Sızıntı Arşivi

Kasım 1980 · s. 16 · 3 dakikalık okuma

Onun Şahitleri

Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

O’NUN ŞAHİDLERİ

Cemal tecellisini gösteren hayat; nasıl ki, Allahü Taalânın Ehadiyetinin (Tek oluşunun) kati bir delilidir. Belki bir çeşit Birlik tecellisidir. Celal tecellisini izhar eden ölüm dahi, toptan kâinata hâkim Birliğinin kati bir delilidir. Evet mesela: Nasıl ki, Güneşe karşı parlayan ve akan büyük bir ırmağın kabarcıkları ve yer yüzünün parlayan şeffafları, Güneşe şehadet ettikleri gibi, o katrelerin (damlaların) ve şeffafların batıp gitmeleriyle beraber arkalarından yeni gelen katrelerin taifeleri ve şeffafların kabileleri üstünde yine Güneşin cilvelerinin haşmetle devamı ve ışığının tecellisi ve noksansız sürüp gitmesi katiyyen şahidlik yapar ki; sönüp yanan, değişip tazelenen, gelip parlayan misalî güneşçikler, ışıklar ve nurlar, bir baki, daimi, Ali, tecellisi zevalsiz bir tek Güneşin cilveleridir. Demek o parlayan katreler, meydana çıkmaları ve gelmeleriyle Güneşin vücudunu gösterdikleri gibi; gurublariyle, kayboluşları ile, Güneşin bekasını, devamını ve birliğini gösteriyorlar. Aynen öyle de: şu akıp giden mevcudat, vücudlariyle ve hayatlariyle Allahu Taalânın varlığının zaruretine ve birliğine şehadet ettikleri gibi, yok olmalariyle ve ölümleriyle O varlığı zaruri olan Zatın, Ezeli-Ebedi olduğuna ve Birliğine şehadet ederler.

Evet gece gündüz, kış ve yaz, asırlar ve devirlerin değişmesiyle gurub etme ve kaybolma içinde yenilenen ve tazelenen güzel san’at eserleri, latif varlıklar, elbette yüce, ebedi ve daima tecelli eden bir cemal sahibi‘nin vücud, beka ve birliğini gösterdikleri gibi: o sanatlı varlıklar, zahiri değersiz sebepleriyle beraber zeval bulup ölmeleri, o sebeplerin hiçliğini ve bir perde olduğunu gösteriyorlar. Şu hal katiyyen isbat eder ki; şu sanatlar, şu nakışlar, şu tecelliler; bütün isimleri mukaddes ve güzel olan celal sahibi cemil (güzel olan) Zatın tazelenen sanatlarıdır, değişen nakışlarıdır, hareket eden aynalarıdır, birbiri arkasından gelen damgalarıdır, hikmetle değişen mühürleridir.

Elhasıl: Şu büyük kâinat kitabı, nasıl ki, varlık ve birliğe dair tekvini (yaratma ile alakalı) âyetleri bize ders veriyor. Öyle de: O celal sahibi Zatın, bütün kemâli, cemâli ve celâli vasıflarına da şehadet eder. Kusursuz ve noksansız Zâti kemalini isbat ederler. Çünkü, apaçıktır ki, bir eserde kemal, o eserin kaynak ve başlangıcı olan fiilin kemâline delalet eder. Fiilin kemâli ise, ismin kemâline ve ismin kemâli, sıfatın kemâline ve sıfatın kemâli, şe’ nin (durum) kemâline, şenin kemâli, o şanlar sahibi zatın kemâline, sezgi, zaruret yönünden açıkça delalet eder.

Mesela: Nasıl ki, kusursuz bir sarayın mükemmel olan nakışları ve tezyinatı, arkalarında bir ustanın fiillerinin mükemmelliğini gösterir. O fiillerin mükemmeliyeti, o fail ustanın rütbelerini gösteren unvanları ve isimlerinin mükemmeliyetini gösterir. Ve o isimler ve unvanlarının mükemmeliyeti, o ustanın sanatına dair sıfatlarının mükemmeliyetini gösterir. Ve o sanat ve sıfatlarının mükemmeliyeti, o sanat sahibinin zâtî şe’nler denilen zıt istidad ve kabiliyetlerin mükemmeliyetini gösterir ve o zâti şe’nlerin ve kabiliyetlerin mükemmeliyeti, o ustanın zâti mahiyetinin mükemmeliyetini gösterdiği misilli.. Aynen öyle de; şu kusursuz, fütursuz âlemdeki müşahede edilen eserler, şu muntazam kâinatın mevcudatında olan sanat ise; müşahede ile iktidar sahibi bir iktidarın fillerinin kemaline delalet eder. O fiillerin kemali ise, açıkça o celal sahibinin isimlerinin kemaline delalet eder. O kemal ise, mecburen o isimlerin cemal sahibi müsemmasının sıfatlarının kemaline delalet ve şehadet eder. O sıfatların kemali ise, yakinen o kemal sahibi Mevsufun kemaline delalet ve şehadet eder. O şe’nlerin kemali ise, hakkalyakin şekilde o şenler sahibinin zatının kemaline öyle delalet eder ki, bütün kâinatta görünen bütün kemâlât nevleri, O’nun kemâlinin üyeleri, celalinin rumuzları ve cemalinin işaretleri olduğunu gösterir.

BN.