Sızıntı Arşivi

Haziran 1987 · 1 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Tasavvuf, neticesi itibariyle, insanın kendi aczini, fakrini, hiçliğini kavrayarak varlığının esasını teşkil eden Hakk'ın vücudunun şuaları karşısında bütün bütün eriyip yok olmanın ünvanıdır.


* * *

Tasavvuf, insan ruhunun saflaşıp kendi özüyle bütünleşmesi, bütün zaman ve mekânları aşarak bir bilinmez buuda ulaşması keyfiyetidir.

Ve ancak bu yolladır ki, her ferd, mîrâc-ı nebevi ile açılan kapıdan geçerek gidip Rabbine ulaşır ve bir nevi miraca mazhar olur.. tabii kendr istidâd ve kabiliyetine göre bir mirâca...


* * *

Felsefe ve hikmet, insanın düşünce ufkunu genişletir ve onun, eşya ve hadiseleri tanımasına yardımcı olurlar.

Tasavvuf ise, idrak edilmez bir buudda eşya ve hâdiselerin yaratıcısıyla insanın temâsını temin eder ve onu Allah'ın dostu haline getirir.


* * *

Tasavvuf, tarikat ehlinde de görüldüğü gibi, zikir ve fikir yoluyla insan ruhunun, nâmütenâhî olan "kemâlât-ı ilâhiyye"den feyiz alarak aydınlanmasından ibâretdir.

Başlangıcı, insan benliği mikyas yapılarak sonsuza bir kısım farazî hatlar koymakla başlar; nihayeti de benlik ve benlik sırlarından vazgeçip herşeyi O'ndan bilmekle noktalanır.


* * *

Tasavvuf, felsefenin elinin ulaşamadığı uluhiyyet gerçeğinin, kalb eli, kalb ayağı ve kalb gözüyle araştırılması yoludur.

Aklın, yalınayak ve baş açık hayalleriyle ters yüz edildiği bu yolda, kalb bir üveyk gibi kanatlanır, kendi kadirşinas kriterleriyle o mevcûd-u meçhulü tanımaya çalışır.

Sonra da elde etdiği irfânını, "mâ arefnâke-hakka-ma'rifetike" (seni hakkıyle bilemedik) sözleriyle ilân eder.


* * *

Tasavvuf, islâm hakikatının insan vicdanı tarafından duyulup hissedilmesi mesleğidir.

Bu itibarla da, onu, yaşadığı hayatın şuurunda olamıyanlar idrak edemiyecekleri gibi, başkalarına aid menkıbelerle tesellî olanlar da katiyyen anlayamayacaklardır.