Haziran 1994 · s. 27 · 6 dakikalık okuma
Migrene Bir Bakış

Aydın Boz
Hep görüyor, işitiyor ve bizzat yaşıyoruz bu dayanılması zor acıyı... Başağrısı, insanlann en sık şikayet ettikleri önemli bir hastalık belirtisi'dir. Hayatında başağrısından yakınmamış olan pek az insan vardır. Baş ağrısı ciddî bir hastalığın belirtisi olabileceği gibi, yorgunluğa veya birtakım beyinle ilgili sebeplere de bağlı olabilir. Wolff'a göre baş ağrısının altı ana mekanizması mevcuttur:
1- Beynin yüzeyinden toplardamar sinuslara giden damarların büzülmesi ve büyük toplardamar sinuslarının yer değiştirmesi;
2- Orta beyin zarı atardamarının büzülmesi,
3- Kafa kaidesindeki atardamarların ve ana dallarının büzülmesi;
4- Baştaki atardamarların gerilme ve genişlemeleri;
5- Kafadaki ağrıya duyarlı oluşumların herhangi birinin iç veya çevresindeki iltihabı halleri;
6- Baştan gelen ağrı getirici lifleri taşıyan sert zar veya spinal sinirleri üzerine direkt baskı. Başağrılı herhangi bir hastada bu tiplerden biri veya daha fazlası bulunabilir.
Başağnsı, hastanın şahsiyeti, karşılaştığı çevreyle alâkalı stresler veya bu iki faktörün birleşmesi neticesinde de ortaya çıkabilir. Beyin tümörleri ile birlikte olan baş ağrıları umumiyetle devamlı orta şiddette ağrı karakterlidir. Burada, başağrısının en şiddetlisi ve tehlikelisi olarak bilinen ve kabul edilen migren üzerinde duracağız.
MİGRENİN TANIMI VE BELİRTİLERİ
Migren, nöbetler halinde baş gösteren ve saatlerce sürebilen, tek veya iki taraflı zonklayıcı başağrısıdır. Migren ağrıları, geniş bir bölgede veya başın sadece bir yanında ortaya çıkabilir. Farklı nöbetlerde ağrının görüldüğü tarafta genellikle değişiklikler vardır. Migren ağrılarının şiddet ve süreleri de değişiklik gösterir. Oldukça şiddetli ve saatlerce sürebilenleri olduğu gibi, haftada birkaç kere tekrarlayanı ve nöbetler halinde aylarca süreni de vardır. Migrende, birkaç saniyeden 5 dakikaya kadar görme bozuklukları ve geçici körlükler de görülebilir. Kiel Üniversitesi'nde nörolog olan Wolf-Dieter Gerber, migreni şöyle tarif eder: "Beynin cehennemi olan migren, mütemadi bir akım halinde biyolojik bir makine olarak doğar ve sanki saatte 5000 kilometre hızında hareket eden bir araç gibidir."
Migren belirtileri çoğunlukla şu şekilde devam eder. Hasta şiddetli açlık hissine kapılır, ancak iştahsızdır. Ayrıca aşırı heyecanlı ve asabidir.
Migrenli hastalar, genellikle son derece mücadeleci ve mükemmellerine taraftan kişiler olup hayatla ilgili konuları ele alırken oldukça katı bir kontrole sahiptirler. Stres yapan durumlara haddinden fazla tepki gösterirler. Bunların yanı sıra, yetersiz bir şekilde bastırılmış düşmanlık duygusu ve çözümlenmemiş bağımlılık hissi gibi şuur altı çatışmaları da belirgindir. Wollfa göre inatçılık, fazla vicdanlı olma, titizlik, herşeyin mükemmel olmasını isteme ve gücenme ile kendini gösteren ruhî gerilimle beraber emniyetsizlik hisleri, migrenli hastalarda hakim olan şahsiyet, husûsiyet ve reaksiyonlardır.
