Ocak 1993 · s. 4 · 3 dakikalık okuma
Marifet Yaprakta mı?
M.Karlıdağ · Doç Dr. · Botanik

Dünyanın önde gelen bilim yazarlarından birisi, her an karşı karşıya bulunduğumuz; belki de üzerinde hiç durmadığımız bazı konulara dikkat çekmektedir. Mesela, basit damlalar halinde yüzümüze çarpan suyun önemli bazı hususiyetlerinin dışında, acaba yediğimiz besin maddelerinin ve kokladığımız havadaki oksijenin oluşmasındaki rolünü hiç düşündük mü? Besin maddeleri ile havadaki oksijenin meydana gelmesinde suyun rolü nedir? Kısa bir an için de olsa, bazı şeyleri birlikte düşünelim;
Nefes alıyoruz... Her nefesimizle oksijen tüketiyor ve karbondioksit veriyoruz. Hayatımız için kesinlikle lüzumlu olan bu olayı ömür boyu sürdürüyoruz, yerküremizde yaşamakta olan herkes de... Balinalardan su pirelerine, boğalardan bir böceğe kadar bütün hayvanlar bunun çok benzerini yapıyorlar ve bu iş en azından 2 milyar yıldır böyle devam etmekte. Hatta, karbon esaslı yakıtların yanması da oksijen tüketip karbondioksit vermeye dayanıyor. Aklımıza ister istemez şu soru takılıyor: Oksijen niçin günün birinde tükenmedi ve niçin bu nimetin eksikliği bugüne kadar hiç hissedilmedi?

Bir başka konu: Canlı kalmak ve güç kazanmak için yememiz şart; ne yiyoruz, çeşitli gıda maddeleri (Kimyasını düşünmeyin şimdilik)... Hayatımızı sürdürmede lüzumlu olan enerjiyi ancak bu gıda maddeleriyle oksijenin birleşmesi sonucunda elde edebilmekteyiz. Bu esnada su ve karbondioksit ortaya çıktığını da hatırlayalım. Oksijen mevzuunda olduğu gibi gıda kaynakları insanlar ve hayvanlar tarafından sürekli tüketildiği halde bugüne kadar varlığını acaba nasıl devam ettirebildi?

Oksijen ve gıda... Hiç tükenmeyen iki büyük nimet. Ve ikisi arasındaki münasebetin ortak atığı karbondioksit ve bu karbondioksitin gıda oluşumuna vasıta olma gerçeği... Bunların arasında geri çevrimli bir proses olmalı; bazılarının tükenmesi ile diğerlerinin var olmasını sağlayan bir proses. Gerçekten de, insan ve hayvan hayatında bu çevrimin bir tarafı, bitkilerin hayatında ise diğer tarafı cereyan etmektedir. İnsan ve hayvanlar gıda ve oksijeni tüketerek karbondioksit atmakta, bitkiler ise atılan bu karbondioksiti, su ve güneş ışığının da yardımı ile gıda ve oksijene dönüştürmektedir. Çevrimin insan ve hayvan hayatı ile ilgili kısmında lüzumlu olan enerji, bitki hayatı ile ilgili olan safhasında güneşten, yani "görünür ışık"tan temin edilmektedir. Açıkça görüldüğü üzere, insan iradesinin dışında cereyan eden bu olaylar da, yine her zaman olduğu gibi, kâinatı meydana getiren birey ve sistemlerin ölçü ve mizana dayanan karşılıklı alış verişlerine dayanmaktadır.

Yaklaşık iki milyar yıldır, cyanobacteria adı verilen çok küçük bakteri hücreleri güneş ışığının gıda ve oksijeni ortaya koyan kimyevî reaksiyonlar üzerindeki rolüne ışık tutmaktadır. Yerküresinin insanlar için uygun hale getirilmesi ile ilgili bir teoriye göre, bu tür yaratıklar vasıta edilerek önce okyanuslar yavaş yavaş gıda ile; atmosfer ise yavaş yavaş oksijence zenginleştirilmiştir. Ve nihayet.. yerküresi söz konusu bakteri için, yeterli olandan daha kompleks bir hayat biçimine uygun olacak şekilde bir yapıya kavuşturulmuştur. Oluşturulan şartların ilk başta yeşil bitkiler ve bazı hayvanlar için uygun olduğu konusunda bilim adamları görüş birliği içerisindedir. Bu iki tür ise ancak bugün insanoğlu için yeryüzünde gerekli olan dengenin tesisi yönünde faaliyette bulunmuştur.

Yeşil bitkilerin bünyesinde cereyan eden faaliyette payı büyük olan bir başaktör olmalı. İşte o klorofil adı verilen bir bileşiktir ve hayvanların hemoglobinindeki "heme"ye oldukça benzemektedir; yalnız bir farkla ki, "heme" bir demir atomuna sahipken klorofil biraz daha komplekstir ve bir magnezyum atomuna sahiptir. Ancak, şurası da bir gerçek ki, yeşil bitkilerdeki bu marifeti ortaya koyan basit bir klorofil de değildir. Öyle olsa idi, ondaki bu mekanizmayı model alan bilim adamları bugüne kadar önemli keşiflerde bulunabilirlerdi. Işığın yardımı ile gerçekleştirilen FOTOSENTEZ gibi harika bir marifet, daha çok klorofilin bünyesinde var olan kloroplasta atfedilmektedir.

Kuvvetli mikroskoplar, radyoaktif izleme metodları ve buna benzer sayısız modern teknikler kullanılmak suretiyle bugün, artık kloroplastlar içerisinde cereyan eden değişimlerin jenerasyondaki rolü, kimyevî elemanların diğerlerine nasıl dönüştüğü ve güneş ışığının fotosenteze nasıl dahil edildiği açıklanabilmiştir. Buna rağmen, insanoğlu henüz kloroplasttan daha basit bir madde ile fotosentezin gerçek yüzünü açıklayabilmiş değil. Yeşil bitkilerde cereyan eden ve su ile karbondioksiti, güneş ışığının da yardımı ile gıda ve oksijene dönüştüren bu esrarlı faaliyetin sırrına insanlığın birgün ulaşacağı umulur. Ama, kainatta insanoğlunun istifadesi için programlanmış, birbirleriyle uyum halinde çalıştırılan daha o kadar çok sistem var ki... Kainat kitabı henüz kendisini layık olduğu yere oturtacak ve onu hakkıyla okuyacak duru kalpli, temiz vicdanlı ilim adamlarını beklemekte; bugüne kadar hasisçe açtığı sırlı sayfalarını cömertçe açacağı günler ise pek uzak değil.