Sızıntı Arşivi

Mart 1983 · 2 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

SIR TUTMA

Sır bir namustur; onu koruyan -ister kendisine isterse başkasına ait olsun- namusu korumuş olur. Onu fâş eden ise, şeref ve haysiyetini açıkta bırakmış ve ona değerince itibar etmemiş sayılır.

* * *

İnsanın, sırrını emanet edeceği kimse, kendisine namus emanet edilecek kadar emin ve onu muhafaza hususunda, kendi namusunu korumadaki titizliği kadar hassas olmalıdır. Emin olmayana emanet sırrı namus bilmeyene de, sır tevdi edilmemelidir.

* * *

Sır tutma ve başkalarının sırrına saygılı kalma, tamamen irade ve idrakla alâkalı insanî bir meziyettir. İradesiz kimselerin sır tutmaları beklenemeyeceği gibi; yaptığı işlerin ve söylediği sözlerin akıbetini idrak edemeyecek kadar,saf-derûn kimselerin de ketûm olmaları düşünülemez.

* * *

Bir insanın, emanet ettiği sırrını birkaç defa fâş etmiş birisine, yine de sır vermesi, onun idraksizliğine ve sırdaş seçiminde aczine delâlet eder. İnançla gönlü oturaklaşmış ve gözü açılmış birisi, hayatında bu kadar aldatılıp bu kadar iğfal edilemez.

* * *

İnsan, beyan ve tavzihe lüzum görülen yerlerde, kendisine düşeni antlatmalı; boş yere kalbinin kapağını açarak sırlarını fâş etmekten kat'iyyen sakınmalıdır. Öyle uluorta, heryerde, kalbindeki sırları saçıp gezenlerin, günün birinde hem kendilerini, hem de içinde bulundukları toplumu, önünü alamayacakları bir ölüme sürükleyecekleri, kat'iyyen hatırdan çıkarılmamalıdır.

* * *

İnsan, kendisine ait gizli şeyleri şurada-burada fâş etmekten fevkalâde sakınmalıdır. Hele bunlar, çirkin ve sevimsiz ve netice itibariyle de bir faide getirmeyen şeylerden ise.. Zira bu hal, çok dafa dostları mahcûb, düşmanları da mesrur edebilecek, uygun olmayan durumların doğmasına sebebiyet verebilir.

* * *

Sîneler, sırlar için birer sandukça olarak yaratılmışlardır. Akıl onların kilidi, irade de anahtarıdır. Bu kilit ve anahtarda arıza olmadığı sürece, sandukçanın içindeki cevherlere kimsenin muttali olmasına imkân yoktur...

* * *

Başkasının sırlarını sana taşıyan birisinin, senin sırlarını da, başkalarına taşıyabileceği ihtimaline binâen, öyle densizlerin, en ehemmiyetsiz hususiyetlerimize dahi vâkıf olmalarına kat'iyyen fırsat verilmemelidir.

* * *

Sır vardır, ferdi ilgilendirir; sır vardır aileyi; sır da vardır ki, bütün bir toplum ve milleti.. Ferdî bir sırrın fâş edilmesiyle ferdî haysiyet; ailevî bir sırrın açığa çıkmasıyla ailevî haysiyet; topluma ait bir sırrın ifşâ edilmesiyle de millî haysiyetle oynanılmaya fırsat verilmiş olur. Zira sır, sinelerde kaldığı müddetçe sahibi için bir kuvvet olmasına mukabil, başkalarının eline geçince, onun aleyhine kullanılmaya müsait bir silah haline gelir. Onun içindir ki, atalarımız: "Sırrın senin esîrindir; fâş edersen esîri olursun" demişlerdir.

* * *

Bir prensip olarak, sırrın benimsenmesi gerekli olan nice kıymetli işler vardır ki; onu temsil edenlerin sır tutmayışından, o işte bir adım ileriye gidilememiş, hatta bazen müteşebbisler için ciddî rizikolara da sebebiyet verilmiştir. Hele bu iş, milletin hayat ve bekâsıyla alâkalı nazik mevzûlardan ise!.

* * *

Bir devlet, devlet sırlarını düşmanlarına kaptırmış; bir ordu hareket stratejisini hasım güçlere belli etmiş; bir iş ve aksiyon adamı, rakibleri tarafından keşfedilmiş ise, o devletin derlenip toparlanmasına; o ordunun zafer elde etmesine ve o aksiyon adamının muvaffak olmasına imkân yoktur.

* * *