Temmuz 1998 · s. 267 · 7 dakikalık okuma
ÖFKE
Arslan Mayda · Dr. · Tıp

Merkezleri beynimizin bölgelerinden hipotalamus ve limbik sistem içerinde meydana gelen duygu boşalmasına öfke diyoruz. Öfke, bütün diğer duygular gibi karşıtı ile vardır. Öfkenin karşıtı olan sakinliği meydana getiren merkezlerde yine bu sistem içerisinde yerleştirilmiştir. Beynimizde öfkeyi baskılayan merkez olmasaydı insanlar öfke yüklü, toplumsa öfke toplumu olurdu.
Kişinin yaratılış özelliği, değer ölçüleri, vücudunda bulunan başka hastalıklar, yaş, cinsiyet, yerleşim farklılıkları, hususi istidatların yokluğu, fiziki özellikler, kişiye göre varlıkların önem dereceleri, fiziki çevre, trafik, kuyruklar, gürültü, kuraklık, kısıtlamalar, isteklerin geri çevrilmesi vb. gibi birçok sebep öfkenin oluşmasında ve şiddetinde tesirli olabilirler.
Öfkenin
ortaya çıkışında yaş, cinsiyet, yerleşim farklılıkları tesirlidir. Ergenlik
(Adölesan) çağında öfke, sevecenlik kadar şiddetli ve çabuk görülür. Özellikle
erkek çocukların öfkeye, kız çocukların ise üzüntüye genelde yatkın oldukları
gösterilmiştir. Öfkenin oluşmasında güçlü olmanın önemli bir tesiri vardır.
Dolayısıyla, ceza verme ve saldırma olayları kuvvet üstünlüğüne dayandığı için,
bu konuda kızlara nazaran erkeklerde öfke daha ağırlıklıdır.
Kültürleri ve ırkları aynı olan, Amerikan Samoanları ve Batı Samoanları arasında 25–55 yaşlarında 593 kişi üzerinde öfke baskılaması yönünden araştırma yapılmış, Amerikan Samoanları Batı Samoanlarına göre daha öfkeli bulunmuştur. Öfkeyi baskılamada yine Batı Samoanları daha başarılı bulunmuştur.
Bazı hastalıklar insanı daha hassas ve daha gergin yapar. Şeker hastalarında yapılan araştırmalarda, bunlarda diğer hastalara göre öfkelenme duygusunun çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Yine çaresiz, kronik hastalığı olanlar (AİDS, kanser, verem, romatizma, felç vb.) da genelde öfkelidirler. Çocuk felci geçirip sakat kalan çocukların ve organ zafiyeti olan erişkinlerin organ zafiyetlerinden dolayı, en ufak haksızlık karşısında öfkelendikleri ve tepki gösterdikleri, başkalarının acının hislerine karşı saldırgan oldukları müşahede edilmiştir
Kişiler, değer verdikleri mevki, makam kayıplarından dolayı üzülmenin yanında, buna sebep olanlara karşı da öfke duyarlar.
Öfke baskılanamamışsa ceza hükmüyle uygulamaya geçer. Ceza ise, saldırganlık ve karşı kişiyi mağdur edici metotlara başvurma fiilleri ile ortaya çıkar. Her öfkeli insanda derecesine göre saldırganlık hissi uyanır, fakat her saldırgan öfkeli değildir. Bir menfaat elde etmek gayesiyle başkalarına planlar kurup isteklerini kabul ettirmek için yapılan saldırganlık, öfkenin belirtisi değildir. Saldırganlığı, düşmana karşı olan ve vasıta olarak kullanılan diye ikiye ayırmak lazımdır. Öfke, düşmanca saldırganlığı doğurur.
Öfkenin kişinin kendisine, öfkelenilene (muhatabına) ve çevreye olmak üzere üç tip zararı görülün
Öfkeliye zararları: Yapılan bir araştırmada, öfke uyandıracak altı dakikalık zihni uyarıdan sonra alınan kan örneklerinde, kanın pıhtılaşma hücrelerinin yapışmalarında (trombosit agregasyonu) artma görüldü. Kan pıhtılaşma hücrelerinin birleşmelerine sebep olan kollagen ile öfke arasında doğru orantılı bir bağıntı bulundu. Böylece öfke ve düşmanlık ile kalp damar hastalıkları arasındaki münasebetin önemine işaret edilmiştir. Ayrıca öfkede oluşan sempatik uyarım da trombosit agregasyonuna (kan pıhtılaşma hücrelerinin birbirine yapışmasına) sebep olmaktadır.
Kalp krizi geçiren 623 hasta üzerinde yapılan araştırmada öfkeyi bastırmada eğitici bilgileri olan yüksek okul mezunu kişilerdeki kalp krizi nisbeti, bir veya birkaç kolej bitirenlerden % 50 daha az olduğu görülmüştür. Sosyo-ekonomik faktörlerin, şiddetli bir kalp kası enfarktüsü için öfkeyi bastırmada güçlü bir ayarlayıcı olduğu ileri sürülmüştür.
