Sızıntı Arşivi

Ekim 1984 · s. 18 · 1 dakikalık okuma

Işık Atlıları

M. Garib · ŞİİRLER

Leylâ'ya gönül aldırmış yedi er

Bir masala baş kaldırmış dediler

Nurlarla dolu dolu yürekleri

Zamanın erkek oğlu erkekleri

Batan güneşle bin defa yandılar

Koyu karanlıklarla kapandılar

Tutunamadı kara zulmün pençesi

Kucak onlara dağ cennet bahçesi

Mağaralar aşk derslerine evdi

Settar onları sevdirdi ve sevdi

Kozmik gül gibi açıldı kalbleri

Asumane sığmaz böyledir aşk eri

Bakınca dıştan sade ve sığdılar

Âlemler ki o ruhlara sığdılar

Zaman tünellerinde yürüdüler

Ruhları ışık ışık bürüdüler

Dünyayı ayak altında ezdiler

Yeryüzülü değil gibi gezdiler

Gölge düşmedi mal, şan ve kadından

Ruha zırh giydiler Allah adından

Halk içinde gezdiler kavi ve metin

Gösterdiler vasfını emanetin

Göklerden ötelere akar gibi

Girdiler yüreklere yakar gibi

Topluma ne kın ne riya oldular

Ruha Yusuf gibi rüya oldular

İşleri Musa'dan Yusuf'tan örnek

Gelen kıyamet atlıları Örmek

İşaret gibi Mesih soluğundan

Aktılar nurun altın oluğundan

Ne rüya der buna ne hayâl Leylâ

(Âdetlere esir insanlar hâlâ...)

Sığmadılar dünya mağarasına

Nice gönüller girdi arasına

Yediler çoğaldılar çoğaldılar

Zamanı zulmün elinden aldılar

Masal söylerken hak kandili yandı

Her gönül solmaz renge boyandı

Geceyi üstlerinden sıyıran tan görünür

Ufuklarında Gülen Ulu Sultan görünür

Onların ki bütün işleri fütüvvetledir

Hayata bakışları nur-u nübüvvetledir

M. Garib