Sızıntı Arşivi

Eylül 1987 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

İyi bir idareci ve siyasi için şu hususlar çok önemlidir:

Halk düşüncesi, hukukun üstünlüğü, vazife şuuru, kaba ve ağır işlerde sorumluluk anlayışı, ince ve nazik işlerde de maharet ve ehliyet.


* * *

Hükümet, adalet ve asayiş demektir.

Bunların bulunmadığı bir yerde hükümetin varlığından sözedilemez.

Hükümet bir değirmene benzetilecek olursa, çıkardığı un, nizâm-huzur ve emniyetdir.

Bunları çıkarmayan değirmen ise bir kuru gürültüdür ve hep hava öğütür.


* * *

Bir hükümetin milletine "Benim milletim" demesinden ziyâde; bir milletin başındaki hükümete "Benim hükümetim" demesi daha önemlidir ve zannımca aranan da budur.

Aksine millet, başındaki hükümeti bünyesine musallat olmuş tırtıl silselesi görüyorsa, o bünye ile o baş, çoktan birbirinden ayrılmış demektir.


* * *

Halkın kalbinde devlete saygı, hükümete hürmet memurun şiddetiyle değil, devleti idare edenlerin tavır ve davranışlarındaki ciddiyet, iş ve hizmetlerindeki samimiyetle kazanılmaya çalışılmalıdır.

Şimdiye kadar ne zalim memurların istibdadıyla ne de kitlelerin iğfaliyle hiç kimse payidar olamamıştır.


* * *

İyi ve faziletli bir devleti idare eden memurlar, özlerindeki asalet, fikirlerindeki asalet, hislerindeki asalete göre seçilebiliyorlarsa o devlet iyi ve güçlü bir devleîdir.

Bu yüksek seciyelerden mahrum kimseleri memur tayin ederek onlara iş gördürme bahtsızlığına uğramış bir hükümet ise iyi bir hükümet değildir ve katiyyen uzun ömürlü olamaz.

Zirâ, bu seciyesiz memurların fena davranışları, onun çehresine de aksedecek er-geç birer siyah leke olarak ve halk vicdanında onu da karalayacaktır.


* * *

Siyâset, halkı ve Hakk'ı hoşnut ederek bîr sevk-u idâre sanatıdır.

Hükümetler güç ve iktidarlarıyla, halkı serlerden, adaletleriyle de onlan zulümlerden korudukları ölçüde siyasetde başarılı sayılır ve istikbâl vâd edici olurlar.

Aksine, ikbâl mumları hemen söner; sonra da yıkılır gider ve arkalarında küfürlerle lânetlerle seslendirilen bir herc-ü merc bırakırlar.


* * *

Memurlar, muamelelerinde, kanunlar çerçevesinde ve fakat vicdanlarının yumuşatıcılığına göre yumuşak olmalıdır.

Böylece hem kendi itibarlarını, hem kanunların itibarlarını hem de devletin itibarını korumuş olurlar.

Aşırı sertlikler, beklenmedik patlamalara, aşırı yumuşaklıkların da toplumun, nesepsiz düşüncelerin meşcereliği haline gelmesine sebebiyet vereceği hatırdan çıkarılmamalıdır.


* * *

Öğrenip öğretilecek şeyler, insanın mahiyetini, kainatın sırlarını keşfe ma'tuf olmalıdır.

Benlik sırlarına ışık tutmayan, mekândaki karanlık noktaları ve tıkanıklıkları açıp aydınlatmayan ilim, ilim değildir.


* * *

Kanunlar, herzaman, heryerde ve herkes için geçerli; onların tatbikçileride hem cesur hem de âdil olmalıdırlar ki, kitleler bir yandan onlara karşı korkarken diğer yandan da bütün bütün güven ve emniyetlerini yitirmesinler.


* * *

Öteden beri kitleleri, zekî, bilgili, büyük aksiyon adamı siyasîler idare etmişlerdir.

Onları da -iyisi ve kötüsüyle- kendi içlerindeki akıllı ve görgülü insanlar.

Bizim cihan hakimiyetimiz de bu kadroya sahib olduğumuz dönemlere rastlar...