En ufak bir ışık hüzmesinden bile rahatsızlık duyan bu hastalar, sürekli yorgunluk, bitkinlik, halsizlik ve uyuşukluk hislerinden yakınırlar. Hastada, bütün hayatı boyunca devam edebilen bu migren nöbetleri neticesinde konuşma bozuklukları, şuur kaybı, davranış bozuklukları. uyku düzensizlikleri ve asabiyet baş gösterir. Yapılan istatistikî araştırmalara göre, migrene en çok ve sık yakalananların kadınlar ve gençler olduğu tespit edilmiştir. Üzerinde durulmaya değerdir ki Rahmeti Sonsuz'un büyük bir lütfu olarak hamile kadınlarda şiddetli migren rahatsızlıkları ve devamlı gelen nöbetlere daha az, hattâ hiç rastlanılmamaktadır.
MİGRENE SEBEP OLAN BELLİ BAŞLI FAKTÖRLER
Genel olarak insanın bedeniyle ilgili durumlar, psikolojik vakıalar ve çevre faktörleri migrenin ana kaynaklarıdır. Bunu biraz açarsak; stres, gürültü, uykusuzluk, alerji, ailevî ve iş problemleri, beyne aşırı yüklenme, hiddet, kıskançlık gibi hâdiselerin umumiyetle migrende başrol oynadıklarını görürüz. Migreni artırıcı faktörler olarak da alkollü içecekler (en çok da şarap), düzensiz beslenme (sağlıksız, abur cubur şeyleri çokça yeme gibi), domuz eti yeme, yanlış ve rastgele ilaç kullanma (bilhassa gebeliği önleyici tabletler, sinir hapları) ve bazı besin maddeleri (unlu gıdalar, sucuk, çikolata ve kahve gibi) gösterilmekte, hatta parlak ışıklara maruz kalmaktan (TV, bilgisayar ekranları ve aydınlatma cihazları gibi) kesinlikle uzak durulması tavsiye edilmektedir.
MİGRENİN MEYDANA GELİŞ SAFHALARI
Çok eskiden beri migrenin, kafa damarlarında çeşitli tesirler sebebiyle ortaya çıkan gelip geçici değişikliklerden ileri geldiği kabul edilirdi. Son araştırmalarda ise, kafa dışı veya kafa içi damarlarının genişlemesi veya gerilmesi ile migrenin oluştuğu ispat edilmiştir. Geçerli sayılan kuvvetli bir görüşe göre, migren ağrıları, kafa atardamarlarının yetersiz gerilimi ve nabız atışını husule getiren kuvvet arasındaki dengesizlikten ileri gelmektedir. Bu da damarların genişlemesine sebebiyet vermektedir. Son 20 sene zarfında yapılan araştırmalar neticesinde, baş ağrılarına ait ilk safhaların, belirtilerin ve diğer bozuklukların esas sebebinin beyin ve beyin zarı dolaşımındaki değişiklikler olduğu kabul edilmiştir.

Birinci safha: Vasokonstrüksiyon (damar büzülmesi) başlangıç safhası; baş ağrısının başlamasından önce beliren görme zayıflığı, ışığa karşı aşırı duyarlılık gibi açıkça görülebilen bozukluklar, konuşma zorluğu, baş dönmesi, halsizlik ve diğer psikolojik hâdiseler meydana gelir.
İkinci safha: Vasodilatasyon (damar genişlemesi artan) başağrısı safhası: Bu safhada başın bir tarafı müthiş bir şekilde zonklamaya başlar (% 80). Bu zonklama, baştaki damarların genişlemesine bağlıdır. Genişleme arttıkça zonklama artar, zonklama arttıkça da başağrısı dayanılmaz hâl alır.