Ciddi öfke ve üzüntüde kortizol seviyesinin arttığı ileri sürülürken eğer öfke ve üzüntü yapan tesirin ehemmiyeti az, süresi kısaysa, kronik zorluklar ve geçmiş hayata ait olayları hatırlamada öfke oluyorsa kortizol seviyesinin artmadığı görülmüştür.
Öfkeli bir insanda öfkenin şiddetine göre sempatik boşalma olur. Stres, heyecan ve korkuda uyarılan bu sinir sistemiyle vücudun dış yüzeyindeki damarların genişlediği, belirginleştiği, göz bebeklerinin genişlediği ve kızardığı, salgı bezlerinde salgının arttığı, bazal metabolizmanın iki katına çıktığı, kaslarda glikozun ve kanın arttığı müşahede edilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Dikkatli olunuz, öfke insanoğlunun kalbine düşen bir ateş gibidir. Gözlerinin kızardığını, damarlarının şiştiğini görmez misin? Her kim kendisinde öfkeden bir şey hissederse hemen yere yapışsın (yatsın)” buyururken bazal metabolizmanın artımını, sempatik sinirin periferik damarlardaki tesirini ve öfkelinin ne yapması gerektiğini tavsiyede bulunmuştur.
Muhataba zararları: Öfke basireti bağlar, öfkeli her şeyi objektif değerlendiremez, nefsinden kaynaklanan hayvani içgüdüsünü cezalandırma dışında hiçbir yolla tatmin edemez. Yapılan bir araştırmada, öfkelenen insanların öfkelendiği kişiler üzerinde korku ve panik krizleri oluşturdukları, karşıdaki kişilerin sempatik sinir boşalmasına bağlı olarak vücutlarının bazı fonksiyonel anormalliklere girdiği görülmüştür. Bunlar arasında en çok bilinenler mide ve bağırsak rahatsızlıkları, baş ağrıları, ayrıca kan damarlarının ani daralmasına ve tansiyon yükselmesine bağlı olan kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarıdır.
Çevreye zararları: Öfke ve saldırganlık şeklinde zuhur eden aile içi çatışmalarında çocuklar çok tesir altında kalmaktadırlar. Yapılan bir araştırmada yetişkinler arası çatışmaya çocukların gizli, fiziki ve fiili olmak üzere üç tip tepki gösterdikleri: fiili tepkilerin üzüntü, öfke ve saldırı şeklinde ortaya çıktığı gözlenmiştir. Çocukların öfke ve kavgadan o anda korksalar bile, daha sonra bunu mutlaka dışa vurdukları ileri sürüldü. Öfkenin etraftaki eşya ve bitkilere dolaylı olarak zararları olmaktadır. Tarlanın sahibine öfkelenen şahsın ekin tarlasını yaktığı, televizyondaki politikacıya kızan şahsın elindekini televizyona fırlattığı... gibi örnekler öfkenin dolaylı olarak insan dışındaki varlıkları da etkilediğinin görüntüleridir. Öfkelilerin öfkeye sebep olan hayvan, bitki ve eşyaya zararları, çift sürmeyen hayvanın dövülmesi, elini sıkıştıran bir eşyanın yere fırlatılması, eline kıymığının battığı ağaca tekme vurulması, günlük hayatta öfke saldırganlığı olarak karşımıza çıkar ve bu cezalandırmadan onlar da payını alır.
Öfkenin tedavisi: Öfkenin tedavisinin yapılabilmesi için önce öfkenin hangi tipten olduğunun belirlenmesi gereklidir. Öfkeli bir kişi eğer yakından tanıdığımız biri ise, veya bir hekim olarak tedavi etmemiz gerekiyorsa öfke tiplemesini yapmamız şarttır. Öfke tiplemesini en güzel şekilde yapan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’dir.
Peygamber Efendimizin öfke tiplemesi:
Tip 1: “İnsanlardan bazıları vardır ki hemen öfkelenmez. Öfkelendiği zaman da öfkesi çabuk geçer.”
Tip 2 : “Bazıları da vardır ki, çabucak öfkelenir, öfkesi de çabucak geçer.”
Tip 3: “Dikkat ediniz! Onlardan bazıları da vardır ki, çabucak öfkelenir, öfkesi de çabucak geçmez. Onlardan hayırlısı çabucak öfkelenmeyen öfkelendiği zaman da öfkesi çabucak geçendir. Dikkat ediniz onların en şerlisi de çabucak öfkelenen ve öfkesi de çabucak geçmeyendir.”
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in çok açık olarak ayırmış olduğu öfkeli kişinin tipi iyi bilinirse, yapacağı zarar kestirilebilir. Özellikle 3. tip öfkeliler en tehlikelilerdir. Bu tip insanlar öfkeyi içlerinde yıllarca saklayabilirler ve fırsat buldukları zaman da yapacaklarını yaparlar. Öfkeli insanların psikiyatrik tedavisinde ayrıca öfke sonucu suç işlemiş mahkûmların tedavisinde, bu tiplemeye dikkat etmek gereklidir.
