Şubat 1984 · s. 32 · 6 dakikalık okuma
Niçin İki Yıl

En yeni araştırmaların ışığı altında anne sütünün üstünlüklerinden kısaca bahsedeceğiz. Klâsik tıp kitaplarına göre anne sütünün bebeğe altı ay verilmesi kâfidir. Daha sonra bu süre dokuz aya çıkarıldı (l). En son yayınlarda ise bu sürenin iki yıla çıkarıldığını görüyoruz. Manuel of Pediatric Therapeuties'in son sayılarında bebeğin anne sütü İle iki sene emzirilmesi icâbettiği ifade ediliyor.
Son yayınlar muvâcehesinde anne sütüne şöyle bir göz atalım (2): Anne sütünde "serbest taurine" inek sütünden kırk defa fazladır. Bunun beyin gelişiminde rolü vardır. Yani çocuğun zeki olmasında önemli bir faktör; çocuğun uzun süreli emzirilmesidir.
Anne sütü en kuvvetli bir mikrop öldürücü olarak kabul edilir. Sepsiste (yani vücudun yaygın olarak mikropla istilâsında) kan verilme tedavisi ne ise, süt verme de aynen öyledir. Çocuk o anki hâlinde süt emmemektedir. Burundan fasılalarla mideye az miktarlarda süt verilmesi, en kuvvetli mikrop öldürücülerin işini yapmaktadır. Anneden temiz şekilde alınan süt çocuğuna verilir. Bu mevzuda hatalı bir anlayış da, ishalli çocuğa süt emzirtmemektir. Halbuki günümüzde süt, ishâlli çocuğa gıda olarak vermenin yanında ishalli tedavi için de veriliyor. Bir araştırmaya göre, ishâlden ölüm ve hipematreminin (kanda sodyum fazlalığı) anne sütü verilenlerde daha az olduğu görülmüştür (3). İngiltere ve Galler'deki seri çalışmalar bunu destekler mâhiyettedir.
Anne sütünde bol miktarda bulunan sekretuar Ig A (bir çeşit antikor molekülü) ile laktoferrin ve ligand mikropların üremesini engeller. Anne sütünde bulunan lizozim, bakterileri öldürücü vasfa hâizdir. Yeni doğum servislerinde çok kısa zamanda anne sütü verilerek bu servisin korkutucu mikrobu olan klebsialla'nin önüne geçiliyor ve karın şişmesi, gaitada kan ile seyreden ağır bir hastalık olan "nekrotizan enterokolit" önleniyor.
Anne sütü virüslere karşı koruyucu maddeler ihtiva eder. Geniş tesirli virüs öldürücü faktörler anne sütünde önemli bir yer işgal ederler. Bilhassa geri kalmış ülkelerde anne sütü ile beslenen bebeklerde ölüm oranı azdır.
Anne sütü alanlar ileride, yaşlıların rahatsızlığı olan damar sertliği ve şişmanlığa karşı korunurlar. Çünkü anne sütünde daha yüksek kolesterol muhtevası, kolesterol katabolizması için lüzumlu enzim yapımına sebep olur (4).
Lloyd ve Falkner'in yayınlarında şişmanlığın anne sütü ile beslenenlerde az görüldüğüne temas ediliyor (5). Troid bezi denen organın kifayetsiz çalışması olan hipotroidi hastalığı, anne sütünü yeteri kadar almış olanlarda daha az görülüyor. Anne sütü ile beslenenlerde inek sütü allerjisi ve süte tahammülsüzlük de görülmez.
Stevenson, ikinci altı aylık sürede solunum yolu infeksiyonunun da anne sütü alanlarda daha az olduğunu, anne sütünde Ig A antikor nispetinin fazlalığını belirtir.
Kabakulak, grip, su çiçeği, Japon B ansefalit (beyin iltihabı) virüslerinin büyümesi insan sütündeki maddeler tarafından engellendiği, sütteki antikorun hazım sisteminin mukavemetini artırdığı, bilhassa E. coli denen mikrop çeşitlerine direnç sağladığı belirtiliyor.
