felç olmuş iradeleriyle kat'iyyen bunu başaramayacaklardır. Böyleleri, hep budalaca pöhpöhlere alışdıklarından, çevrenin mürâice takdir ve alkışları, onlar için mükâfatın en değerlisi olacakdır. Böyle bir toplum içinde varlığa erme felâket ve bahtsızlığına uğramış bir ferd, içinde yetiştiği topluma uyma ve onun mânâsız bir kısım kaide ve prensiplerine riayet etme yolunda, pekçok iyi ve güzel şeyleri feda edecekdir. Aman Allah'ım! Meğer insanlar, ne budalaca düşüncelerle, ne büyük şeyleri kaybediyor ve nelere katlanabiliyorlarmış..! Aşırı lüks ve zinetperestlik, insanlardan fazilet ve güzel ahlâkı alıp götürdüğü gibi, gerçek sanat anlayışı ve zevk-i selimi de bütün bütün öldürdü. Ve artık günümüzde, güzellik telâkkisi öylesine bayağılaşdı ki; bu anlayışla, ne dâhiyâne düşünceleri inkişaf etdirip geliştirme, ne de sanata yeni buudlar kazandırma katiyyen mümkün olmayacakdır. Hatta aramızda bir kısım fevkalâde istidatlar bulunsa bile, bunlar, zevk ve sanat anlayışından mahrum muasırları tarafından takdir edilmeyecekleri düşüncesiyle, çocukca eserlerle kendilerini küçültecek, müşteri ve alkışçıların seviyesine inecek ve hiçbir zaman inkişâf etme fırsatını bulamıyacaklardır.
Evet, böyle bir atmosfer içinde, ne güzellik aşkı, ne gönülde ilhamların coşması, ne de sanatkârlık ruhu kat-iyyen gelişemez. Böyle bir anlayış içinde, sanat perişan, sanatkâr bir satıcı, sanat severler de muhtevadan habersiz, dış yaldız ve kabartmalara hayran bir sürü çocuklardır. Dış tesir ve baskılarla ruhda köleleşmiş bugünkü nesiller, dönüp kendi özlerini bulacakları, fıtrat kanunlarına dehalet edecekleri, varlıklarının toprak ve tohumlarına sahip çıkacakları güne kadar da, bu eziklik ve bu perişani-yet devam edeceğe benzer. Günümüzün, zevksizlik ve derbederliğini görüp düşündükçe, eski devirleri hasretle yâdetmemek elden gelmiyor. Kudret elinin hazırladığı incelerden ince programa göre ve kudsîlerin eliyle, tekrar tekrar tabiat kazanında karıştırılıp hallaç edilen pırıl pırıl o fıtrî hayat, rengârenk güzellikleri ve kaneviçe zerafetiyle, uzaklaşdığımız kendi yamaç ve kendi kıyılarımız gibi artık çok gerilerde kaldı...
SIZINTI