Sızıntı Arşivi

Şubat 1996 · s. 33 · 1 dakikalık okuma

Masum Yavru

A. Haydar Polat · Edebiyat

Kalbi kadar yüzü, bakışları kadar ruhu pırıl pırıl yavru. Tebessümü ve masumiyetiyle, şefkat, merhamet ve sevginin davetçisi yavru. Rahman’ın temsilcisi, yuvada cennet bahçesinin gülü yavru. Kalplerin bağı, gönüllerin huzur kaynağı varlığımız, maddi—manevi mukaddeslerimiz adına geleceğin ümidi yavru.

Dünya misafirhanesine teşrifin anında seni bu mülahazalarla karşılayıp, bağrımıza bastık. Her türlü sıkıntılarına katlandık. Gönlün kırıldığı, rukun daraldığı, boynun büküldüğü an kalbimize hançer yemiş gibi sarsıldık. Rüyalarımız, hülyalarımız oldun yavru. Senin için koştuk gece-gündüz.Ömrümüzün baharını senin için harcadık. Dünya lezzet ve zevklerini senin için Terkettik.Aç kaldı isek, gülmeyip ağladı isek, beynimiz zonkladı, yüreğimiz hopladı ise hep senin içindi yavru.

Kafana sahip çıkarken kalbini, maddene önem verirken mananı, dünyan için çırpınırken ahiretini berbat ettik. Şakiler yolunu kesti, çaldırdık hırsızlara seni. Ana—babanın şefkat ve merhamet dolu sinesinden, yuvanın sıcak ikliminden, canavarların kanlı pençesine bıraktık. Kalbini, ruhunu parçaladılar. Mana adına her şeyini kaybettin.

Tam bu noktada kaderin yoluna su serpmesiyle, Mevla’nın ölü gönüllerin ihyası için vazifelendirdiği ruh mimarları kalbinin ve zihninin önündeki engelleri kaldırıp yol açmış, cennet yamaçlarında nefes almanı temin etmiş ve sana kurtuluşun mesajını sunmuşlardır. Ana-babaların katlanmaları mümkün olmayan hadiselere göğüs gerenler elinden tutmuş, kabiliyetlerinin, ruh ve kalbinin inkişafına vesile olmuş ve bu sayede, ahir zamanda geleceği müjdelenen, ışık ordusunun içinde yerini alma şerefine kavuşma fırsatını elde ettin, yavru...

İkram-ı İlahi olarak, masum yavrulara sahip çıkıp, gözyaşlarını silme vazifesi şimdi de senin omzuna konulmuştur. Her geçen gün mezbeleliklerin gülistana, harabelerin ümranlara, vahşetin sevgi ve mukabbete döndüğü günümüzde yüklendiğin misyonun vebalini vicdanında duymalısın. Küfür, dalalet ve dünya zevklerinin kıskacında boğulan neslimiz gibi, Bosna—Hersek, Keşmir, Çeçenistan, Filistin vs. kolu bacağı kopmuş, kanlar içinde ölümü bekleyen çocukların da elinden tutmalısın. Onları bağrına basıp, kendilerine ana babalık yapman gerekecektir. Böyle yapmazsan kendini mesuliyetten kurtaramaz ve vebal altında yok olup gidersin.

Davran, daha neyi bekliyorsun? Onlar seni beklerken, sen ellerini mi ovuşturacaksın?

A. Haydar Polat