Öfkeli insanın öfkesini yenmesi için Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in tavsiyeleri:
1.Öfkeyi Bastırma: Baskılama, öfkelenen kişiye en zor gelen bir durumdur. Ceza ve saldırganlık hissinin iptal edilmesi gerekir ki bu da içten gelen menü isteklerin aşılmasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Güçlü olmak insanları yenmekle değildir, gerçekten güçlü olan kimse öfkelendiği zaman kendisine sahip olandır.” buyurarak öfkeyi kaynağından kurutup yol açacağı zararları önlemektedir. Baskılamada inancın, eğitimin, kültürün ve kişi yapısının önemi büyüktür.
2.Öfkelendiği ortamı terk etmek: Burada uyarıcı sebepten uzaklaşmaktır. “Öfkelenen kimse Allah’a sığınsın, abdest alsın ve öfkelendiği çevreyi değiştirsin.” Kendisine, muhatabına ve çevresine zarar verecek ortamdan ayrılmak, uyarıcı sebeplerden kaçmak demektir. Kaçarken de her şeyi bilen, olayları ve hadiseleri görüp gözeten, onlara müdahale eden sınırsız bir güce sığınılmalıdır.
3.Banyo yapmak: Öfkenin, insanın içine düştüğünde kalbini etkileyen, bazal metabolizmasını artıran ve sempatik boşalmaya sebep olan ateşi, banyo yapılmak veya abdest almak suretiyle sempatik semptomların tedavisi yoluna gidilmelidir.
4.Pozisyon
değiştirmek: Ayakta iken oturmak, müsait bir ortam varsa uzanmak,
sempatik etkinin vücuttaki tesirlerini azaltma veya öfkenin ayakta yapacağı
saldırganlık fiiline zıt bir pozisyon kazanmaktır.
Öfke için koruyucu hekimlik adına Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
“Öfkelenme, öfkelenecek iş yapma” hadisi öfkeli olmamayı ve öfkelenecek işlere girişmemeyi tavsiyesidir. İnsanların kendisini ve karşısındakileri öfkelendirecek hareket ve davranışlardan sakınması lazımdır. Her öfkenin sonucu zarardır; zarar, öfkenin süresi ve ceza ile doğru orantılıdır. İnsan günahlarına, hatalarına, nefsinden gelen zararlı içgüdü ve dürtülerine öfkelenmelidir. Bu öfkenin iyi yolda kullanılmasıdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in öfke için koruyucu hekimlik ve tedavisindeki tavsiyelerine uyan her insan, öfkesiz, hoşgörülü, tahammül eşiği yüksek, insanların kusurlarını görmeyen, kendi kusurlarını görüp, kendi nefsine öfke duyan şahsiyetler olarak yetişir.
Toplumdaki barış ortamı böyle inşa edilir. Öfkeli insanlar gibi öfkeli milletler de tarih boyunca kin, nefret, düşmanlık, silahlanma gibi konularda yarışa girmişlerdir. Milletler arası barış sağlanamamıştır. Çünkü öfke, basireti bağlar, değer ölçülerini hiçe sayar, nefsin tatmin duygusunu alevlendirir, değerlendirmelerdeki objektifliği ve dengeyi bozar. Milletçe ihtiyacımız olan öfkesiz ve hoşgörülü günlere ...
KAYNAKLAR:
— Gayton Fizyoloji
— Children’s responding to live interadult conflict the role of form of anger expression el-Sheikh M, Reiter SL
— Abnorm Child Psychol 1996 Aug 24:4 401- 15
— Expression of anger by samoan adults Steele M.S, Mc Garvey ST. Psychol Rep, 1996 Dec 79:3 Ptz 1339-48 insulin and glucose:relationships with hassles, anger, and hostility in nondiabetic older adults.
— Vitaliona PP, Scalan JM, KreuzC, Fujimoto W Psychosom Med 1996 Sep-Oct 58:5 489–99
— Anger Expression Correlates With platelet aggregation Wenneberg SR, Schneider RH. Behıv Med 1997 Winter 22.4 174–7
— Educational attainment, anger and the risk of triggering myocardial infarction. onset The Determinants of Myocardial infarction onset study investigatons.Mittleman MA, Maclure M. Arch intern Med.1997 Apr 14 157:7 769-75
— The effects of perceived stress, traits, moods and stressful, daily events on salivary Cortisol.
— Van Ech M,Berkhof H, Nicolson W Psychosom Med 1996 Sep-Oct 58:5 447–58
— Tıbb-ı Nebevi Karabulut A.R. öfke 8: s:510–11 Cilt-2
— Are emotions frightening? An extension of the fear of construct Williams K.E, Chambless DL, Behav Res Ther 1997 Mar 35:3 239–48