Eylül 1997 · s. 358 · 2 dakikalık okuma
Kuvars Taşıyla Avlanan ÖRÜMCEK

Dört çift bacakları ve iki bölümden meydana gelen vücutları (başlı-göğüs veya öngövde ile artgövde şeklinde) örümcekleri, böceklerden ve diğer eklembacaklılardan ayıran temel özellikleridir.
Antarktika dışında bütün kıtalara yayılmış olan örümcekler deniz seviyesinden 5 bin metreye ulaşan yükseltilere kadar görülebilir. Günümüze kadar 34 bin dolayında türü tanımlanmıştır. Büyük ölçüde böcekleri avlayarak beslenen örümceklerin çoğunda sekiz, diğerlerinde daha az sayıda basit göz bulunur.
Örümceklerin çoğu karada, pek azı kıyılarda veya tatlı ve tuzlu suların üstünde yaşar. Deniz kıyısında, yani kumsallarda yaşayan nadir örümceklerden biri de Ariadna masculina’dır. Görenleri hayrette bırakan bir yaşayış tarzına sahiptir. Namibya’daki kumsallarda yaşayan Ariadna masculina adlı örümcek türünün ilginç bir avlanma tekniği Var. Kumsalda yaşayan bu örümcek türü, 13 cm derinliğinde, yüksük şeklinde yuvalar inşa eder.
Bu örümceğin
inşa ettiği evin yapısı ve kullanılan malzeme ise oldukça enteresandır.
Örümcek, yuvarlak şeklindeki yuvasının ağız kısmının çevresine, birbirine benzeyen tam yedi adet yassı kuvars taşını orantılı bir şekilde yerleştirir. Örümcek, bu taşları büyüklüğüne ve özelliklerine göre seçer. Taşların yuvaya bakan kısmı ile yuvanın ağız kenarının arasını da o ince ve narin iplikçiğiyle ağ örer ve pusuya yatarak, avını beklemeye koyulur.
Kumsalda çakıl taşı vb. taşların yoğun olmasına rağmen örümcek, az bulunan yassı kuvars taşını tercih eder. Sebebi tam olarak anlaşılamamış olmakla beraber uzmanlar, kuvarsın mekanik ve elektriki özelliğinin tercih nedeni olabileceğini belirtmektedirler.
Silisyumdioksitten
meydana gelen kuvars, tortul kayaların, akarsularda ve koylardaki
birikintilerin temel bileşimi olup, havanın kimyevî ve mekanik tesirlerine
dirençlidir. Bu taşlarda piezoelektrik tesir de vardır; yani sıkıştırıldıkları
veya gerildikleri zaman yüzeylerinde voltaj meydana gelir. Kuvars taşında
titretişimi iletme özelliği çok yüksektir. Bu taşlara dokunan en küçük bir
canlının meydana getirdiği ufak bir titreşim örümceği hemen harekete geçirmeye
yetmektedir.
Bu özelliklerinden dolayı bu taşlar, yaklaşan avın yönü, uzaklığı ve büyüklüğü, kısacası koordinasyonu ile ilgili bilgileri net olarak örümceğe ulaştırmaktadır.
Her biri kendisinin yaklaşık üç katı ağırlığında olan bu yedi taşın bulunup seçilmesi, taşınması ve ölçülü bir şekilde yerleştirilmesi, onun hem kimyager, fizikçi, matematikçi, mimar ve hem de mühendis bilgisine sahip olmasını gerektirir. Böyle bir bilgiye sahip olmadığına göre, hayretimiz ve takdirimiz örümceğe değil, onu bu sanat ve teknikle donatan yüce Yaratıcı’ya olmalı değil mi?
Kaynak
—“Jagd mit Steinen”, Michael Pfaff, “wissen aktuell”, Kosmos, Nisan/1996.