Sızıntı Arşivi

Mayıs 1989 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Kanser Tedavisinde Yenilik

Rıza Şenkara · Dr. · Tıp

may89

U.S. News and World Report'den Dr. Rıza Şenkara

Aşının, insan ve diğer canlıların sağlığı açısından arzettiği ehemmiyetin anlaşılması ve tıpta tatbik edilmeye başlanmasından iki asır sonra, bulaşıcı hastalıklara karşı kayda değer başarılar sağlanmıştır. Bu netice, kanser konusunda da benzer çalışmaların yapılabileceği düşüncesini beraberinde getirmiş ve yoğun araştırmalara girişilmiştir.

Ancak bu hususdaki araştırmalar, aşının, kanserli dokulardan faydalanılarak geliştirilmesi esasına dayanmaktadır. Diğer bir deyişle, bu dokular aşı için hammadde vazifesi görecektir. Birçok laboratuvar çalışmasının verdiği netice, vücuttan alınan kanserli hücerelerden elde edilen aşının, hastanın güçlenmesini sağladığı ve mukavemetini arttırdığı şeklindedir. Bu aşı, durumu ciddi olan kanserli hastalarda bile müsbet tesir göstermiş ve kemoterapi, radyoterapi gibi küçümsenemeyecek yan tesirleri olan tedavi usullerine karşı bir alternatif olma özelliği kazanmıştır.

Henüz başlangıç safhasındaki Akciğer kanserlerinde, cerrahî müdahaleden sonra sözkonusu metodla aşı tedavisi uygulanan hastaların %75'i 5 yıl kadar yaşayabilmektedir. Bu nisbet ameliyat sonrası herhangi bir tedavi görmeyen hastalarda %30'dur. Bu aşının kalınbarsak kanserlerinde ve deri kanserlerinin en öldürücüsü olan Malign Melanom'da ise uzun süreli yaşama şansını % 30 veya daha fazla artırdığı gözlenmiştir. Bu metodun lösemi över (yumurtalık), pankreas ve mesane kanserlerine karşı ne ölçüde müessir olabileceği, yakın zamanda başlatılacak tatbiki çalışmalar neticesinde anlaşılacaktır. Kansere karşı vücudun direnç sistemini güçlendirmek konusunda araştırmacılar şunu ifade ediyorlar: Aşının yanısıra vücudun kendi direnç mekanizmasının da kanser tehlikesine karşı harekete geçtiği bilinmektedir. Sağlıklı kişilerde kanser tehlikesi her zaman için başgösterebilir. Fakat, vücudun direnç sistemi bu kanser hücrelerini hiçbir belirtiye meydan vermeden yok etmektedir.

Kemoterapi ve Radyoterapi gibi tedavi metodları tatbik edildiğinde bunların birçok dezavantajların (bulantı, saç dökülmesi gibi) yanısıra toksik tesirleri de beraberinde getirdiği ve vücudun bağışıklık sistemini güçsüzleştirdiği görülmektedir. Kanserli dokulardan hazırlanan aşı ise vücudun direnç sistemini takviye etmekte ve hastalığa karşı hazır hâle getirmektedir. Hastalık meydana getirici hücrelerin istilasına uğrayan bir bedende direnç sistemi bu hücreleri yok etmek için Antikor dediğimiz yapıları geliştirir.

Meselâ çocuk felci aşısı da aynı mekanizma ile çalışır. Kanser hücrelerinin normal vücut hücrelerinden gelişmesi sebebi ile vücudun direnç sisteminin bu tehlikeli hücreleri tanıması zorlaşır ve buna bağlı olarak mukavemet zayıflar. Kanser hücrelerinin çeperlerin deki bazı kimyevi maddelerde birtakım farklılıklar vardır ki, bunlar antijen olarak bilinir. Eğer kanser hücresinin çeperindeki antijenler daha yoğun hale getirilirse vücudun direnç sisteminin daha tesirli ve kolay bir şekilde antikor yapabilmesi sağlanabilir.

Bazı araştırmacılar bu aşı için gereken yoğun antijeni hastanın kendi kanser hücrelerinden elde etmektedir. Fakat aynı kansere yakalanmış başka hastalardan alınan kanserli hücrelerin sentezlediği antijenler daha müsbet neticeler vermiştir.

Araştırmacılar bunu "yeni antijenlerin, hastanın antijene karşı hassasiyetini mümkün olduğu kadar artırması" ile açıklamaktadır.

Bu tür bir tedavinin bugünkü maliyeti 5.000 dolar civarındadır. Fakat bu rakam, metodun daha verimli hâle getirilmesiyle zamanla düşecektir. Birçok laboratuvar kanser hücresi üretmek gayesiyle kültür teknikleri üzerinde çalışmaktadır; böylece antijen üretimi gerçekleştirilmiş olacaktır. Biyoteknoloji alanında çalışan yaklaşık 30 şirket bu konuyla ilgilenmektedir.

Amerikan Kanser Araştırmaları Dairesi başkanı şöyle diyor: "Şu anda diğer organlara yayılmamış kanserlerin (kanserlerin %30'u böyledir) tedâvisinde en mantıklı yol bu direnç sistemini geliştirmek, yani aşılama tekniği uygulamaktır. Eğer araştırmaların hepsi birbirini doğrularsa aşılama her kanserin önlenmesi için denenebilir. "

Araştırmacılar aşı tedavisi için uygun olan hastaları dikkatle seçiyor ve zamanlama hususunda şöyle diyorlar: "Yüksek riskli hastalar (meselâ asbest gibi kanserojen maddelerin kullanıldığı yerlerde çalışan işçiler veya sigara içen kişiler akciğer kanseri için yüksek risklidirler) sadece öksürük şikâyeti ile gelseler bile bu, aşı yapılması için yeterli bir sebeptir. Böyle bir hastaya derhal aşı yapılır. "

Evet... Bir yanda insan sağlığı için hayâti bir tehlike: KANSER... Bir yanda bu tehlikeden her an feryad figan eden insan... Bir yanda kansere sebebiyet veren zararlı ve fıtrata tamamen aykırı maddeleri kullanan insan... Ve diğer yanda yine insan; sigara ve alkolü teşvik eden...