Eylül 1988 · s. 322 · 4 dakikalık okuma
Kuş Göçlerindeki Eşsiz Dinamizm

Karatavuk, Ardıç kuşu, İspinoz ve sığırcık gibi kuş türleri her yıl binlerce kilometre aşarak Kuzey Avrupa’ya ulaşırlar. Yalnız onlar değil hepimizin yakından tanıdığı kırlangıç ve leylekler de bu yarışta yer alırlar.
Bu göç Sumatra’dan İskandinavya’ya, Sahra çölünden F.Almanya’ya kadar çok uzun bir güzergâha uzanır. Sadece bununla kalmayıp uçsuz bucaksız okyanuslar ve denizler de aşılır. Yaratılışın bir başka esrarengiz yönü de, kuşların nasıl yol bulduklarıdır. Bu zayıf canlılar kendilerine verilen üstün özelliklerle insanı düşünmeye sevk etmektedir.
Bilindiği gibi kuşların kas yapısı çok güçlüdür. Özellikle uçuş halinde, göğüs kaslarının gücünden çok faydalanırlar. Ayrıca bu uçuşta gerekli enerjiyi karşılamak için diğer canlılardan çok daha fazla yağa ihtiyaç gösterirler.
Omitologlar (kuş bilimciler) ve fizyologlar yaptıkları araştırmalarla, kuşların uzun süre havada uçabilmelerinin, zayıf anatomik yapılarıyla mümkün olmadığını ortaya koydular.
Leylek gibi büyük kuşlar geniş kanat yapılarının da yüklediği zorlukla Kudüs, Ölüdeniz bölgesinden, Kuzey’de bir ara dinlenmeyle, İstanbul boğazı üzerinden durmaksızın uçmakta ve Kuzey Avrupa’ya inmektedirler.
Bir başka misal de küçük kuşlardır. Böyle uzun bir göçte sıcak hava tehlikesine maruz kalırlar. Buna rağmen, mesela birkaç gramlık altın yağmur ötücü kuşu 3000 km. olan Hawai-Alaska göç yolunu aşmak için; 36 saat boyunca saatte 80 km. üzerinde bir hızla ve kanatlarını toplam göç boyunca 2,5 milyon defa çırparak bu zor maratonu akıllara durgunluk veren bir hızla gerçekleştirir. Uçuş esnasında kanat şekli, aerodynamik, rüzgârı aşma özelliği ve yön bulma en iyi şekilde bir araya gelmelidir.

Jetlerdeki
yakıt—mesafe irtibatı aynen kıtalararası uçuş yapan kuşlarda da görülür. Mesela
güdük kanatlı, çok küçük altınyağmur ötücü kuşu az gıda (yağ) alarak uzun
mesafelere uçmada leylekleri geçer. Amerikan yakut kolibri kuşunun orta
Amerika’da kışladığından dolayı gıda—uçuş irtibatı iyi incelenebilmiştir. Bu
küçücük yaratık, aldığı bir defalık gıda ile Meksika Körfezini tek uçuşta
aşabilmektedir. Bu uçuşta 18 saatlik bir sürede, 3,24 milyon defa kanat
çırpmaktadır. Rüzgâr eğer ters eser, kuşlar yoluna devam edemezse, gıda
bulabilecekleri bir yere inmek isterler. Bazıları okyanusta bu ters rüzgârlar
sebebiyle düşerek ölür. Gidecekleri yere vardıklarında vücutlarında yağ
bulunmadığı
görülmüştür.
Yani kuşlar, bir defalık uçuşu mükemmel olarak ayarlamışlardır. Genellikle
göçmen kuşlar kıtalararası uçuşlarda vücut ağırlığının yarısı kadar yağlı gıda
alırlar. Fakat Kondor denilen iri kuş, 3.20m’lik kanadıyla bu nispette
beslenirse havaya yükselse bile hemen yere çakılırdı. Faktörler öylesine ince
ayarlanmıştır ki, Albatros ve leylekler büyük kanatlı kuşlardan oldukları
halde, 2000 m. yükseklikteki sıcak hava tabakalarından (thermik) faydalanırlar.
Uçuşta bir sıcak vahadan diğerine geçerek kanat çırpmadan, enerji harcamadan
devam ederler. Deniz üzerinde Albatros’un yaptığı gibi, bu özel noktalan bulmak
büyük ihtisas gerektirmektedir. Albatros en ufak kaldırma kuvvetini dahi
kullanır. Bu iş çok hassastır. Şöyle ki: Hava tabakalan (akımı) su üstünde
durgun haldeyken üstte dalga hareketinden dolayı rüzgâr esmeye devam eder. Bu
hız farkını, Albatros aşağı inerken kanat hareketini kendini rüzgârla
kaldıracak şekilde ayarlar, kalktıktan sonra süzülür, ilerler ve inerek aynı
hareketi tekrarlar. Yüzlerce defa ve günde 500 km. mesafe alır. Böylece ufki
kuvvetle dikey itme sağlanır. Ornitologlara göre bu aerodynamiğin, şartlara
uygun en mükemmel kullanılış şeklidir.

