Haziran 1984 · 2 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Dünden bugüne bütün fenalar ve fenalıklar, onların daha kötüsü nazara verilerek millete kabul ettirildi. Hatta "ehven-i şer" diye alkışlattırıldı.
Tıpkı "dinsizi görünce, imansıza rahmet okuma" atasözünde olduğu gibi..
Bu hâin fikir, hangi mel'un sistemden kaynaklanırsa kaynaklansın inançlarımız, tarihî düşüncemiz, örf ve âdetlerimiz adına böyle bîr izâfîliği kabullenme, sonu gelmeyen bir soysuzlaşma ve yozlaşmaya "evet" demekden başka birşey değildir.
* * *
İnsan bünyesinde, insan için hayatî ehemmiyet arzeden bir kısım önemli noktalar bulunduğu gibi, millet bünyesinde de inanç, tarih şuuru, millî kültür ve millî mefkure gibi... Hassas noktalar mevcuttur.
Fert, kendi bünyesindeki, bu hayatî noktalardan birinin darbelenmesiyle sendeleyip devrilmesi mukadder olduğu gibi, millet de bu noktalardan herhangi birinden alacağı bîr yara ile yıkılması muhakkakdır. Bin nefrin milletin inanç ve tarihiyle oynayanlara! Bin nefrin mâzî düşmanlarına!
Bin nefrin millî kültür ve millî mefkûreyi tahrib edenlere! Bin nefrin geleceği karanlık gören ve gösteren bedbinlere ve karamsarlara!
* * *
Bir cemiyet kendi ruh kökünden uzaklaşınca, bakış zâviyesi değişir ve değer hükümleri de bütün bütün altüst olur.
Böyle bîr toplumda, cihâda bâğîlik, zûlme adalet nâmı verilir; tarihe lanetler yağdırılır, günün iğrenç şeyleri göklere çıkarılır; edeb horlanır, hayâsızlık alkışlanır; iffet öcü gösterilir, yüzsüzlük tabiî sayılır; millete ve mâzîye bağlılık en bayağıca karalanırken" köksüzlük ve köksüzler âdeta semâvîleştirilir..!
* * *
Başkalarını karalamak suretiyle kendini anlatma ve tanıtma yolu, önceleri sadece, şarkda bir nifak gurubunun işi olarak biliniyordu.
Maalesef şimdi öylesine yaygınlaşdı ki;
Hak namına mücâdele verenlerin büyük bir kısmı dahi, bu erâcife elini sokmakdan kendini alamadı.
Yazıklar olsun batıl yollarla hak arayanlara!
Yazıklar olsun bütün makyavelistlere..!
* * *
Garip, yurdundan-yuvasın dan uzak kalan, dostundan, ahbabından ayrı düşen değildir. O; yaşadığı dünya, içinde bulunduğu toplum itibariyle halinden yolundan anlaşılmayan; yüksek idealleri, ötelere ait düşünceleri, başkaları uğruna şahsi zevklerinden fedakârlığı ve fevkalâde himmet ve azmiyle, kendi toplumunun kanunlarıyla sık sık zıdlaşıp çakışan, çevresi tarafından yadırganıp irdenen ve her davranışıyla garibsenen insandır.
* * *
Asrımızın başında, ilmî ilahlaşdırarak her şeyi ona kurban eden bir kısım sığ görüşlü materyalistlere karşı, çağın cihânnümâ ilim adamı:
"dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır" diyerek, bu asrı saran korkunç hezeyânı, en lâtif şekilde taşlıyordu:
Bilmem ki, günümüzün hem kör hem de topallarını görseydi ne diyecekdi!
* * *
Bir atelye, bir fabrika iyi bir plân, sağlam bir fizibilite üzerine kurulduğunda, devamlılık ve istikbal va'detmesine karşılık, temelinde sağlam bir düşünce, esaslı bir hesap bulunmadığı takdirde fiyasko ile neticelenmesi mukadderdir.
Ya bütün bir millete ait işler, devlet idaresi ve insan gibi her yanı ayrı bir bilmece bu anlaşılmaz varlığın insanlığa yükseltilmesi..?