Anne sütünü uzun süre vermek anneye de büyük avantaj sağlar. Bir yayında süt veren annelerde meme kanserinin az olduğu belirtilmekte, aynca 18 yaşından önce doğum yapanlarda da meme kanserinin 1/3 oranında azalma gösterdiğine işaret edilmektedir (7). Bir makalede de 25 yaşma kadar doğum yapanlarda meme kanserinin engellendiği belirtiliyor (8)
Anne sütü yanında bebeğe ilâve gıda verilmesi artık geciktirilmeye başlandı. Yayınlar bu zamanı altı ay olarak belirtiyorlar. Anne sütü ile beslenen bebeklerde demir eksikliğinin ilk dokuz ay içerisinde çok seyrek görülmesinin sebebi, anne sütünden alınan demirin günlük ihtiyacı karşılıyabilmesidir. Ek besinlere geçildiği zaman gerek bu besinler içerisinde düşük nispette demir bulunması, gerekse katı besinlerin anne sütündeki demirin emilmesini azaltmaları ( % 80 nispetinde azaltabilirler) sebebi ile bu çocuklar demir eksikliği açısından riskli bir duruma girmektedirler. Dokuz aya kadar anne sütü dışında herhangi bir ek besin almayan bebeklerde kansızlık (anemi) olmadığı görülmüştür.
Demir eksikliğine bağlı kansızlık üzerinde yapılan bir araştırmada, demir eksikliği anemisi gösteren grubun % 50 sinde taze inek sütüne bağlı olarak mide - barsak sisteminden günde 7 cm3 kan kaybının olduğu görülmüştür. İnek sütündeki demir azlığının yanında uzun süreli kan kaybına yol açması demir eksikliği anemisinin gelişmesinde unutulmaması gereken bir hu-susdur. İnek sütünde, müzminleşmiş kan kaybına yol açan faktörün, barsağa tesir eden büyük moleküllü laktalbümin olduğu düşünülmektedir. Açık ifadeyle anne sütünü kesip, diğer gıdalara çabuk geçmek çocuk üzerinde menfi bir durum icra etmektedir. Çocuğu sütten erken kesmek, çocuk ruhu üzerinde aksi tesir yap makta dır. Prof. Adasal (10), "Vakitsiz meme kesimi ileride daima serzeniş ve güç beğenme davranışını doğurur. Ani memeden kesmeyle duygu bozukluğu olabilir", demektedir. Prof. Köknel (11) ise "Yemek, içki düşkünlüğü, sigara, uyuşturcu madde kullanma alışkanlığı, oral dönemle (çocuğun süt emme dönemleri) alâkalı inkıta neticesi olur" der.
Çocuğun sütten erkenden kesilmesi, ruhunda menfi durumlar meydana getiriyor. 24 günlük iken 7 kobay çok az besin verilmek suretiyle bir besin mahrumiyetine tâbi tutuldu. Yedi ayrı kobay da kontrol olarak kullanıldı ve bunlar besin mahrumiyetine tâbi tutulmadı. Sekiz gün sonra her iki grup kobay da aynı şekilde muameleye tâbi tutulmaya başlandı. Ve normal bir beslenme tarzı ile yetişkin hayata gelmeleri beklendi. Tecrübeden beş ay sonra, önceden besin mahrumiyetine tâbi tutulan kobaylar ile tutulmayan kobaylar arasında fizikî gelişme ve davranışlar bakımından önemli fark yoktu. Ancak kobaylar bu sefer toptan bir mahrumiyete tâbi tutulunca yavru hâlde aç bırakılan kobaylar, aç bırakılmayan kobaylara nazaran üç misli fazla yemek saklamak, istifçilik, biriktirme, oburluk durumu gösterdiler. O hâlde bunlara çocuklukta yapılan bir tesir yetişkin hayatta da devam ediyor. Bu bakımdan kobayların yavru hâlde geçirmiş oldukları bir hayat onların şahsiyetlerine mâl olmuştur. Açık ifadeyle çocuğun sütten erken kesilmesi ileride bir şahsiyet bozukluğuna yol açabilir.
