Sızıntı Arşivi

Ekim 1984 · s. 33 · 7 dakikalık okuma

Kamuflaj Tekniği

Ayhan Önal · İnceleme

Kamuflaj Yüce Yaratıcı'nın canlılara bahşettiği, hayatı korumada ve devam ettirmede mühim rol oynayan bir metoddur. Kamuflaj faâliyetinde fiziki ve psikolojik prensibler iş görür. Daha çok optik bir hâdise olarak değerlendirilen kamuflajda ışık, anahtar rol oynar. Işığın şiddeti, dalga boyu süresi ve geliş açısı, cisimlerin çizgilerini ve renklerini seçmede müessir bir rol oynar. Işık, düştüğü sathın yapısına göre ya yansıtılacak ya dağıtılacak veya absorbe edilecektir. Tuğla gibi pürüzlü "satıhlar" ışığın bir kısmını soğurur, bir kısmını dağıtırlar. Düz satıhlar İse bakış açısına göre karanlık veya parlak görünürler. Bunu yeni temizlenmiş bir arabanın, cilalanmış kısımları istikametinde yürüyerek tecrübe edebiliriz.

Küçük bir ağaç topluluğunun kenarında çömelmiş vaziyette durarak kamuflaj olmuş asker, keskin gözlü bir düşmanına bile adeta çalı-çırpı yığını şeklinde görünür. Hemen yanıbaşındaki makineli tüfeği de ağacın bir parçası görünümündedir. Kamuflaj tekniklerine göre boyanmış bir uçağa bakan asker gri gökyüzünden başka bir şey göremez. Aynı durumlar insanlara ilham kaynağı olan canlılarda da görülür. Bir çiçeğin üzerine konmuş kelebek, çiçeğin bir taç yaprağı şeklinde görünür. Suyun üstünde süzülen penguen daha altta yüzen düşmanlarına parlak sathın değişik bir kısmı olarak gözükür. Yukarıdan bakıldığında ise fazla koyu renkleri yüzünden gözden kaybolur. Buna benzer pekçok misâli tabiatta her zaman bulmak mümkündür. Bu vesile İle günümüz muharebelerinde personel ve bunun yanında vasıta ve cihaz kamuflajı çok önemli bir yer tutmaktadır. Amerika'da askeri araştırma laboratuvarlarında yapılan çalışmalar neticesinde kamuflaj tekniğinin bir hayli ilerlemiş olduğu kaydedilir İse de bukalemun ve bunun gibi bazı yaratıkların düşmanına karşı kendini gizlemesi, renk değiştirmesi bugünün tekniğinin oldukça fevkindedir.

Günümüz tekniğiyle gölge ve karartılar yok edilip, cisimlerin 3 buutlu yapıları bozularak yassılaştırılmış, ayrıca vasıta ve cihazların renklerini, bulundukları zemine uydurma tekniğinde de bir hayli mesafe alınmış bulunmaktadır.

Şimdi kamuflajda kullanılan çeşitli prensipleri ve metodları gözden geçirelim:

I. Prensib: Bir cismi kamufle etmek İçin o cismin, üzerine düşen ışığı bulunduğu vasatla aynı derecede yansıtması, soğurması veya dağıtması gerekir. Eğer cisim ile çevre arasında iyi bir kontrast (zıtlık) oluşursa, o cisim hemen tanınacaktır. O halde kamuflajda gaye, kontrastları azaltmak veya yok etmek olacakdır.

Ağaçların üstünde yaşayan bir çok böcekler çevreleriyle aynı renktedir. Fakat yağmur yağdığında böceğin bulunduğu ağaç kabuğu, böceğin gövdesine nazaran daha koyu kahverengiye dönüşür. Bu koyulaşma, ağaç kabuğunda tutulan suyun, ışığın yansıma yolunu değiştirmesinden kaynaklanmaktadır. Yağmur suları böceklerin düz ve kaygan sırtları üzerinden akıp gittiği İçin böceklerin renkleri değişmez. Bu yüzden yağışlı havalarda bu böcekler kolayca farkedilirler.

Kabuklu böceklerin ise böyle bir problemi yoktur. Çünkü yağmur damlacıkları onların vücutlarına yapışır. Bu yüzden onlar ağaç kabuğu İle birlikte koyulaşırlar ve her türlü hava şartlarında düşmanlarının gözlerinden saklanabilirler.

