Sızıntı Arşivi

Kasım 1985 · s. 26 · 2 dakikalık okuma

Meyvelerde Tabiilik

Polat Has · Dr. · Gıda Müh.

kas85-35.jpg

Her yiyeceği veya maddeyi, kendi tabiatına uygun şekilde kullanmak yaratılış kanunlarının gereğidir. Kainatta hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. Yaratılan eşyada, eskiden abes zannedilen noktaların, fen ve tekniğin ilerlemesiyle ne kadar isabetli olduğu anlaşılmıştır.

Mesela, meyvaların posasını atıp, suyunu içmek yoluna gidilerek posanın faydasız bir şey olduğu sanılmıştır. Oysa ki yiyeceklerden posanın atılması insan sağlığı için fevkalade sakıncalı olmuştur.

Diş hekimleri, hususiyetle periodontologlar, bu şekilde meyva yenmesinin diş sağlığına çok faydalı olduğunu ifade etmektedirler. Elma, ayva, havuç vb. gibi meyvalar posalı yendiğinde, tabii diş fırçası durumuna geçip, diş taşlarının oluşmasına (teşekkülüne) mani olur.

Posanın, barsak hastalıkları ve kanserlerini önleme açısından da mühim yeri vardır. Yiyeceklerdeki posa dışkı hacmini arttırmaktadır. Yüksek ve düşük kanser riski olan toplumlarda yapılan araştırmalarda, günlük dışkı atım miktarı ölçülmüş, düşük riskli toplumların fazla dışkı attıkları bulunmuştur.

Tıbbi araştırmalar, diyeti yüksek posalı olan gruplarda kalın barsak hastalıklarının daha az olduğunu göstermiştir. Demek oluyor ki diyet posası barsak kanserini önleyici mahiyettedir.

Bunu açıklayan görüşler:

1— Posa, su çekmesi ve hacim oluşturması sebebiyle kanser yapıcı maddeyi seyreltir.

2— Dışkılama hızını arttırarak kanser yapıcı maddenin barsakta kalış zamanını kısaltır.

3— Zararlı moleküle bağlanarak onun atımını sağlar; bilhassa karsinojen (kanser yapıcı madde) atımında tesirlidir.

4— Posa elemanlarından bakterilerce, kısa zincirli yağ asitleri oluşturularak barsak asiditesi düşürülür. Bu durumda kanser olmasında tesirli olduğu söylenen amonyağın yoğunluğu azalır.

5— Posa, barsaktaki mikrop düzenini (mikrobiyal flora) değiştirerek DMH ve aflatoksin B1 gibi karsinojenlerin metabolik aktifliğini azaltır.

Afrika gibi selülozlu meyva-sebze yiyen toplumlarda, barsakta kanser ve divertikül (barsaktan dışarı uzanan kese) çok az görülmektedir. 1960'lardan sonra selülozlu yiyeceklerin divertikül tedavisindeki yeri gösterilmiştir. Bazı araştırmalarda yüksek posalı diyetin, Crohn hastalığı ve Kolitis ülseroza'nın iyileşmesinde tesirli olduğu bulunmuştur.

Amerika'da ve Avrupa'nın büyük bir kısmında besin teknolojisinin çok gelişmiş olmasının neticesi, hazır gıdalarda tabii posa yokolmasıdır. Çünkü rafine yiyeceklerin büyük bir kısmı emilmekte ve az bir miktar gaita barsağa gitmektedir. Bu da barsakta daralmaya, barsak içi basıncın artmasına sebep olmaktadır.

Posanın, kandaki kolesterol seviyesine tesir ettiği, yüksek yağlı, az posalı diyetlerin tecrübe hayvanlarında yüksek serum lipid ve serum kolesteral seviyesine yol açtığı ve daha fazla damar sertliği yaptığı tespit edilmiştir. Öyleyse posa, damar sertliği ve kalp hastalıkları bakımından son derece önemli bir maddedir.

Bazı araştırıcılar, az posalı yiyeceklerin, yenilmesinin kolay olması ve enerjinin az kullanılması sebebiyle daha fazla enerji sağlayarak, şişmanlığa yol açtığını belirtmişlerdir. Bu şartlar altında posalı yiyeceklerin, şişmanlığın önlenmesinde yeri vardır.

Dr. Polat Has