Sızıntı Arşivi

Şubat 1987 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Her gerçek önce, insan ruhunda bir öz halinde belirir; sonra hissedilir; sonra da sözle, kalemle, çekiçle canlandırılır, kristaleştirilir ve nokta nokta, çizgi çizgi sanat eserinin çehresinde ifade edilmeye çalışılır.

Böyle bir eserin, zaman ve mekan üstü buudlara ulaşması ise tamamen inanç ve aşkın dereceleriyle alâkalıdır.


* * *

Bazan aynı yöre ve aynı ülkenin insanları arasında dahi edebî boşalma ve edebî gerilim başka başka olabilir.

Dış yüzle alâkalı bu farklılık, tamamen eşya ve hadiselere bakış açısı, inanç ve diğer değerleri kabul edip etmemeden kaynaklanmaktadır.

Dağın doruğundakine göre derenin dibindekîne ait nağmeler mânâsız birer mırıltı, derenin dibindekine göre de zirvedekine ait olanlar...


* * *

İyi bir sanat eseri, onu meydana getiren unsurların mükemmeliyetiyle, unsurların mükemmeliyeti de onları teşkil eden cüzî fertlerin mükemmeliyetiyle yakından alâkalıdır.

Özün sağlam olmadığı bir yerde temiz bir duygu, temiz bir duygunun bulunmadığı bir yerde de hep canlı kalabilecek "kor" gibi eserlerin ve alevden ifadelerin meydana getirilmesi imkansızdır.


* * *

Yeryüzünde ayrı ayrı medeniyet ve kültürlerin bulunması gibi, ayrı ayrı edebiyat türlerinin bulunması da tabiîdir.

Ne var ki o, ruhundaki edep, güzellik sevgisi, tabiat kitabına ait çizgi ve nağmelerle çok yüzlülüğü içinde yine de bir vâhit ve âlemşümuldür.


* * *

Her sanatkar gibi edebiyatçı da, kainat gerçeğindeki renk, şekil ve çizgilerde hep kendine ait birşeyler aramaktadır.

O, aradığını bulup ifade edebildiği gün kalemini kırar, fırçasını atar, hayret ve hayranlık içinde kendinden geçer.

Bu itibarladır ki, en büyük sanatkarlar.

Hakkın azad kabul etmez mütefekkir ve duyarak yaşayan kulları arasında aranmalıdır.


* * *

Değişik bir kültür ve medeniyet meşcereliğinde gelişip olgunlaşan divan edebiyatı, bir kısım kimseler tarafından, ağır, ağdalı ve mânâsız görülüyorsa, böyle bir anlayışın sebeblerini başka yerlerde aramak gerektir.

Rica ederim. Kitap ve Sünnetin semavî tayfları altında, ötelerden gelen bir nuru sonsuza kadar taşımaya azmetmiş kahramanların heyecanlı sinelerinde ve cihanları yeniden şekillendirme düşüncesiyle şahlanmış yüksek ruhlarda mayalanan bir edebiyatı, ölü bir dönemin cansız cenazelerinin anlamasına imkan var mıdır..!