Askeri maksatla yapılan kamuflelerde, arkadaki manzara ile olan kontrastlar, cismin parlaklığını ve rengini matlaştıran boya ve kumaşların kullanılmasıyla azaltılır. Parlak, ışıldayan bir renge boyanmış bir jet, daha koyu bir pistin üzerinde kendini ele verir. Fakat jet daha koyu ve mat şekilde boyanırsa farkediImez hale gelir. Askeri laboratuvarlardaki kamuflaj uzmanları, bir düşmanın gözü yanıltıldığında onun beyninin de yanıltıldığını belirtiyorlar. Beyin, gözden gelen sinyallerin toplanıp tanzim ve tefsire tâbi tutulduğu yerdir. Dış çevreden gelen sinyaller tanzim ve tefsire tâbi tutulduktan sonra, hafızada ona bir etiket yapıştırılır. Meselâ, dış çevreden gelen sinyaller asker olarak hafızada etiketlenebilirler. Ancak beyinde değerlendirmeye tabi tutulan görüntü daha önceden hafızaya nakşedilmemişse beyin onu görmemezlikten gelir. Askerin üzerindeki benekli muharebe elbisesi bulunduğu vasatın rengiyle aynı renkte ise düşman onu bir asker olarak hissetmez.

II. Prensib: Bir cismi gizlemek istiyorsak; o, karşı tarafa yabancı bir görüntü olarak takdim edilmelidir...

Bunu yapmanın bir yolu bozuk şekiller meydana getirmektir. Bunu hayvanlar rahatsız edici bir renklendirmeyle başarırlar. Bu en bariz şekilde zebranın siyah çizgi bantlarının fonksiyonunda görülebilir. Afrika'da insanlara ve hayvanlara uyku hastalığını aşılayan çeçe sineklerinin zebraları soktuğu hiç görülmemiştir. Zebranın derisi üzerindeki çizgiler, çeçe sineklerine ne oldukları belli olmayan gri cisimler şeklinde görünürler.

Vücudunu çapraz geçen kalın siyah çizgiler hakiki şeklîni, zebranın görünüşüyle alakasız parçalara ayırır. Bu siyah çizgiler, sırtında ve yan taraflarında belinin altına nazaran daha kalın ve barizdir. Kaplana benzeyen jaguarın ve zürafanın benekleri de gövdelerinin dış çizgilerini bozarak onları tanınmaz hale getirir.

Hava kuvvetleri de bazı savaş uçaklarının üzerinde bozuk renk desenleri yapar. Grinin tonlarında bakış açısına göre değişen desenlerle, uçağı boyayarak uçağın rotası hakkında düşman pilotlarını yanıltabilirler. Radar çağında olsak bile hedefin gözle görülmesi önem taşımaktadır. Elbiselerin, binaların ve vasıtaların üzerlerinde bulunan benekli şekil ve desenler gözü aldatma gayesine matuftur. İkinci Dünya Savaşında, bu şekildeki (Bozucu metod) çok kullanılmıştır. Bir kamyon veya bina umumiyetle uzaktan kutu şeklinde tanınır.

Kamyon veya binanın kenarlarını ovalleştirerek çarpık bir görüntü hasıl edildiğinde, uzak bir mesafeden bakan herhangi bir kimse binayı ve kamyonu tanımayacak; onu zihninde yabancı bir cisim olarak tasarlayacakdır. Nitekim Almanlar bu şekilde birçok yerleri düşman saldırısından korumuşlardır.

Bazı canlılar akıl almaz yollarla ışığı; gölgelerini yok edebilecek şekilde kullanma kabiliyetine sahiptirler. Hawai Üniversitesi'nde çalışan Richard Young ve Frederick Mencher adlı iki deniz alimi bir cins mürekkep balığının düşmanlarına karşı kendilerini görünmez hale getiren bir mekanizmaya sahip olduğunu gösterdiler. Mürekkep balığı ateş böceklerinin çıkardığı ışığa benzer bir ışık çıkarır. Ateş böceğinin ışığı kendisini karanlıkta görülebilir hale getirir. Mürekkep balığının ışığı ise tam tersine kendisini güneş ışığında görünmez hale getirir. Hatta mürekkep balığı kendi ışığının parlaklığını güneş ışığının parlaklığına göre ayarlayabilir. Eğer mürekkep balığına, hasıl ettiği ışığın parlaklığını ayarlama kabiliyeti verilmeseydi, güneş ışığının fazla parlak olduğu zamanlarda kendisinin hasıl ettiği ışık yetersiz kalacak ve gölgesi düşmanları tarafından görülecekti. Bu da onun sonu demektir. Hasıl ettiği ışığı güneş ışığına göre ayarladığı için hiç bir zaman kendi gölgesinin meydana gelmesine imkân vermemekte ve böylece düşmanlarından korunmaktadır.

