Sızıntı Arşivi

Temmuz 1988 · s. 225 · 3 dakikalık okuma

Kozmozu Tehdit Eden Zerrecikler

Adem Arıkanlı · Ekoloji

Kâinat’ın diğer ismi ‘Cosmos’tur. Cosmos ise düzgünlük, uyum ve disiplin demektir. Kâinattaki mikro âlemlerden makro âlemlere kadar göz gezdirdiğimizde her şeyin hesaplı, düzenli ve uyumlu olduğunu müşahede ederiz. Araştırmalar ilerledikçe kurulmuş olan bu nizamın muhteşemliği daha da göz kamaştırıcı bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Canlı cansız her varlık, konulmuş prensip ve kanunlar dâhilinde hareket etmektedir. Kısıtlı da olsa tasarruf hakkı verilen, maziyi ve istikbali düşünüp yaşadığı anı ona göre değerlendirmesine mekân tanınan kâinattaki tek varlık insanoğludur.

Rakip tanıdığı her şeye karşı üstün olma duygusu ve düşüncesi ile yola çıkan insan, kendi başarısı ve refahı için tabiatı istediği gibi kullanmaya başlamış ve neticede bugün kâinattaki dengede yer yer değişikliklere sebep olmuştur.

İnsanoğlu, ilahi Kudret’in tanzim ettiği dünyadaki dengeyi bozmaya devam ettiği sürece hiç ummadığı problemlerle karşılaşabilecek ve göstermiş olduğu hırsa karşılık tokatlar yiyecektir.

Kömür, petrol ve tabii gaz gibi yakıtların yanmasından meydana gelen asitli zerrelerin sebep olduğu hava kirliliği canlı cansız birçok varlığa zarar vermektedir.

Kömür ve diğer yakıtlar yanarken, içinde mevcut kükürt ve diğer işe yaramaz maddeler kükürt dioksit gazı ve kül şeklinde çevreye yayılır. Ayrıca yanmadaki yüksek ısı havadaki azotun oksijenle birleşerek azot oksit gazlarının meydana gelmesine sebep olur. Bu gazlar suyla veya havadaki nemle karıştığı vakit sülfürik asit tanecikleri ve nitrik asit meydana gelir ki bunların her ikisi de suda çözünür. Eğer atmosfer, nispeten kuru ise nitrik asit gaz durumunda kalır, fakat sülfürik asit ufak sıvı zerrecikleri meydana getirir. Bu parçacıklar yağmur ile toprağa kadar ulaşırlar.

Bu gibi zerreciklerin güneş ışığını dağıtmaları sebebiyle havadaki ve yeryüzündeki ısı dengesinin değişmesine sebep oldukları anlaşılmıştır. Yapılan hesaplamalar, zerrelerin güneş ışığının gelmesini engelleyerek, yeryüzü nü serin ve atmosferin üst seviyelerini de sıcak tuttuğunu göstermektedir. Bu sıcaklık değişimi havanın tabii sirkülâsyonunu değiştirmekte, ayrıca sülfat yönünden zengin zerrecikler görüş mesafesini düşürmektedir.

Yeşil bitkilerin büyüme ve O elde etmek için yaptıkları fotosentezde gerekli bir unsur olan C02 atmosferin % 0,4UnLi teşkil eder. Fakat sanayinin gelişmeye başladığı 1700 yıllarından bugüne gelindiğinde, havadaki C02 nispetinin % 15—25 kadar artmış olduğu görülmektedir.

C02 ‘in atmosferden ve yeryüzünden yayılan kırmızı ötesi ışığı tutma hususiyeti vardır. Dolayısıyla Dünya’nın ısınmasında rol oynar. C02 oranının fazlalaşması atmosferin daha fazla ısınmasına yol açar. Dünya ısınırken okyanus ve su kaynaklarındaki buharlaşmanın artması söz konusudur. Su buharı da kırmızı ötesi ışığı absorbe edecek ve gezegenin daha da ısınmasına yardımcı olacaktır.

Eğer bugünkü C02 oranı tahmin edildiği gibi iki misline çıkarsa, gelecek yüzyılda sıcaklık 2,8 °C artacak, iklim bölgelerinin yer değiştirmesine sebep olacaktır. Bazı bölgelerde kış daha sert geçerken bazı bölgeler kavurucu yazlara sahne olacaktır. Dünyanın bazı yerleri fazla yağış alırken bazı yerlerde yağışlar normalin altına düşecektir. Ayrıca Grönland ve Antartika’yı kaplayan buz tabakalarının bir kısmının erimesiyle deniz seviyesi yükselecektir.

Bütün bu değişiklikler birçok ekosistemin değişmesine sebep olacağından bazı canlı nevilerinde azalma görülürken, bazılarında artma gözlenecek, bir kısmının ise nesilleri tükenecektir.

Şimdi dünyanın her yerinde bilim adamları, politikacılar, sanayiciler ve şehirliler, hava kirliliğinin nasıl kontrol edileceğini bunun ne kadara mal olacağını, nereden ve nasıl finanse edeceklerini araştırıyorlar.

Kâinattaki bu muhteşem dengeye çeşitli yollarla müdahale eden insanoğlunun mevcut dengeyi çok arayacağı muhakkaktır. Keşke Kudret-i Sonsuz tarafından bahşedilen bu nimetlerin kıymetini anlayıp ona göre hareket edebilsek.

Tabii kaynaklar, endüstri ve sanayileşmenin yayılmasıyla aşırı bir şekilde ve müsrifçe kullanılmıştır. Basit tekniklerden teknolojiye geçişte hızlı endüstrileştik ama ne yazık ki, ürettiklerimiz yanında kirlettiklerimizi göz ardı ettik.

Yirmi mil yüksekte dünyamızı çepeçevre kuşatan ozon tabakası, Yaratıcının hayat için faydalı kıldığı güneş ışınlarının geçmesine müsaade ettiği gibi zararlı ışınları tesirsiz hale getiren muhteşem bir Rahmet perdesidir.

Dünyamızda gün geçtikçe artan zararlı kirleticilerin atmosfere geçmeleri ve bölgede uzun yıllar kalması ozon tabakasının etkinliğini azaltacak dolayısıyla zararlı ışınlar dünyamıza ulaşacaktır. Suçluların başında kloroflorokarbon(CFC) gelir. Ayrıca her çeşit sinek öldürücü, püskürtme yolu ile kullanılan traş sabunu köpüğü, parfümeri malzemeleri, mutfaklarımızda kullandığımız temizlik malzemeleri ile buzdolabımızdaki soğutma gazları dâhil sentetik bazı maddeler, hatta otomobillerdeki air-condition cihazlarında kullanılan gazlar da bunlar arasındadır.

ABD çevre koruma kurulu bu tabakada sistemli biçimde her yıl yüzde bir oranında ozon azalması olduğunu belirtmekte, bunun ise ABD’de her sene 20.000 yeni cilt kanseri vakasına yol açtığım ileri sürmektedir.

Çeşitli tabii hadiselerin yanısıra endüstriye dayalı kirlenme sebebi ile de giderek ciddi bir seviyeye ulaşan bu delinme hadisesine karşı endişe ile izlemenin dışında pek bir şey yapılamıyor.

Adem Arıkanlı — Mevlüt Karabağ