Federal Alman fizyolog Ornitolog V. Nachtigal şu misali vermektedir: Eğer insan kolibrinin yapabildiğini gerçekleştirebilseydi günde 142 kg. et veya 185 kg. pişmiş patates yemesi gerekirdi. Kuşların göç esnasında oksijen tüketimleri insanın en çok kullandığı halden, tam 40 misli fazladır. Bütün bu rakamlar, gelişmiş elektronik sayesinde; kuşlara verici takma yoluyla ve kuşun normal uçuş rotasına göre hazırlanmış rüzgâr kanalı denilen laboratuarda da ölçülmektedir.
F. Alman Max Planck Enstitüsü ve Bavyera Davranış Fizyolojisi Kurumu ortak olarak leyleklerin uçuş rotasını özel setelit (peyk)le belirleyecektir. Rüzgâr kanalında, vücuduna tecrübe için gerekli kablo ve hortum bağlanan kuş, oksijen kullanışı, kanat çırpma sayısı, enerji harcaması ve solunumca incelenir. Tam tempo (faaliyet) anında kuşun kanat hareketinin ve göğüs kesimindeki direncinin en üst seviyede 0.2lik ölçüye ulaştığı görülmüştür ki, bu miktar asrımızın otomobil endüstrisinin ulaştığı değerdir. Motorda olduğu gibi kuşta da gıdanın dörtte biri kullanılır, dörtte üçü ise vücut sıcaklığını sağlar. Kuşlarda terleme olmadığından burada da mucizevî yardım mekanizması devreye girer. Kolibri ve güvercinlerde ölçüldüğü gibi sıcaklık 29 °C çıkarsa, kuşlar kanın asitlenmesinden (asidoz) kurtulmak için —ki baygınlık da bunun sonucu- dur— yere inerler...

Bir filden 20 defa daha çok metabolizma faaliyeti olan kolibrinin daha küçük olması bu sebeple mümkün değildir. Göçmen kuşların çoğu kuluçkaya yattıkları yeri sonbaharda terk ederler. Sebebi ise temel gıdaları olan böceklerin bu mevsimde tükenmesidir.
Kuşlar göç ederken güneş, ay ve yıldızların vaziyetlerinden de faydalanarak yön tayin ederler. ABD’li biyolog W. Keeton, güvercinlerin göğüslerine küçük mıknatıslar yerleştirdiğinde kuşlar ancak güneşli havada yön bulabilmiş, kapalı havada şaşırmışlardır. Biyologlara göre yerin manyetik sahasını örten bu mıknatıs, beyindeki alıcıları karıştırmıştır. Güvercinlerde yer manyetik sahasını belirleyen bölge, gözlerin üzerindeki magnetitin (kristallerin) (mıknatıslanan demir oksit) teşkil ettiği birkaç mm2’lik yerdir. Diğer tecrübelerde kuşların göç mevsimi geldiğinde laboratuarlarda huzurlarının kaçtığı ve çok fazla gıda depoladıkları görülmüştür. En şaşırtıcı olanı da, karanlık mekânda ters yöne çevrilseler bile, yine esas göç yönüne dönmüş olmalarıdır.

Modern bilimin göçler hakkındaki yeni keşifleri konuyu daha muammalı hale getirmektedir. Doğu Sibirya’dan Yeni Zelanda’ya göçen kıyı çullukları deniz üzerinde 15,000 km. uçmaktadır. Bu dünya rekorudur. Ördekler, kazlar ve limicoller yüksek uçuşta eşsizdir. 8000 m.lik Everest’i bile aşarak göçerler. Uçak yolcuları 9000m yükseklikte kazları uçuş halinde görmüşlerdir. Rüzgâr kanalı testlerinde bu canlıların 11.000 m. yükseklikte bile uçabilecekleri belirlenmiş durumdadır. Göçmen kuşlardan Sahra çölünü aşarak sıcaklıktan etkilenmeden geçen kırlangıçlar, vücut yapılarının müsaade ettiği imkânlarla vahalara inmekte, beslenerek göçe devam etmektedirler. Çünkü Biyolog F. Bairlaine göre E. Almanya Badensee’de kuşun yağ rezervi ölçüldüğünde de, kırlangıcın toplam vücut ağırlığı 19,9 gram iken çölde 24,6 gr.lık bir vücut ağırlığı belirlenmiştir. Ayrıca kuşlar (kırlangıçlar) çölde bulabildikleri en küçük gölge kaynağını kayalık, çalı gibi değerlendirirler.