Sızıntı Arşivi

Aralık 2002 · s. 558 · 4 dakikalık okuma

Osmanlı Mahallesinde Sosyal Dayanışma Örneği: Avarız Vakıfları

Saim Arı · Dr. · Tarih


Osmanlı'da yerel idarelerin en alt birimi olan mahalle; aile hayatında dine ve örfe uygun, komşuları ile uyumlu bir insan topluluğuydu. Dini, örfi ve içtimai düzene uymayanlar, mahallelinin şikayeti üzerine kadı tarafından oradan uzaklaştırılıyordu. İdari yapı bakımından mahalle yapısında Tanzimat öncesi ve sonrası farklılık olduğu gibi, sosyal bakımdan da, değişmeler meydana gelmeye başlamıştı. Osmanlı'da uzun yıllar mahallenin sosyal dayanışma sandığı olarak hizmet veren "Avarız Vakıfları", XIX. yüzyılın sonlarına doğru önce yapı değişikliğine uğramış, sonra da tarih sahnesinden kalkmıştır. Avarız Vakıfları hakkında bilgi vermeden önce, vakıfların kaynakları üzerinde durmak faydalı olacaktır. Bu vakıflar Osmanlı toplumunu ayakta tutan manevi dinamiklerdendir.
Medeniyetleri bencil ve diğerkam şeklinde iki guruba ayırabiliriz. İslam medeniyetinin kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ve ha-dis-i şeriflerde, kardeşlik ve yardımlaşma anlamına gelen diğerkamlığın cennete giden bir yol olduğu ön plana çıkartılmıştır. Osmanlıdaki hayır müesseselerinin kaynağınının İslam olduğunu ifade eden d'Ohsson: "Kur'an, Türkleri, dünyanın bütün milletlerinin en hayırlısı ve en insan severi haline getirmiştir." demiştir. Böyle bir anlayış üzerine kurulan bir medeniyette; insana sevgi, saygı, yardımlaşma, çevresine zarar verecek davranışlardan kaçınma gibi ahlaki değerler yeşerir. Orta Çağ Batı dünyasında, özlemi çekilen ideal topluma ait "ideolocya" kitapları yazılırken, Cemil Meriç'in ifadesi ile, İslam dünyasında bunlar yaşanmaktaydı. Toplumların en küçük yapısını oluşturan ailenin fertleri arasında yaşanan bu medeni hayat, toplumun her kesiminde yaşanıyordu. Kaynağı İslam olan bu hayat, Osmanlı toplumunun her alanında geçerliydi. İslam; kulluk borcunu yerine getirme, psikolojik olarak huzura erme gibi, fert ile Allah arasında ilişkileri düzenleyici ibadetleri emrederken, insanların birbirine bağlanarak daha barışçı ve üretici bir hale gelmesi için, zekatı da emretmiştir. Kur'an, ayrıca zekatın ötesinde infak ile yardıma muhtaç insanların elinden tutmanın, Cennet'i kazanmaya vesile olacağından bahseder. İnfak yollarından biri olan vakıf, bizzat Peygamberimiz tarafından kurularak insanlığın hizmetine verilmiştir.

Yöneticisi ve halkıyla birlikte Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik bir hayatın yaşandığı, refah seviyesinin yüksek olduğu ve problemlerin en aza indirildiği dönemler, bütün insanlığın özlediği günlerdir. Komşuluk hakları ile ilgili Kur'an ayetlerini ve "Sizin en hayırlınız, insanlara faydalı olandır.", "Bir insan kardeşine yardım ettikçe Allah da ona yardım eder.", "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.", "İnsanların problemleri ile ilgilenmeyen bizden değildir." gibi yüzlerce hadisi şerifi göz önüne alan atalarımız, komşuluk ilişkilerinde örnek davranışlar sergilemişlerdir. Osmanlı'da mahalle fertleri arasındaki dayanışmanın sosyal bir müessese haline gelmesinde, mahalle camisinin rolü büyüktü. Camilerin müştemilatı içinde misafirhaneler, hastahaneler, öğrencilerin kalabileceği odalar vardı. Osmanlı'da cami mahallenin merkezi idi. Dini duygularla şekillenen Osmanlı toplumunda, imam; ilmiyle, örnek kişiliği ile mahallenin saygın bir büyüğü olduğu gibi; mahallenin yönetiminden de sorumluydu. Osmanlı'da görevleri sadece camide cemaate namaz kıldırmakla sınırlı kalmayan imamların, belirli bir seviyede eğitim almış olması gerekiyordu. Ülkemizde muhtarlık teşkilatının kuruluşuna (1829) kadar, Kadı'nın temsilcisi durumunda olan kişiler imamlardır. İmamlar tertip edilen imtihanlarda en yüksek puanı alanlar arasından seçilirdi. İmamlar, mahallenin düzeninden, asayişinden ve inzibat ile halk arasındaki ahenk ve barıştan da sorumlu idi. Mahalle halkının nüfus işleri, mahallenin temizlik işinin yürütülmesi, gıda kontrolü, ihtikarın önlenmesi gibi belediye hizmetleri ve mahalle halkının temel eğitimiyle de meşgul olan imamlar, Avarız Vakıfları'nın da başkanı idi.

