Temmuz 1987 · s. 28 · 4 dakikalık okuma
Müteradiler (Eş Mamanlı Kelimeler)

Müteradif (eş mânâlı) kelimelerin sayısı arttıkça bir dil zenginleşir. Müterâdifler, tıpatıp aynı mânada kelimeler değillerdir. Aralarında ince mânâ farkları vardır. Bize çeşitli duygular ifade ederler. Mesela şu cümleleri ele alalım: "Hanümanımız yıkılmadı ama yuvamızdan olduk. Mesken derdi de bir mesele . . . Galiba eski evin altındaki kayıkhaneyi ikametgâh diye kullanacağım. Allah kimseyi barınaksız komasın. Köşkte, mâlikânede, devlethânede gözümüz yok. Akşam oldu mu tut fakirhânenin yolunu. Ocağım de, başını sok." Altları çizilmiş kelimelerin hepsinin de Türkçe'de ayrı ayrı kullanılış yerleri vardır. Üzerimizdeki tesirleri başka başkadır. Böyle kelimeleri azaltmak şöyle dursun, çoğaltmak dilde hedefimiz olmalıdır.
Şimdi, a) tariz, muaheze, takbih, tevbih, istihkar ve tezyif kelimelerini bir grupta; b) tecziye, tenkil ve te'dip kelimelerini ayrı bir grupta; c) tel'in, bühtan, tezvir, terzil kelimelerini de başka bir grupta ele alalım:
a) İbrahim Paşa İstanbul'a heykel dikmek isteyince, dindarların: "Dünyaya iki İbrahim geldi, biri putları kırdı. Öteki de put dikti.........ğine uğramış. Nokta nokta boş bırakılan yere, "dokundurma, dokunacak söz söyleme, taş atma" mânâsına "tariz"kelimesi uygun geliyor.
Fransızlar bir askeri bahane ile Tunus'ta bir köy bombalayınca gazetelerin çoğu hükümeti ............ etmişlerdi.
Mirasyedi diye, boş oturuyor diye, ............ edilmemek için kendisine bir iş bulmaya karar vermişti. Bu iki misâlde de, "bir işin hatâlarını ortaya koyma, tenkid etme, çıkışma" mânâsına "muaheze" uygun düşmektedir.
Fransa'nın iç meselesi gibi gösterilmek istenen Cezayir dâvası dünyanın büyük ekseriyeti tarafından ............ edilmişti.
Bereket ki memleketin düşünen evlâdı, bu çirkin hareketi ............ ediyorlar. Bu misâllerde ise, "çirkin görme, ayıplama, yapılan işi beğenmediğini bildirme" mânâsına "takbih" kelimesi kullanılmalıdır.
Vazifede bir kusur işlemişseniz, bir ihtara veya bir ............ e maruz kalacaksınız.
Arkadaşlarını âdi ve bayağı bir lisan ile zemmetmesi ............ e müstahak görülmemekle beraber şiddetle tenkid ve takbih edilmiştir. Bu iki yerde "paylama, azarlama tekdir etme" mânâsına "tevbih" kullanılmalıdır.
Sonsuz hayat için, fâni hayat ............ edilmez mi?
Gerçek münevver, prensipleri için, vicdanının sesi için, Ölümü ve hayatı ............ etmekle kalmaz. Hak bildiği fikirlerin yayılması için icâbında cüretkâr olur.
Bu iki yerde "hor görme, aşağı gözle bakma, küçümseme" karşılığı olan "istihkar" kelimesinin kullanılması gerekmektedir.
Bir iddianın çürütülmesi tahkir ve .... .... ile mümkün olsa idi, mantık ilmi hakaret ilmi haline gelir, küfretmek, adab-ı muâşerette mevki sahibi olurdu.
Halkın dili, Hakkın dilidir. Herkese yakışanı verir. Meselâ, Ramazan onbir ayın sultanıdır, diye tekrim edilir. Mart, ayların çingenesidir diye ............ edilir
Buralarda ise "bir kimseyi veya şeyi aşağılık ve değersiz gösterme, alaya alma" mânâsına "tezyif kelimesini kullanmak uygundur.
b) Ne bahtsız nesilmişiz ki, yirminci asırda insanına doğru yolu gösteren bir mürşidin ............ edilmek istenildiğini gördük.
Propogandanın fevkalâde ince tekniği ile bir çok gerçeklerden mahrum edilen koskoca bir cemiyetin, yanlışlıklara mahkumiyetle ............ edildiğini acı acı seyretmekteyiz. Buralarda "cezalandırma" karşılığı olarak "tecziye" kelimesinin kullanılması gerekir.
Sırf, halkı sindirmek için kanunları aşarak ............ siyasetine girmek zulümdür.
Göz yıldırmak için, şiddet göstermek, tecziyenin ötesinde bir ............ hareketidir. Buralarda başkalarına ibret olacak bir ceza verme, "tepeleme" mânâsına "tenkil" kullanılmalıdır.
Sert ve tehditkâr ifadeli mektublara çeşitli entrikalar da karışınca Kanuni, Şehzade Bâyezid'i ............ karar vermişti.
Cezayir'de insani davranıştan ziyâde şiddetli ............ ler yapılmakta, adetâ yeniden zabtolunuyormuş gibi hareket edilmektedir. Bu iki yerde "edeblendirme, uslandırma, yola getirme" mânâsına "te' dip" kullanılması gerekir.
c) İnsan haklarına, siyasi hürriyetlere ve istiklâl aşkına bağlı bir milleti, makineli tüfeklerle biçenler ve tanklarla ezenler bütün dünyada ............ edildi.
Ey bu görünür kazânın katmerli günahkâr mesulleri, bu millet sizi mahşer gününe kadar ............ edecektir. Buralarda da "lânetleme, lânet okuma, birinin Allah' ın ve insanlarına nefretine maruz kalması dileğinde bulunma" mânâsına "tel'in" kullanmak uygun düşer.
Memleket idaresinde ve savunmasında liyâkatin bir tek şahsa münhasır bir meziyet olduğunu iddiaya ve bu iddiayı da yalancı şahitlerle isbata kalkışmak bir millete ............ dır.
Böyle bir kanun teklifi bir ............ Çünkü böylece milletimizi iftiracılar kitlesi yerine koyarak sanki kanunlar zoru ile, ceza tehdidi ile bu durumdan kurtarmaya çalışıyorlar. Buralarda "birine yalandan bir şey kondurma, iftira" manâsına "bühtan" kelimesi uygun düşer.
Her gün zehirin en şedidi akıtılmakta, iftira ve ............ ler yer almaktadır.
Acaba bir hata mı işlemiş veya ağzından kötüye yorulacak bir söz mü çıkmış yoksa bir ............ emi uğramıştı.
"Ara bozmak kasdiyle yerip çekiştirme, kovuculuk, yalan dolan karşılığı "tezvir" kelimesi buralara uygun düşmektedir.
Bazı cezalarla adam öldürülmez ama, eşeğe ters bindirilip yuhalanır ve suratına tükürülürse böyle bir teşhirle ............ edilmek elbette daha değişik bir tesir gösterir.
Artık insan ............ edilmekten de çekinmezse insaniyet nâmına her şeyini kaybetmiş demektir. Cümlelerinde "rezil, rüsvay etme karşılığı "terzil" uygun düşmektedir.
S. Senih