Sızıntı Arşivi

Ocak 1988 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Doğuşdan bir manâ ve nüve olarak, hemen her ruhun önemli bir yanını teşkil eden aşk, gerçek ton ve rengini hakiki aşka inkılâb etmekte bulur, ebedilik kazanır ve zamanla da vuslat eşiğinde bir mücerret lezzet haline gelir.


* * *

İnsanoğlunda, Hak tecellilerine açık olan zirve gönüldür.

Gönüllerin bu tecellilere, dolayısiyle de Allah sevgisine mazhar olmalarının en zâhir emaresi, ise, o sinelerde Yüce Yaratıcı'ya duyulan aşk ve iştiyaktır.


* * *

İnsan-ı kâmil ufkuna ulaşma yollarının en keskin, en kestirme ve sıhhatli olanı aşk yoludur.

Aşka, iştiyaka açık olmayan yollarla, o ufka ulaşmak oldukça zordur.

Denebilir ki hakikata ulaşmada, "acz u fakr, şevk ü şükür" yolundan başka aşka denk ikinci bir yol yokdur.


* * *

Aşk, yitirdiğimiz cenneti bulabilme yolunda, Cenab-ı Hakkın bizlere ihsan ettiği bir buraktır.

Ve bu buraka binenlerden şimdiye kadar hiç takılıp yolda kalan olmamıştır. Vakıa bu semavî burakın sırtında dahi, şatahat ve neş'e sarhoşluğuyla "yol kenarı" yürüyenlere rastlamak mümkündür.

Ama bu, tamamen, onların, Hakla aralarındaki münasebete râcidir...


* * *

Aşk, insanı bütün bütün yakıp kül ettiği için, bundan böyle onu ne dünya ne de ukba ateşleri yakmaz ve yakamaz.

Zira, iki emniyet ve iki korku, iki iştiyak ve iki ızdırabın bir insanda cem olmaması esasına binaen, bütün bir hayat boyu sinesini aşkın alevlerine açan ve iç dünyasında cehennemi ateşlerle pençeleşen kimselerin, ikinci bir defa aynı ızdırap ve aynı elemleri yaşamaları artık düşünülemez...


* * *

İnsana kendi varlığını unutturup onu sevdiğinin varlığıyla bütünleştiren aşk, kalbin, garazsız-ivazsız, sadece mâşuku dileyip, onun arzu ve isteklerinde duman duman eriyip gitmenin ünvanıdır ve zannımca insan olmadan murad da budur.


* * *

Aşk, Rahmeti Sonsuzun, insan oğluna gelip ulaşan en gizli lütuflarından biridir.

Aşk, bir nüve, bir çekirdek olarak hemen her fertte bulunur.

Şartların elverdiği ölçüde de o çekirdek ve tohum, ağaçlar gibi dal-budak salar; çiçekler gibi uyanır ve meyveler gibi, başlangıç ve sonu bir araya getirme noktasında kıvamına erer.


* * *

Aşk mesleğine göre âşıkın gözlerine başka hayallerin girmesi haramdır ve bu haramın irtikâbı aşkın ölümüdür.

Aşkın hayatı, çevresinde duyulan şeylerin, sevgilinin ad ve ünvanları, onun cemâlinin vasıfları ve kemâlinin destanları olduğu ölçüde devam eder yoksa, söner ve ölür...


* * *

Aşk, bir duygu olarak, göz, gönül ve kulak menfezleriyle insanın iç âlemlerine akar; vuslata dek de, bir baraj gibi şişer, bir çığ gibi büyür ve bir alev gibi onun her yanını sarar.

Aşk vuslatla noktalanınca, herşey durgunlaşmaya yüz tutar: ateş söner, baraj boşalır, çığ da dağılır gider...