Eylül 1982 · 4 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
![]()
İHTİYÂT
İhtiyât, bir iş ve bir hamlede zarar ihtimallerine karşı ve maruz kalınan musibetler neticesinde ah-u vâha düşmemek için ehemmiyetli bir davranıştır. Esbaba tevessülde gerektiği gibi hazırlanamamış nice müteşebbis vardır ki, neticede ya dizini döver veya kadere taş atar. Evet, onlar önce tedbirde kusur, sonra da kaderi tenkitde hataya düşdüler.
Bir hamle ve teşebbüsde hedef alınan netice ne kadar büyük ise, o uğurda gerekli görülen tedbirlere riayet de, o nisbetde ehemmiyetlidir. Binâenaleyh, bir şahıs, üzerine aldığı mükellefiyetin büyüklüğü ölçüsünde, fayda ve zararları da hesab ederek ona göre işini düzene koymazsa, o, ya teşebbüs ettiği şeylerde gayr-ı ciddî bir maceracı veya saf-derûn bir ahmakdır. Böyle ahmakların hamlesi âtaletlerinden daha zararlıdır.
* * * * *
Bir insanın, maksadlarını elde etmesinde, tedbir ve ihtiyât büyük bir sermayedir. Bu hususda gösterilecek küçük bir gevşeklik veya ihmâl ise, neticede suçlamalara sebebiyet verecek büyük hatalardandır. Akıllı insan, meydana gelmesi muhtemel mazarratlar, daha ortaya çıkmadan, onları bertaraf etmek için çareler bulmuş ve yerli yerine yerleştirmiş olan insandır. Evet, atalarımızın da dediği gibi: "Hırsız seni çarpmadan mutlaka sen hırsızı yakalamalısın."
* * * * *
İnsan her işi bir ön plan ve tedbirle ele almalıdır Netice itibariyle de maddî manevî bir fayda ve fazilet vadetmiyen şeylerden katiyyen sakınmalıdır. Böyle ilk bir tedbirle ele alınmayan her teşebbüs bir abes ve abesle iştigâl ise, kişinin aklının noksanlığına ve çocukluğunu yaşamasına delâlet eder.
* * * * *
Bir şahıs kendi kadir ve kıymetini, çetin imtihanlar ve nâmüsait şartlar muvacehesinde elde edeceği muvaffakiyetlerle isbat eder ve ortaya kor. Böyle ağır şartlar altında verilen hizmetteki muvaffakiyet ise, her şeyden önce sağlam bir plân ve o plâna göre hareket etmeye vâbestedir. Buna göre bir ferdin kadir ve kıymeti onun muvaffakiyetleriyle, muvaffakiyetleri ise, teşebbüslerinden evvel alacağı kararlarla mebsuden-mütenasib "doğru orantılıdır.
* * * * *
Bir insanın, "yüklendiği mükellefiyetleri, ahenk içinde götürebilmesi, bir kısım ilk tedbir ve planlara bağlı olduğu gibi, bütün bir hizmet devresi boyunca, hasımları tarafından rahatsız edilmemesi, engellenmemesi de, ihtiyâtlı ve dikkatli olmasına bağlıdır. Nice, bin gürültü ve tarraka ile yola çıkanlar vardır ki, daha iki adım ilerlemeden düşmanları tarafından kıskıvrak yakalanmış ve etrafları, uyardıkları yılanlar, çıyanlarla sımsıkı sarılmışdır. Keşke herşey, sadece bundan ötürü olsaydı! Ya onların bu falsolu hareketleriyle bütün bütün ümidini yitiren ve felç olan zavallı yığınlar...
* * * * *
İhtiyâtlı olma, korkup geriye durmadan, tamamen farklı olduğu gibi, tedbirsizce davranışların da, cesaret ve civanmertlikle hiçbir alakası yoktur. Vakı'a, birinci şıkda ifrata varıldığı takdirde, bir kısım zararların gelmesi bahis mevzuu olabilir; ama bunlar, katiyyen mevziî ve çaresi bulunabilecek zararlardandır. Tedbirsizliği kahramanlık sayanların ulu-orta hareketleri ve donkişotça davranışları ise, her zaman tehlikeli ve rizikoludur.
* * * * *
İhtiyât; dost-düşman, tahrik olabilecek bütünçevrenin, kinlerini, nefretlerini, kıskançlıklarını hesaba katarak hareket etmektir ki; böyle bir davranışda zahiren bir pasiflik ve atâlet göze çarpsa bile, engelleme ihtimâlinden uzak bulunduğu için fiyaskosu az, dolayısıyle de inkisar-ı hayâle sebebiyet vermekten uzaktır. Aksine, dolu-dizgin her hamle ve hareket ise, fevkalade fitne uyarıcı ve netice itibariyle de hep endişe vericidir.
* * * * *
Her kötü haslet gibi, sırf bir aldatmaca olan, kitle-ruh haletiyle, yine kitle avına çıkmak, batının bize armağan ettiği şeylerdendir. Bu sakat ve nesebi gayr-ı sahih düşünceyi benimseyenlere göre, bir yumurtanın başında bir sürü (gak gak gıdak) normal görülüp tecviz edilse bile, bize göre her mesele bir mercan sabrı ve sessizliği içinde, en kuytu yerlerde ve mercan kuluçkalarının ızdırablı fakat gürültüsüz hallerine uygun bir çizgide cereyan etmelidir.
* * * * *
İnsanın Hak katındaki yüceliği, himmetinin yüceliğiyle ölçülür. Himmet yüceliğinin en bâriz emaresi ise, insanın, başkalarının mutluluğu adına şahsî haz ve zevklerinden fedâkârlıkta bulunmasıdır. Bilmem ki toplumun selâmeti uğruna, haysiyet ve şerefini ayaklar altına almak; hatta kükremesi gerekli olduğu yerlerde dahi öfkesini yutarak dayanmasını bilmek; şahsî saadetinin bahis mevzûu olduğu her yerde isteklerine hacir koymaktan daha büyük bir fedâkârlık tasavvur edilebilir mi?.
* * * * *
Fatih orduların bütün muvaffakiyetlerini atılganlığında görüp de, erkân-ı harpçe plânlara ehemmiyet atfedilmemesi nasıl bir akılsızlık ise, bütün muvaffakiyetleri âmiâne cesaretlere bağlayıp, tedbire değer vermemek de öyle bir hamâkatdir.
* * * * *
Teşebbüsler gibi tedbirler de Hakkın inayetine arzedilmiş birer davetiyedir. Ve aynı zamanda bunlar bir hakikatin iki yüzünden ibarettir. Bunlardan birinde meydana gelecek kusur, çok defa inayetin kesilmesine ve dolayısıyla da muvaffakiyetsizliğe sebebiyet verecektir. Arızasız yol ve yürüyüş ise her lahza basiret üzre olmakla kabildir. Ne mutlu bunu idrak edenlere!.
* * *