Sızıntı Arşivi

Temmuz 1981 · s. 16 · 2 dakikalık okuma

O'nu Arayan Seyyah

Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Sonra, fikri seyahatin bulu­nan o meraklı ve ilerledikçe zevki, şevki artan dünya yolcusu bahar bahçesinden bir bahar kadar ma­rifet ve imandan derlenmiş bir gül­destesini alıp ge­lirken; hayvanlar ve kuşlar âlemi­nin kapısı hakika­ti gören aklına ve İlâhî irfana aşina fikrine açıldı. Yüzbinlerce ayrı ayrı seslerle ve çeşit çeşit dillerle onu içeriye çağırdılar: “Buyurun.” dedi­ler. O da girdi ve gördü ki: Bütün hayva­nat ve kuşların bütün nevileri,tai­feleri ve milletleri, ittifakla, dille­riyle ve halleriyle “Ondan başka ilâh yok, ancak O var” deyip, yeryüzünü bir zikir hane ve muazzam bir tevhid,.meclisi su­retine çevirmişler. Herbiri bizzat birer İlâhî kaside. Birer ilâhî kelime ve manidar birer ilâhî hart hükmünde kendilerini Yaradan Sanatkarı vasıflar, ile ifade edip övüyorlar şeklinde bir vaziyette gördü.

Güya o hayvanların ve kuşların duygulan, kuvveleri, cihazla­rı, azaları ve âletleri, intizamlı ve ölçülü kelimelerdir, muntazam ve mükemmel sözlerdir. Unlar bunlarla rızklarını veren Yaradanlarına şükür etmekte ve Onun birliğine şahadet getirmektedirler. Kati olarak bu duruma delâlet eden üç muazzam ve ihatalı hakikati müşahede etti:

Birincisi: Hiç-bir cihetle serseri tesadüfe, kör kuv­vete ve şuursuz tabiata havalesi mümkün olmayan hiçten, hikmetli­ce yaratmak; sa­natlı olarak modelsiz ve eşsiz şe­kilde var etmek; ihtiyatlı olarak ve ilimle inşâ etmek; yirmi cihetle ilim, hikmet ve irade­nin tecellîsini gös­teren ruhlandırmak ve hayat ver­mek hakikattir ki: ruh sahibi var­lıklar sayısınca şahitleri bulunan açık ve katî bir! Delil olarak Allahû Teâlânın varlığının zarurî olduğuna (Onun hayat, ilim, işit­me, görme, irade, kudret, kelâm ve tekvin) sıfatlarına ve birliğine şahâdet eder.

İkincisi: O hadsiz sanat eser­leri birbirinden simaca farklı, ziynetli; miktarca ölçülü; suretçe in­tizamlı bir tarzdadır. Bu ayırıp seçme, süsleme ve suret verme fiilinden öyle azametli ve kuvvetli bir hakikat gö­rünür ki, herşeye kudreti yeten ve herşeyi bilen Allah'tan başka hiçbir şey, hiç­bir cihetle binlerle harikaları ve hikmetleri gösteren ihatalı fiile sahip olamaz. Hiçbir imkân ve ihtimal de yok.

Üçüncüsü: Birbirinin misli, aynı veya az farklı ve birbirine benzeyen mah­dut yumurtalardan, yumurtacıklardan ve nutfe denilen su damlalarından o hadsiz hayvanların yüz binler çeşit tarzlarda ve birer hikmet mucizesi mâhi­yetinde bulunan suretlerini, gayet muntazam, muvazeneli ve hatasız bir vazi­yette açmak öyle parlak bir hakikattir ki, hayvanlar sayısınca senetler, deliller o hakikati aydınlatır.

İşte bu üç hakikatin ittifakıyla, hayvanların bütün nevileri, beraber öyle bir: “Ondan başka İlâh yok.” deyip şahadet getiriyorlar ki, güya dünya büyük, bir insan gibi, büyüklüğü nisbetinde “Yok başka ilâh, ancak O var” di­yerek gökler ehline işittiriyor mahiyetinde gördü ve tam ders aldı.