Sızıntı Arşivi

Haziran 1985 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

En talihli ve mesud insan vicdanı hep ötelerin aşk ve iştiyakiyle sermest olan insandır.

Bedenin, sınırlı, dar ve boğucu mahbesinde ömürlerini geçirenler, saraylarda dahi olsalar zindanda sayılırlar.


* * *

Her insanın ilk ve en birinci vazifesi, kendini keşfedip tanıması ve bu sayede aydınlanan mahiyet adesesiyle dönüp rabbine yönelmesidir.

Kendi mahiyetini tanıyıp bilmeyen ve Yüce Yaratıcısıyla münasebet kuramayan bahtsızlar, sırtlarında nasıl bir hazine taşıdıklarını bilemeyen hammallar gibi geçer giderler bu dünyadan.


* * *

Ümitle uzun yollar aşılır; ümitle kandan irinden deryalar geçilir ve ancak ümitle diriliğe ve düzene erilir.


* * *

İnsan, zatında aciz bir varlıktır ama; Kudreti Sonsuz'a dayanması sayesinde, fevkalâde bir iktidar gösterdiği de gözden kaçmamaktadır.

Evet o, böyle bir Kudreti Sonsuz'a dayandığı içindir ki, damla iken çağlayan, zerre iken güneş ve bir dilenci iken sultan olur.


* * *

İnsan, yüksek duygularla mücehhez, fazilete istidatlı, ebediyete meftun bir varlıktır.

En sefil görünen bir insan ruhunda dahi ebediyet düşüncesi, güzellik aşkı ve fazilet hissinden meydana gelen gökkuşağı gibi bir iklim mevcudtur ki, onun yükselip ölümsüzlüğe ermesi de, mahiyetindeki bu istidatların geliştirilip ortaya çıkarılmasına bağlıdır.


* * *

İnsan, varlık ve hadiseler kitabıyla içli dışlı olup, onunla bütünleştiği ölçüde gönül dünyasında hikmet parıltıları belirir.

Bu sayede o, özünü tanır, marifetullaha erer, sonra da gider Allah'a vasıl olur.

Elverir ki, düşünce plânında tahakkuk ettirilmek istenen bu seyr-ü seyahat îlhad ve inkâr hesabına şartlanmıştık içinde yapılmasın...


* * *

Hakiki insanlar, diğer canlılarla aralarındaki müşterek hareketleri, nesil ve nevilerini devam ettirmek istikametinde, bir vazife şuuruyla ve zaruret sınırları içinde yerine getirirler.

Ölçüsüzce bedenî hazlarına kapılıp gidenler ise, başka varlıklarla aralarındaki mesafeyi daraltmış ve sınırları zorlamış olurlar.


* * *

Sevgiyi sevip düşmanlığa düşman olmak, inançla coşan bir kalbin en mümeyyiz vasfıdır.

Herkesden nefret ise, ya gönlü şeytana kaptırmışlık veya bîr cinnet eseridir.

Sen insanı şev; insanlığa hayran ol...!


* * *

Başkalarını sana sevdiren ve onları senin nazarında sevimli kılan tavır ve davranışlara dikkat et!

Unutma ki, aynı şeyler senin de sevilip beğenilmene vesile olabilir.

Daima insanca davran ve uyanık ol..!


* * *

Aç herkese, açabildiğin kadar sineni; ummanlar gibi olsun!

İnançla geril ve insana sevgi duy; kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül!..


* * *

İnsanın insanlığı, fâni olan hayvânî cesedinde değil; ebediyete meftun ve müştak olan ruhunda aranmalıdır.

Bu itibarladır kî o, ruhuyla ihmale uğrayıp, sadece bedeniyle ele alındığı zamanlarda katiyyen doyma noktasına ulaşamamış ve tatmin edilememiştir.