Sızıntı Arşivi

Nisan 1986 · s. 99 · 4 dakikalık okuma

Kelebekleri Tanıyor musunuz

Selim Çaldıranlı · Dr. · Zooloji

Selim Çaldıranlı

Kelebekler de, diğer uçan canlılar gibi yıllardan beri birçok hava vasıtası yapılmasında model olarak kullanılmaktadır. Kelebeklerin ve diğer böceklerin taklidinden ibaret olan uçan makinaları daha da mükemmelleştirme gayretleri yeniden bu canlılar üzerine eğilmeyi mecbur hale getirdi. Bilhassa kelebekler üzerinde yapılan çalışmalar, onların çok ince bir plan ve program dahilinde yaratıldığını ortaya çıkarmıştır.

Kelebeğin hayatını ve neslini devam ettirebilmesi, iyi beslenmesine, vücud içi sıcaklığını 30—40 °C arasında tutabilmesine ve iyi uçabilmesine bağlıdır. Uçuş için, enerji bakımından zengin besin teminine ve vücut içi sıcaklığının 30—40 °C’ye yükseltilip bu sıcaklıkta tutulmasına ihtiyaç vardır. Acaba kelebeğin bu iki mühim ihtiyacı nasıl karşılanmaktadır?..

Kelebekler birçok çiçek tarafından hususi gayelere matuf olarak hasıl edilen balözünü (nektar) gıda olarak kullanırlar.

Balözü, su ve basit şekerleri ihtiva eden karışım olup şeker nisbeti bitki çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterir. Kelebeklerin balözünü çiçekden emebilmeleri için hususi balözü emme cihazlarına ihtiyaçları vardır. Herşeyi ihtiyaca göre veren Yaratıcı kelebeğin ağız kısmını da bu işe en uygun şekilde teçhiz etmiştir. Kelebeklerin ağız kısmında hortum şeklinde bir yapı bulunur (Proboscis). Kelebek istirahat halinde iken bu boru dürülüp katlanabildiğinden görülmez. Uygun nektarı taşıyan bitki çeşidini bulduğunda, kelebek, hortumunu açar ve nektarın içine yerleştirir. Borunun başa bağlandığı yerde emzik biçiminde bir baloncuk yer alır.Baloncuğu kuşatan kasların kasılması emme basıncını husule getirir. Emme basıncıyla nektar çiçekden emilir. Nektarın emilmesi kompleks bir hadise olup emme işine tesir eden birçok faktör vardır. Boru ne kadar uzun ve ince olursa emmekiçin lüzumlu basınç da o kadar artar. Nektarı çekmede kullanılan basınç sıvının akışkanlığı ile de ters orantılıdır. Araştırmacılar en çok şeker ihtiva eden nektarı emen kelebeklerin çok fazla enerji alacaklarını, en az şekerli nektarı emenlerin de az enerji alacaklarını tahmin ediyorlardı. Ancak müşahedeler bunun böyle olmadığını gösterdi. Kelebeğin nektarı almak için hasıl ettiği emme basıncı, enteresan bir şekilde nektarın şeker muhteviyatına bağlı olmaksızın sabit tutulur. Bütün kelebekler, basınca göre uygun şeker taşıyan nektarları ifraz eden çiçekler üzerinde beslenirler. Eğer kelebek, düşük sabit emme basıncı hasıl ediyorsa en uygun balözleri, şeker muhtevası % 20-25 arasında değişenlerdir. Emme basıncı şeker konsantrasyonuyla arttığı zaman ise en uygun balözü % 35 şeker ihtiva eden nektarlardır. Yani en münasip balözünün tayini, emme borusunun büyüklüğüne ve şekline bağlı değildir. Borunun çapındaki artış veya uzunluğundaki azalış sadece nektarın emilme hızını artırır, fakat ideal nektarı tayin etmez. Kelebekler umumiyetle % 15—30 arasında şeker bulunduran nektarlara sahip bitkilerin çiçekleri üzerinde beslenirler. Arılar ise % 30—50 oranında şeker ihtiva eden nektarlara sahip çiçeklerden gıda larını toplarlar.