Yukarıdaki misâlde de görüldüğü gibi gölgeleri yok etmek kamuflajda önemli bir problemdir. Bozuk desenlerle veya renklerle boyanmış bir uçak veya askeri araç havadan bakıldığında gölgesi sayesinde kolaylıkla tanınabilir. Bu durum çevresiyle aynı renkte boyanmış şeyler için de geçerlidir. Hava kuvvetleri gölgelen meyi bir derece önlemek veya bozmak için, parketmiş uçakların üzerini ağlarla örterler. Bu ağlar uçağın gölgesini hem azaltır, hem de bozarlar.

Gölgelenmeyi yok etmenin en iyi yolu şeffaf bir yapıya sahip olmaktır Kuzey Afrika'nın ıssız ve sessiz ormanlarında şeffaf cam gibi kanatlara sahip bir kelebek nevi, ışığı her taraftan geçirebildiği için hiç gölge meydana getirmez. Deniz anası, yavru yılan balıkları ve mercanların içinde yaşayan bir balık nev'i de şeffaf yapılıdırlar...

Bu canlı çeşitlerinin hiç birinde gölge görülmez. Düşmanlarından korunmada en emin yol onlara her şeyi görerr ve bilen onların ve nesillerinin devamını isteyen bir zat tarafından verilmiştir.

Aynı tarzda boyanmış büyük cisimlerde ışık ayrı bir problem hasıl eder. Meselâ, güneş bir topun üzerine çarptığında üst sathı parlar. Fakat topun alt yarısı daha koyu olarak görünür. Bu, bizim, topu bir düz daire değil de bir küre olarak nasıl idrak ettiğimizi izah eder. Ters gölgeleme bir üstteki görüntüyü bozup cismi düz olarak gösterir. Üst satıhlar koyulaştırılır. Alt satıhlar açık renkle parlatılır. Bundan dolayı ters gölgeleme yapılmış bir cisim yukarıdan aydınlatıldığı zaman bu cismin her yanının tek renge sahip olduğu görülür.

Askerlikte ters gölgeleme umumiyetle nakliye uçaklarında ve jetlerde kullanılır. Tabiatta bu teknik suda yaşayan bazı balık nevilerine verilmiştir. Birçok balık çeşidine ve penguenlere yukarıdan bakıldığında onların koyu renkli sırtları aşağıdaki suyun rengine uyar. Aşağıdan yani suyun altından bakıldığında ise daha parlak renkli karınları güneş ışığıyla kaynaşıp görünmez hale gelir.

III. Prensib: Cismin çevresiyle olan kontrastı arttıkça cisim daha fark edilir hale gelir. Onun için cisimlerin çevresiyle olan kontrastı azaltılmalıdır. A.B.D.'deki askeri laboratuvarlarda kamuflaj desenleri için 4 renk kullanılır. Koyu gri, bej, siyah ve kahverengi. Son yıllarda yeni askeri vasıtalar 3 renkde boyanmaya başlanmıştır. Askeri kamuflaj mütehassısları değişik vasatlarda rengini otomatik olarak değiştirecek bir bukalemun elbisesi yapmayı düşündüler. Ama araştırma yaptıklarında bunun imkânsız olduğunu gördüler. Zira bukalemun bu renk değiştirme işini hormonlar vasıtasıyla yapmaktadır.

Kâinatın umumi durumunu nazarı itibare alarak ışık, desen ve renk uyumunu düşmanın görüş şekillerini ve yapılabileceği noktaları hesaplayıp ona göre vaziyet almak ve böylece varlık ve nesli devam ettirmek bir ilim ve plânın neticesidir. İlim ve tekniğin bu kadar geliştiği dönemde insanların ortaya koyduğu kamuflaj sanatları bazı canlılarınki yanında çok sönük kalmaktadır. Acaba bu durum bizim tevhid anlayışımızı, yani en küçükten en büyüğe her şeyin sonsuz bir ilim, sonsuz bir kudretle sevk ve idare edildiğini göstermez mi?...

Ayhan Önal