Eylül 1998 · s. 347 · 5 dakikalık okuma
Korku
Arslan Mayda · Dr. · Biyoloji

Korku, istenmeyen şeyler meydana gelmeden önce veya geldiği anda oluşan duygu halidir. Merkezi hipotalamusun arka sempatik bölümü olmak üzere, amygdal, korku alıcı organlar şeklinde sinirsel bir yol izler. Bu sinirsel yolda iletimi sağlayan nöro-transmitter maddeler vardır. Bu maddelerden Noradrenalin ve Serotonin, korku sinir yollarında daha fazla miktarda bulunmuşlardır.(1,3)
Korku oluşmadan önce korku alıcıları korku uyandırıcı bir etkenle karşılaşırlar: Yolda yürürken bir araba üzerimize geldiğinde gözlerimiz, evde tüp kokusu hissettiğimiz zaman burnumuz, vücudumuzun bir yerini bir hayvan ısırdığı zaman derimiz, bilmeden zararlı bir yiyeceği ağzımıza aldığımız zaman dilimiz vb. vasıtasıyla algılar, Limbik Sistem içinde bulunan yollardan korku merkezine iletilerek korku meydana gelir. Bunlara somut korku uyarıcıları denir.
Kendi
iç dünyamızda oluşturduğumuz hayali uyarılar, nöro-transmitter maddelerin sinir
iletimiyle korku merkezine gelir ve korku oluşur. Ölüm korkusu, her türlü
kaybetme korkusu, yalnızlık korkusu, hayal ettiği varlıkların birden karşısında
belirmesi korkusu, dişçi korkusu, okul korkusu, vb. soyut kavramların
hayalimizde oluşturduğu korku uyancılarıdır.
Soyut ve somut alıcılarla oluşan uyarılar nöro-transmitter maddelerin sinirden sinire uyarıyı iletmesiyle korku merkezine gelir ve sempatik sinir sistemi uyarılır. Bir ünite gibi deşarj yaparak uyardığı organlarda belirtiler yaparlar.
Korku yapacak bir şeyle karşılaştığımızda veya hayalimizde soyut korku etkenleri oluşturduğumuzda aniden donup kalırız. Korkuda mental aktivite arttığı için bütün dikkatimiz korku oluşturan etkenin üzerinde yoğunlaşır. O an uyuyacak olsak bile uykumuz kaçar. Korkudan titremeler görülür. Gerek mental aktivitenin artması, gerek kas kasılması ve titremeler, kanda ve kasta artan glikoz artımına paralellik gösterir.
Korkan insanlar aniden nefesi duracakmış gibi olur. Çünkü sempatik uyarıyla akciğer bronşları genişlemiş kalpte çarpıntı oluşmuştur.
Korkan insanların söylediği, kalbim kopacak gibi oldu, yüreğini ağzıma geldi, yüreğim kuş gibi çarpıyor, ödüm kopacaktı gibi sözler, kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesi belirtilerinin ifadeleridir.
Korkan
insanların, ellerinin buz gibi olduğu, tüylerinin diken diken olduğu, soğuk
soğuk terledikleri görülür. Göz bebeklerinin genişlediği, sindirim sisteminin
çalışması yavaşladığı için iştahın kaçtığı görülür. Bu sayılan belirtilerin
hepsi şiddetli korkularda sempatik deşarjla olur. Çocuklardaki okul korkusunda
ve dişçi korkusunda yukarıda sayılan belirtilerin bir veya bir kaçı
görülebilir. İdam mahkûmlarında görülen bekleme korkusunda, korku nedeninin
gelme zamanı, gerçekleşmesi ihtimali, korku etkenini hafifleten alternatif
kuvvetlerin sayısı, kurtuluş ümidi, korkunun şiddetini belirler.
Korku yapan soyut ve somut nedenlerin dışında, sinir iletimi yapan transmitter maddeler verdiğimiz zaman da korkunun oluştuğu gözlenmiştir. Yapılan araştırmalarda Dihidroepandsterone (DHEA) denilen maddenin yüksek dozda kullanılmasıyla korku oluştuğu gözlenmiştir.(2)
Gerek korku yapan etkenler gerekse transmitter maddeler korku merkezini uyararak korkuyu oluşturmaktadır. Emisyon tomografisinin devreye girmesi, duygulanım anında aktivasyon merkezlerinin gösterilmesi korku, sevgi, nefret, öfke, sabırsızlık, gülme, üzüntü, keder, mutluluk gibi duyguların beyinde ayrı merkezlerinin olduğu fikrini akla getirmektedir. Böylece çoğu davranış bozukluklarının altında libido olmadığı, beyindeki merkezlerin ve yollarının sensitif (devamlı hassas hale gelme) hale getirilmesi fikrinin ağırlık kazanacağı görülmektedir.
İlaç olarak korkunun tedavisinde neşe ve mutluluk verici trankilizan ilaçlar kullanılmaktadır (diazem gibi). Bu ilaçlar transmitter görevi gören ilaçlardır; psişik enerjiyi artırdıkları için moral yükseltir, ilgi ve eğilimi artırırlar. Korkunun hafifletilmesinde psikoterapirın (konuşarak ikna) önemi büyüktür. Araştırmacılar hastalık nedeniyle böbrek üstü bezi çıkarılan hastalar üzerinde şöyle bir çalışma yapmışlardır: Bir kısım hastaya ameliyata girmeden önce korku için psikoterapi uygulanmış, bir kısmına ise yapılmamış. Psikoterapi yapılan hastalarda korkunun tam kaybolmadığı fakat bariz azalmanın olduğu müşahede edilmiştir.(4) Bu gün korku tedavisinde korkunun nedeni araştırılarak psikoterapi, sevinç ve mutluluk veren transmitter ilaçlar kullanılmaktadır. Psikoterapi+ilaç tedavisi korku çeşitlerinin hepsinde başarılı olamayabiliyor. Mesela öldürülme korkusu taşıyan bir insanda, psikoterapi+ilaç tedavisi korkuda tam etkili olmayabilir. Çünkü hasta, korkusunun gitmesi için öldürülme tehlikesinin tam kalkmasını ister.
