Sızıntı Arşivi

Aralık 1988 · 1 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

His, insanın kendi duyma çizgisine giren şeyleri, zahir ve batın hassalarlyla kavraması demektir ki; bu mevzuda bir veya birkaç şeyi birden kavrayana hassas denir.

Akıl dimağın, vicdan da ruhun sezip kavramasıdır. Birincisini “bilmek” diye tarif edeceksek, ikincisine “his” demek uygun olur. Bu itibarladır ki, aklı atıl, vicdanı ölü kimselerin ne varlığı duyup hissetmeleri, ne de onun içinde olup biten şeyleri bilmeleri düşünülemez.

Hikmet açısından his, ruhun bizzat idrak makenizması demek olan vicdandır. Binaenaleyh, hissiz insan bir manada vicdansız, vicdansız insan da hissiz demektir.

Daha has manada his, iyi ve güzelin, fena ve çirkinin bir iç seziyle sezilmesidir ki; böyle bir yolla, pekçok insani vasıflar ortaya çıkarılabilir. Mesela: düşmanımızı esir ettiğimiz zaman, öldürmek mi, affetmek mi? İffetimizi lekeledikleri zaman, lekelemek mi, insanca davranmak mı? bütün bunları bu manadaki hisle seçeriz.

His, hikmetle terbiye edilir ve geliştirilir. Maddeci felsefe ise onu, söndürür ve köreltir. Bu itibarladir ki, her meseleyi akla irca edenler, hissin aydınlık dünyasını hiçbir zaman tanıyamazlar.

Doğru his, garazsız, ivazsız bir duyarlılığı gerektirir. Hakiki ve tam bir duyarlılık da, hakiki ve tam bir hisden doğar.