Sosyolog Mead araştırmasında, çocukluğunda az şefkat gören, gıda açısından cimri bir şekilde beslenenlerin ileride saldırgan, kavgacı, güvensiz kimseler olarak yetiştiklerini tesbit etmiştir. Çocuk iki yıl emzirildiğinde hem gıda problemi, hem de şefkat problemi hâlloluyor. Çünkü emzirmek için kucağa almak, aynı zamanda bir şefkat gösterisidir.
Prof. Harlov, anne varlığının yalnız fizikî destek için değil, çocuğun zevklerinin doyurulması için de önemini ispatlamıştır: İçinde bir yavru maymun bulunan tel kafese sadece telden yapılmış ve karnında biberon bulunan bir maymun maketi ile onun yanına da üstü maymun postuyla, kaplı fakat biberonsuz diğer bir anne maymun maketi yerleştirmiştir. Uzun tecrübelerin neticesi şöyle hülâsa edilebilir: Yavru maymun sadece tel maket anneden emmekte, fakat uyumak için kıllı, postlu anne yanına gitmektedir. Korkutulunca da yavru maymun, postlu olan anneye sarılmaktadır. Yavruda kıllı deriyi tutmak için Önceden bir meyil vardır. Böylece sakinleşmektedir. Anne kucağında emzirilen insan yavrusu da hem beslenmekte, hem de güven ortamı bulmaktadır. Prof. Cebiroğlu'nun dediği gibi "Anne çocuğunun açlığını, ıslaklığını, soğukluğunu giderir. Bunlarla birlikte çocuk her defasında annesinin sesini, kokusunu, temasını hisseder. Bebek de anne yüzüne bakar, iki aydan sonra gülümser, ağlar, kucağa uygun gevşek durum alır. İşte bundan Ötürü meme ile beslemek biberonla beslemeye, kucakta biberon vermek te ayrı yatırıp vermeye üstündür." Yine Prof. Cebiroğlu "Çocuk doyduktan sonra da memeyi emmekten hoşlanır. Erken emmekten kesilirse çocuğun zevkini tatmin etmek için parmağını emdiği görülür" demektedir.
Çocuğun annesi tarafından kucakta emzirilerek beslenmesi çocukta, duyduğu huzursuzluğu (sıkıntı, korku ve güvensizlik) giderici, onda huzur sağlayıcı (gevşemek ve güven duygusu) tesirdedir. Çccuk emzirilirken kucakta olması çocuğa güven veriyor. Bowlby anne bedenine değinenin güven duygusu yerleşmesine tesirinin önemli olduğunu bulmuştur. Messerman, annenin çocuğa sarılmasının mühim bir hâdise olduğunu belirtir.
Uzun süre çocuğu emzirmek ileride kendine güvenen istikrarlı bir ruh haleti ortaya çıkarır. Memeden erken kesmede problemli ruh meydana gelir. Nitekim Prof. Yörükoğlu, süt çocukluğu döneminde bu problemin, ileride oburluk, şişmanlık, içkiye ve uyuşturucuya düşkünlük, rûhî çöküntüye sebep olduğunu söylüyor.
Herşeyde "yapan bilir", öyle ise ancak "bilen konuşur". Biz deherşeyin yaratıcısının bu konudaki kelâmına kulak vermeliyiz ve onu tatbik etmeliyiz.
"Çocuklarını tam iki yıl emzirsinler." (Bakara 233)
"Sütten kesilmesi de iki sene içindededir. " (Lokman 14)
Dr.Polat Has
Kaynaklar:
1) Nelson "Textbook of Pedratrics", 1976
2) Acta Pedratarica, 1982
3) Acta Scandinavica 299, 1982
4) Current Pedratrics, 1982
5) Lloyd 1980 ve Falkner. 1980
6) Açta Pedratrica Scandinavica, 1982
7) Macmalson "Cancer"
8) Vorherr "Human Breast Cancer"
9,) Psikiyatri
10) Ruh sağlığı ve hastalıkları
11) Kişilik