Şubat 1980 · s. 16 · 1 dakikalık okuma
Onun Şahitleri
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

ÜÇÜNCÜ ŞAHİD:
Bak, şu seyyal kâinatta şu seyyar mevcudatta dolaşan canlılara... Göreceksin ki: Bütün canlılardan her bir canlı üstünde Hayy-ı Kayyum olan Allah’ın koyduğu çok mühürleri vardır. O mühürlerden bir mührü şudur ki; O canlı, mesela şu insan, adeta kâinatın küçültülmüş bir misali, hilkat ağacının bir meyvesi ve şu âlemin bir çekirdeği gibi ki, âlemdeki nevilerin ekser numunelerini içine almıştır. Güya o canlı, bütün kâinattan gayet hassas ölçülerle süzülmüş bir damladır. Demek, şu canlıyı yaratmak ve ona Rab olmak, bütün kâinatı tasarruf elinde tutmak lazım gelir.
İşte, eğer aklın evhamda boğulmamış ise anlarsın ki: Bir kudret kelimesini, mesela “bal arısını” ekser eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak ve bir sahifede, mesela “insanda” şu kâinat kitabının ekser meselelerini yazmak, hem bir noktada, mesela küçücük “incir çekirdeğinde” koca incir ağacının programını incir ağacının programını dercetmek (içine yerleştirmek) ve bir harfte, mesela, “insan kalbinde” şu büyük âlemin sayfalarında tecelli ve ihata eden (kuşatan) bütün güzel isimlerinin eserlerini göstermek ve bir mercimek tanesi kadar mevki tutan “insanın kuvve-i hafızasında” bir kütüphane kadar yazı yazdırmak ve bütün kevni hadiselerin tafsilatlı fihristesini o kuvvecikte dercetmek elbette ve elbette herşeyin Yaratanına has ve bu kâinatın Rabbi Zülcelal’ine mahsus bir mühürdür. İşte canlı üstünde olan pek çok İlahi Mühürden bir tek mühür böyle nurunu gösterse ve onun Ayetlerini şöyle okuttursa acaba birden bütün o mühürlere bakabilsen” “şiddet-i zuhurundan gizlenen Zatı noksan sıfatlarından tenzih ederim” demeyecek misin?
B.N.