Nisan 1980 · s. 16 · 1 dakikalık okuma
Onun Şahitleri
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Birinci Pencere:
Her bir zerre; bir nefer gibi askeri dairelerin her bitinde, yani takımında, bölüğünde taburunda, alayında, fırkasında, ordusunda her birisinde bir nispeti o nispete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre hizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi... Hem mesela: Senin göz bebeğindeki o cansız ve şuursuz zerrecik dahi senin gözünde, başında, vücudunda kuvve-i müvellide (doğuran meydana getiren kuvvet), kuvve-i cazibe (çekici kuvvet), kuvve-i dafia (itici kuvvet), kuvve-i musavvire (kesmeden şekillendiren) kuvvet gibi devranına his ve harekeye hizmet eden toplar ve atar damarlarda ve sair sinirlerde hem senin nevinden ila ahir, birer nispeti birer vazifesi bulunduğunu açıkça bir Kadir-i Ezeli’nin sanatının eseri ve vazifeli memuru bulunduğunu ve tedbiri altında olduğunu, kör olmayan göze gösterir.
İkinci Pencere:
Havadaki her bir zerre; her bir çiçeği, her bir meyveyi ziyaret edebilir. Hem her çiçeğe her meyveye girer işleyebilir. Eğer herşeyi görür ve bilir bir Kadir-i Mutlak’ın musahhar (emre amade, itaatli) memuru olmasa, o serseri zerre, bütün meyvelerin, çiçeklerin cihazlarını ve yapılmasını ve ayrı ayrı sanatlarını ve onlara giydirilen suretlerin terziliğini ve herşeyi ihata eden (kuşatan) mükemmel terzilik sanatını bilmek lazım gelir. İşte şu zerre, bir güneş gibi bir tevhit nurunun şuaını gösteriyor. Ziyayı havaya; suyu toprağa kıyas et. Zaten eşyanın asıl menşeileri şu dört maddedir. Yeni hikmetle, hidrojen, oksijen, karbon, azottur ki, bu unsurlar evvelki unsurların (su, toprak, hava, ziya) cüzleridir.