Sızıntı Arşivi

Ocak 1990 · s. 5 · 2 dakikalık okuma

Küçük Deniz Savaşçıları

Hüseyin Aygün · Tabiat

oca90-4.jpg

Science News'den Hüseyin Aygün

Deniz yüzeyi altındaki küçük aracı ateş açmak için emir alır. Kapakçıklar açılır ve Öldürücü roketler fırlatılır. Roket, hedefin zırhını delip geçmeden önce saniyenin binde üçü gibi kısa bir sürede, uzay mekiğinin 10.000 katı ivmeyle hızı 2 metre/saniyeye ulaşır. Çıplak gözle çok zor görülebilen roket, küçük okyanus karidesine çarpar. İşte bu tasvir ettiğimiz küçük gemi ve gemicikler; anemonlar (deniz gülü), deniz anaları ve bazı deniz omurgasızlarıdır. Yakın zamana kadar hakkında sınırlı bilgiye sahip olduğumuz bu deniz hayvancıkları, "nematosist" adı verilen zehirli, mikroskobik roketcikler atarak avlanırlar; işte bu patlayıcı ve yakıcı kapsüllerinden dolayı bu hayvanlara "Cnidaria" denir.

Bilim adamları, yakın zamana kadar Cnidliler'in' roketcik atış mekanizması hakkında bilgiye sahip değildiler. Fakat yapılan yeni araştırmalarla bu mevzuda yeni bilgiler elde edildi. Bilhassa, neredeyse hiç göremeyen Cnidliler'in, titreşimleri hissetme kâbiliyetlerinin yüksek olduğunun anlaşılması ve avlanmada, muhteşem bir sanat eseri olan bu kabiliyetlerinden faydalanıyor olması araştırmalara ışık tuttu. Hassas duyu reseptörleri (alıcı hücreler) planktonik (su içinde serbest yüzen) organizmaları, çıkardıkları seslerden rahatlıkla ayırdedebiliyordu. Kendilerine has bir şekilde titreşimleri hisseden duyu organlarını böyle hassas bir mekanizmayla birkaç anahtar frekansa ayarlayabilmeleri, onlara diğer hayvanlar arasında müstesna bir yer kazandırıyordu.

Cnidliler'in, roketçiklerini kimyevi ve dokunma yoluyla olmak üzere iki tip mekanizmayla fırlattıkları uzun zamandır biliniyor ve dolayısıyla, yapılan araştırmaların merkezini de bu husus teşkil ediyordu. Tecrübi çalışmalar bir havuzda gerçekleştirildi. Deniz gülünün iştahını arttırmak için, bulunduğu havuzda, karideslerin dış kabuğu ve Denizgüllerinin yiyeceklerindeki kitinin muhtevasında bulunan bir çeşit şeker ilave edildi. Burundaki koku reseptörlerinin koku moleküllerini yakalaması gibi, nematosist ateşleme hücrelerinin kimyevi reseptörlere sahip komşu hücreleri bu şekerleri hissetti. Bunun ardından, jelatin kaplı, küçük titreyen bir çubuk deniz gülüne dokunduruldu ve değişik şeker konsantrasyonu ve frekans şartlarında kaç tane roket fırlatıldığı sayıldı. Şekerin mevcut olmadığı durumda 55 Hz'lik bir titreşim, roket atış mekanizmasını harekete geçirirken, şekerli vasatdaki ateşleme için 5 Hz'lik (1 Hz= 1 titreşim/sn) bir frekans yeterli oluyordu ki, bu titreşim, deniz güllerinin tadını çok beğendiği karidesin yüzerken yaptığı hareketlerin titreşim mekanizmasıydı. Hayvan, bu titreşimleri, üstündeki küçük hassas kirpikleri vasıtasıyla hissetmektedir. Normal şartlarda 50 Hz 'e hassas olan bu kirpikler, kimyevi reseptörlerin kitin tipi bir şeker tesbit etmesiyle %70 nisbetinde uzuyor ve 5 Hz'lik frekansa hassasiyet gösterebilecek bir vaziyete geliyordu.

Bilim adamlarına göre, titreşim reseptörlerinin haberleşmesi açma—kapama düğmelerinin çalışmasına benzer şekilde olmakta ve deniz gülünün pahalı roketçikleri gereksiz yere atılmamaktadır. Zira roketçikler çok kompleks bir yapıya sahip olup, tekrar üretilmeleri deniz gülünün hem uzun zamanını almakta, hem de daha fazla beslenmesini gerektirmektedir.

Bazı bilim adamları tarafından çok basit yapılı canlılar olarak kabul edilen Cnidli hayvanların avlanmada ve düşmanlardan korunmada kullandıktan yakıcı ve felç edici patlayan kapsüllerin çok mükemmel bir şekilde atılması ve yenilerinin yapılmasındaki harika organizasyon, bunların hiç de öyle basit organizmalar olmayıp Kudret, İlim ve Sanat cilveleri olduğunu açıkça göstermektedir.