Üçüncü safha: Ödem merhalesi; baştaki atardamarların devamlı olarak genişlemeleri, damar duvarlarının kalınlaşmasına ve dokularda ödeme sebep olur. Dolayısıyla, elastikî ve yumuşak damarlar katı ve sert bir boru şeklini alır ve ağrı başlangıçtaki zonklayan ve nabız atması gibi devamlı küt bir ağrıya dönüşür. Bu şekilde başağrısı, devamlı ve insana huzursuzluk veren bir hal alır. Bu safhada, mide bulantısı, kusma (%50), terleme ve üşüme görülebilir.
MİGRENİN TEDAVİSİ VE BAHŞEDİLEN DEVALAR
Migrenli hastaların tedavisi iki gruba ayrılır:
1- İlerleme kaydeden nöbetin tedavisi.
2- Nöbetlerin sıklığını azaltmaya yönelik tedavi.
Tedavide esas gaye ve hedef, migrenin başlamasına sebep olan hastalık yapıcı şartların meydana gelmesini önlemek veya krizlerin "frekans, şiddet ve süresinin" azalmasını sağlamak yani, migren krizlerine sebep olan beyindeki atardamar genişlemesini engelleyip daraltmaktır. Günümüzde uzmanlar, damar daraltıcı ilaçlar (ergotamin) kullanıyorlar. Yalnız, bu ilaçların uzun süre kullananlarda bağımlılık yaptığı ve birçok yan tesirleri olduğu ispatlanmıştır. Migren daha çok psikolojik kaynaklı olduğundan placebolar (yalancı ilaç), meselâ renkli vitamin hapları da tedavi etmede büyük rol oynamaktadır. Bu hapların, hastaların %40'ında migren şiddetini düşürücü tesiri görülmüştür.
Diğer belli başlı tedaviler de, migrenin çeşit ve sebeplerine göre değişmektedir: İstifrağ, yemek yeme, istirahat, tefekkür, gürültü ve aşırı hareketten kaçınmak, başı serinletme ve sargı sarmak gibi...
Migren tedavisi için bir de halkımız tarafından çokca tüketilen ve değer verilen bir gıda maddesi vardır: Ayran. Ayran şifa dolu bir içecektir.
İshale, kalbe ve mikrobik sarılığa iyi geldiği gibi, başağrısında da ilaç gibi iş görür. Çünkü, bilindiği gibi magnezyum eksikliği başağrısını kamçılar, ayranın muhtevasında da kalsiyum, fosfor, sodyum, potasyum, çinko ve magnezyum mevcuttur.
Psikolojik kaynaklı migren hastalarına tedavi olarak uzun süreli istirahat, iyi plânlanmış ve sistematik olarak yürütülen tedavi programı dahilinde manevî telkin ve itimat yoluyla emniyet hissini uyandırma büyük önem arzeder. Huzursuzluktan uzak bir aile ve iş çevresi, dinî inançların takviyesi, kişinin sevilip sayıldığını, cemiyet içerisinde bir yeri olduğunu bilmesi, organik sebeplere dayanmayan her psikolojik rahatsızlıkta olduğu gibi migrende de iyileşme yönünde müspet tesirlere sahiptir.
Son olarak migrenli kişilere, yemek saatleri haricinde rastgele şeyler yememeleri; et, yağlı ve hamur işi yiyecekleri azaltmaları; sebze yemeklerine ve meyveye ağırlık vermeleri; haftada en az bir defa ılık su ile banyo yapmaları; her sabah ve akşam sessiz ve yeşil bir ortamda kısa süreli kır gezintisi yapmaları, temiz hava almaları, güzel kokular sürünüp koklamaları ve güzel şeyler düşünmeleri tavsiye edilmektedir.
KAYNAKLAR
- Bild derWissenschaft. Mearz 1993. s. 27
- Brain, Lord, "Diseases of the Nervous System." Sixth edition. London: Oxford University Press, s. 285-295
-Friedman, A. P. Medicine for migraine. Mod Med 1980. s. 623-625.
-Natur, Ekim 1993. s. 73
-Wollf, H. G. "Headache and other head-pain". Oxford University Press, New York 1963