Kelebeklerin uçuş için gerekli diğer bir ihtiyaçları da, vücut içi sıcaklıklarını 30 ile 40 °C’ye yükseltme ve bu sıcaklıkta tutabilmeleriydi. Kelebekler uçmak için gerekli vücut sıcaklığını güneşlenerek temin ederler. Güneşlenme ve güneşden gelen ışık hüzmelerini emme veya bunları vücutları üzerine aksettirme şeklinde yapılır. Bu iki tarza göre de güneşlenme anında gösterdikleri davranış farklı farklı olmaktadır. Hatta herbir kelebek nevinin ayrı bir güneşlenme tarzı var dense yanlış olmaz. Güneş ışığını emerek sıcaklıklarını yükselten kelebeklerin kanat yapıları, güneş ışığını vücut üzerine aksettirerek ısınan kelebeklerinkinden farklılık göstermektedir.

Güneş ışınlarını emenler ısıyı kanatlardaki doku vasıtasıyla vücuda nakleder. Bu tip kelebeklerde esas olarak sırtüstü ve yan olmak üzere iki tarz güneşlenme görülür. Sırtüstü güneşlenmede kanatlar uçak kanatlarına benzer şekilde tutulur. Yan güneşlenmede, kanatlar vücut üzerinde amudi olarak birarada bulunur. Kanatların taban kısmına çarpan ışık hüzmeleri vücut sıcaklığının yükselmesine yardım eder.

Işık hüzmelerini yansıtarak güneşlenenler ise kanatlarını vücut üzerinde V şeklinde tutarlar. V açısının genişliği, darlığı, aksettirilen ışığın ne kadarının vücuda erişeceğini tayin eder. Bazı kelebek nev’ileri geniş V duruş açısı, bazıları da dar V duruş açısı meydana getirerek güneşlenirler.

Kelebeğin rengi vücut sıcaklığının ayarlanmasında oldukça mühimdir. Zira renk hangi dalga boyundaki güneş şualarının emileceğini tayin eder. Şuaları emerek güneşlenen kelebeklerde (Colias cinsi) kanat ve vücut sathı, siyah renk veren mel.nin pigmenti ve sarı portakal rengi veren pteridin pigmenti ile örtülüdür. Kanatların vücuda yakın olan kısmı; bilhassa siyah renklidir. Bu kısım sıcaklığın tanziminde diğer kısımlara nazaran daha çok önemlidir. Siyah renk en iyi ısı emici olduğundan, şefkat ve merhamet sahibi tarafından bu renk maddesi ile onların vücudu süslenmiştir. Kanatların rengi deniz seviyesinden itibaren yükseklik arttıkça, koyulaşır. Mesela kanatları daha koyu renkde olan Colias cinsi kelebekler 3300— 3600 metrelerde; daha açık kanat rengine sahip olanların ise 1500—1800 metrelerde yaşadıkları müşahede edilmişdir. Daha koyu renkli kanatlar, yüksek bölgelerin karakteristik serin ikliminde, kelebeklerin güneş şualarından en iyi şekilde istifade etmesini sağlar.

Güneş ışınlarını vücut üzerine aksettirerek güneşlenen kelebeklerin kanat ları, umumiyetle beyaz veya gümüş renktedir. Çünkü güneş ışığını en iyi aksettiren bu renklerdir.

Kelebeklerin göğüs kısmı tüysü bir örtüyle kaplıdır. Bu örtü vücuda depolanan ısının kaybolmasını önler. Bu yüzden yüksek yerlerde ve kuzey bölgelerde yaşayan kelebeklerde sırt örtüsü oldukça kalın olabilmektedir.

Birçok kelebek uçma esnasında “kanat çırpma ve süzülme” tekniğini kullanır. Kanat çırpma ve süzülme birbirini takiben ardarda yapılır. Kelebeğin uçuşundaki kanat çırpma ve süzülme hareketleri çok kompleks olup ayrı bir inceleme mevzuudur.