Temmuz 1983 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
![]()
İnanan Bir Kere Aldanır
Her yüce ideal ve yüksek mefkûre, sistemli düşünce ve sıhhatli bir plânda varlığa erer, taraftar bulur ve günde birkaç defa müntesiplerinin talihine tebessüm eden mihrap haline gelir. Bu destek ve kaideyi bulamayan davâ ve düşünceler ise, daha doğmadan ölüp giderler.
* * *
Varlığı - yokluğu, derlenip - toparlanması ve dağılıp gitmesi bize ait olmayan mesnetlere, kuvvetlere ve dönüp duran yelpâzelere ne bir hüküm ne de davâ bina edilmemelidir. İdeallerinin tahakkukunu bunlara bağlayanlar hep aldanmış; geleceği bunların üzerine kuranlar, yapıp ortaya koydukları şeylerin enkazı altında ezilip gitmişlerdir.
* * *
Bir davâda; mefkûrenin ulvîyeti, düşünce ve plânın sağlamlığı, o davayı temsil eden fertlerin yürekten ve ihlâslı olması çok ehemmiyetli unsurlardır. Ne var ki, yapımı tasarlanan herhangi bir iş için sebeplerin seçimi, beklenen neticeye göre onların işlerliği de en az o kadar mühimdir. Neticeye götüreceği denenmemiş ve bir yüce divandan te'yit görmemiş sebeplerle yola çıkanlar, kendilerine bel bağlayanları yanıltarak inkisara uğratmış, kendilerine de yazık etmiş olurlar.
* * *
Hak, yine hakka istinat ettirilmeli ve en doğru yollarla araştırılmalıdır. Onu, hak düşüncesinin bilinmediği iklimlerde araştırmak bir gaflet, batıl sebeplerin karanlık atmosferinde tâkib de bir aldanmışlıktır.
* * *
Menfî düşünce ve menfî mekanizma üzerine müsbet şeyler bina edilemez. Müsbetin, menfiler arasındaki yeri, tıpkı dönen kapıların boşlukları arasında yürümek gibi olmalıdır. Yürüme durmamalı, geçilip gidilmeli ve katiyyen müsademe edilmemelidir.
* * *
Bakî hakikatlar, geçici ve değişken şeylere bağlanmamalıdır. Yüzüp gezen bir adaya en hayatî te'sislerin kurulması ne ise, idare ve dümeni başkalarının elinde olan sistemlere bağlı kalarak hizmet etmek de aynı şeydir.
* * *