Eğer
tedbir açısından en ufak bir ihtimal dahi olsa, o korku izale olmaz. Çeşitli
tedbirlerle % 99 korunulacak bile olsa % 1 ihtimal üzerinde yoğunlaşır, vesvese
ile hayalî kurgular oluşturur, neticede korku izale olmaz.
Bazı korkular izale olabilir dişçi korkusu, okul korkusu, vestibüler bozukluğu olanlarda düşme korkusu, vb. Fakat ölüm korkusu, kaybetme korkusu gibi korkuları izale etmenin yolunu Peygamber Efendimiz(s.a.s)’in hadislerinde görüyoruz:
“Korku kaderden bir şey değiştirmez, fakat dua gelmiş ve gelecek bütün kaza ve belalar için faydalıdır. Size dua etmenizi tavsiye ederim.”
Peygamber Efendimiz (s.a.s) yapılacak duayı bize şu şekilde öğretmiştir: “Allahım, gazabından, azabından, kulların kötülüklerinden, şeytanların vesvese vermelerinden Allah’ü Tealanın tam olan Kur’an’ına ve sıfatlarına sığınırım”5
Efendimiz (s.a.s) yapılan duada hem korkunun nedenlerini hem de tedavi olarak Kur’an ve Allah’ın sıfatlarını göstermiştir.
Korkunun Oluş Sebepleri
1-Allah’ın gazabı ve azabı: Kaza, hastalık, kitlesel musibetler (tufan, deprem, sel basması, yanardağ lavları vb.) kişiyi ve geneli kapsayan korku sebepleridir ki, kulların ısrarlı hataları Allah’ın azabına ve gazabına sebebiyet verebilir.
2- Kulların kötülükleri: Öldürme, yaralama, gasp, hırsızlık, terör, kundaklama vb. örnekler verilebilir. Kişinin haberi yokken onun aleyhine planlar hazırlayan kişilerin kötülükleridir.
3- Vesvese: İnsan beyninin oluşturduğu menfi ihtimaller, beynin kendi sistematiği içinde üretilen hayali varsayımlardır. İhtimallerin en küçüğünden en büyüğüne kadarı defalarca zihinde tekrar edilir. Sonuçta öyle bir noktaya ulaşılır ki kişi kendi kendine konuşur. Her şeyden şüphe eder. Kendisine başka bir insan zarar verecekmiş zanneder, ölme ve öldürülme korkusu hâkim olur.
İnsanın
gücü ve yaptırımları bir yere kadardır. Her insan gücünün sınırlılığını
kabullenmiştir. Etkilediği alan cürmü kadardır. Kuvvetinin küçüklüğü kadar
yaratılışındaki sanat da o kadar büyüktür. Gücünün yetmediği şeyler üzerine
gelirse kendisinde korku etkeni oluşur. İşte her şeye gücü yeten sınırsız bir
güce dayanması ve kafasında ihtimallerin oluşturduğu her soruya cevap veren
Allah’ın sıfatlarına dayanması kendisine gelecek korku ihtimallerini sıfıra
indirecektir. Çünkü isim ve sıfatlarında şikâyetleri işiten, belaları def eden,
yardım edenlerin en hayırlısı, kendinden yardım istenen, müşkil meseleleri hal
ve fasl eden, kudretine her şeyin teslim olduğu, izzetine karşı her şeyin zelil
olduğu, heybetine her şeyin itaat ettiği, boyun eğdiği, zararlı şey ve manileri
def eden, olmasını istemediği şeyin meydana gelmesine engel olan, korku anında
yardımcı ve her şeyden haberdar olan, korkanlara emniyet veren, korunmak
isteyenlerin koruyucusu, her şeye gücü yeten, gizliyi bilen, kalpleri
değiştiren, her şeyin kendisine itaat ettiği, sınırsız bir güce teslim olmakla
korku tam izale olunabilir. İşte ihtimalleri sıfıra indirmenin ve vesvese
yolunu kapamanın en ideal yolu,gerçeğe yakînen inanma psikoterapisidir.
Korku, insan beyninde yeri ve sistematiği olan fizyolojik bir duygudur. Her zaman bir refleks gibi ortaya çıkacaktır. Bu zararlı şeylere karşı tedbir almak savunma sistemimizin bir gereğidir. İhtimalleri sıfıra indirmek için de sonsuz bir güce müracaat ederek O’na sırtımızı dayamamız gerekmektedir.
Dipnotlar
1- Guyton, Tıbbi Fizyoloji
2- DHEA-S Selectively impairs contextual-fear condioning:support for conditionin, support for the antiglicocorticoid hypothesis Fleshnerm, Pugh CR Behar Neuroscı 1997 sun 111:3 512:7
3- Psikiyatri ve Ruh Hastalıkları, Prof. Dr. Ayhan Songar, Serhat Dağıtım 4. Baskı
4-A.Selective role for corticosterone in contextual-tear conditioning pugh CR, Tremblay, Fleshnerm, Rudy J.W Behaw Neurosci 1997 jun 111:3 503:11
5- A. Rıza Karabulut, Tıbb-ı Nebevi (Ebu Davud, Hâkim; Kaim, Muvatta)