Sızıntı Arşivi

Ocak 1993 · s. 15 · 2 dakikalık okuma

Karanlığına Saplanan Hilal

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

oca93

Karanlık, zifiri... Göz gözü görmüyor. Kâinatta bir yokluk rengi. Eşya yok, can yok, canan yok. Tabiat kesif bir hâl almış. Âdeta donmuş herşey. Renk yok, ses yok, ahenk yok...

Göz karanlıkta görür mü? Işıktan mahrum göz. Diz, dermansız yürür mü? Kalp fersiz işler mi? Elbette herşey onu harekete geçirebilecek güce sahipse vazifesini yerine getirebilir. İşte karanlığa düşmüş bir gözün hali de böyle! "Her yer karanlık, pürnûr o mevki" diye başlıyor Hamit "Makber" şiirine. Fakat aydınlığı, âşık olduğu kişinin kabrinde buluyor. Demek ki karanlık da kişiden kişiye değişiyor. Ölüm bazıları için kapkaranlık rengiyle dehşet veriyor. Bazıları içinse şevk, sevinç ve neş'e kaynağı...

Karanlığa sitem yok. Zifiri karanlık diye feryat yok, küfür yok. Ya senin gözün görmüyorsa karanlığa mı bulacaksın suçu. Ah nefis ve ah nefs-i müdafaa. Ne kadar alçaltıyor bu durum insanı değil mi?

Yıldızsız bir gökyüzü, ateş böceğine rahmet okutacak bir karanlık düşleyin. Kalkıp küfür feveranına mı başlayacaksın. Hayır ışık bulacaksın karanlığı aydınlatmak için. Bir şem'a bulacaksın. Yok bulamadınsa sen mum olacaksın, kandil olacaksın karanlığa. Çevreni aydınlatacaksın.

Karanlığa küfür etmek kadar onu sevmek de megolaman ruhların irtikap edecekleri fakat cezalarını ruhlarında, vicdanlarında duyacakları bir suçtur.

Arkadaş, ümitsizlik karanlığına düştünse, ümit ışığını bulmaya çalış. Boş boş yakınıp durma. Sevgisizlik kaosuna girdinse, içinde sevgi ve hoşgörünün aydınlık iklimini örmeye, dokumaya gayret et. Kadere isyan etme. Çünkü: "Kadere isyan eden başını örse vurur, kırar" sözü meşhurdur. Eğer sabırsızlık ikliminin kesif atmosferine düşmüşsen, boğazın sıkılıyor gibi bir ızdırab çekiyorsan, sabrın sonsuz neş'e ve huzur vaad eden atmosferine gir. Ruhunu kurtuluş iklimine çek. Ümit ve inanç ikliminde gerçek saadeti tat.

Karanlığa küfretme dostum. Bak kelebekler bile ışığa, nura koşuyor. Bak pervaneler dahi kendilerine bir güneş arayıp buluyor. Ve onun çevresinde ışıktan izler bırakan daireler, elipsler, çizerek dönüyor. Karanlığa karşı çekilmiş bir kılıç ol. Fakat sitemsiz, küfürsüz doğruluş olsun bu. İpincecik bir hilâlin bir hançer gibi karanlığa saplanışını hatırla. Sitemsiz, isyansız, nur ve ışık kılıcınla bat karanlığın bağrına. Aydınlat çevreni, aydınlat kâinatı. Gönül kandilinden yükselen bu ışık, her türlü karanlığın ölümü olsun.

IŞIK ORDUSU

Işık ordusu, aydın nâsiyelerinde nûr,

Simalarında derin ve bitevî mutluluk.

Götürürler her tarafa kucak kucak huzûr,

Gözlerinin içinde buğu buğu sonsuzluk

Işık ordusu aydın nâsiyelerinde nûr.

Buhurdanlık gibi koku neşreden sineler,

Ruhlarında rengârenk düşüncelerle hergün;

Bir şem'a etrafında uçuşan pervâneler,

Işıktan duyguları, düşünceleri bütün..

Buhurdanlık gibi koku neşreden sineler...

İrem ülkesine benzeyen bahçelerinde,

Somaki musluklarından hep kevserler akar

Hiç hazân bilmeyen o yemyeşil illerinde,

Durmadan her zaman rengârenk çiçekler açar

İrem ülkesine benzeyen bahçelerinde.

Sonsuzluktan gönüllerine nurlar dökülür,

Uçarlar ötelere ışıkdan kanatlarla.

Kâmetler yücelir, onlar bel kırar bükülür,

Çözülmez azim, sarsılmayan kanatlarla..

Sonsuzluktan gönüllerine nurlar dökülür.

* * *