Osmanlı, uzun bir savaş devresine girmedikçe, kıtlık yılları birbirini takip etmedikçe, bolluk ve refah ülkesi idi. Diğer taraftan sosyal düzen, fazla para harcamaya müsait değildi. Başta Osmanlı padişahları ve hanımları olmak üzere her seviyedeki insan, servetinin bir kısmını hayır işlerinde harcamaktaydı. Bu konuda devlet adamlarıyla, zengin vatandaşlar birbirleriyle yarışmaktaydılar. Vakıflar kurarak mallarının bir kısmını insanların ve diğer canlıların hizmetinde harcamanın sevap olduğu inancı İslam toplumlarında yaygındır.

Osmanlı toplumunda yardımlaşma kurumlarından olan vakıfların, kuruluş, şekil ve hizmetler bakımından pek çok çeşidi bulunmaktaydı. Osmanlı'daki vakıflar genel anlamıyla; eğitim, belediye, sağlık, bayındırlık gibi hizmetleri karşılamaktaydı. Modern toplumlarda devletlerin eğitim, sağlık, bayındırlık gibi hizmetler için ayırdığı bütçeyi, Osmanlı'da vakıflar karşılıyordu. Osmanlı döneminde kurulan vakıflardan biri de; geliri köy veya mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına sarf edilmek üzere tesis edilmiş avarız vakıfları idi. Hastalık dolayısıyla, güç ve kazançtan aciz kalanların, giydirilip, yedirilip, içirilmesine, tedavilerinin sağlanmasına, sermaye bulamayanlara para verilmesine, fakirlerden ölenlerin kefenlenmesine, borcunu ödeyemeyenlerin borçlarının ödenmesine, fakir kızların çeyizlerine, köy ve mahallelerin, yol, kaldırım, kuyu, su yolu gibi yerlerinin tamirlerine sarf olunmak üzere tesis olunan vakıflar bu kabildendir. Bu gibi vakıflar, bir hayır sahibi tarafından tesis olunduğu gibi, zenginlerden veya esnaftan para toplanarak da kurulurdu. Avarız vakıflarının gelirlerinden mahalledeki ihtiyaç sahibi gayri müslimler de faydalanırdı.

Günümüz devletlerinde, toplumun geleceğini güvence altına alabilmek için tesis edilen sosyal güvenlik kurumları, Osmanlı ve diğer İslam ülkelerinde avarız vakıfları yoluyla devletin katkı ve koordinatörlüğü olmaksızın gerçekleştirilmiş, hatta bugünkü seviyeden daha ileri noktalara ulaştırılmıştır.

Kaynaklar
1. Dilaver Cebeci, Tanzimat ve Türk Ailesi, Ötüken Yay., İst.,1993, 100.
2. Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken Yay., İst., 1983, X, 319.
3. Emre Kongar, İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Cem Yay., İst., 1976, s. 37
4. Ahmed Akgündüz, İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müesseseleri, Türk Tarih Kurulu Yay., Ankara 1988, s.16-17.
5. Ziya Kazıcı, İslam Kültür ve Medeniyeti, Timaş Yay., 200-201.
6. Kemal Beydilli, Osmanlı Devrinde İmamlık, T.D.V. İ.A., XXII, 181-182.
7. Nazif Öztürk, Menşe'i ve Tarihi Gelişimi Açısından Vakıflar, Vakıflar Gen. Md. Yay., Ankara 1983, 85-86.