Ağustos 1989 · s. 31 · 3 dakikalık okuma
İntertidal Balıklar

Scientific American'dan Ömer Salih
Dünyamızın her tarafında, insanı hayrete düşüren daha önceden varlıklarını dahi farketmediğimiz değişik canlı türlerini ve kendilerine has mükemmel hayat tarzlarını, yapılan araştırmalarla öğrenmekteyiz. İçinde yaşadıkları vasata nasıl gelip yerleştikleri, hayatın belki de daha kolay olduğu diğer bölgeler yerine niye buraları tercih ettikleri hâlâ çözülememiştir. Bu tür canlılar, sanki insana bir mesaj vermek istercesine hayatlarını devam ettirmektedir. İşte bu tür çevre şartlarına haiz bölgelerden biri, okyanus sularının günde iki defa kaplayıp çekildiği intertidal bölgelerdir*.
Suların yükselmesi ile dev okyanusun ekosistemine bağlanan bu bölgelerdeki hayat, sular çekildiğinde küçük havuzcuklarda veya kayaların altında kalan sularda ve çamurlu alanlarda devam eder. Buralarda yaşayan hayvanların da, vakitlerinin büyük kısmını ya tamamen suyun dışında ya da en azından çoğunlukla havaya maruz kalarak geçirmeleri gerekmektedir.

Şimdiye kadar intertidal bölgelerde sabit olarak yaşayan ve çok yavaş hareket eden salyangoz, midye gibi hayvanların hayatları, bunları takip etmek çok kolay olduğu için incelenmişti. Buralarda yaşayan balıklar ise, hareketlilikleri ve* çok güzel saklanabilme kabiliyetleri sebebiyle pek araştırıp üzerinde durulamamıştı. Bunların çoğu koruyucu renklenmeyle kamufle olmakta, sular çekildiğinde de, kayaların altına ya da bitki kümelerinin arasına, saklanmaktadırlar.
Buna rağmen, son 15 ila 20 yılda yapılan araştırmalar sayesinde bu balıklar hakkında oldukça geniş malumat elde etmiş bulunmaktayız. En azından kesin olan bir şey vardır: Bu balıklar dalgalar sonucu buraya atılmış canlılar değil bilakis anatomi ve fizyoloji olarak bu sert ve zorlu şartlar için yaratılmış canlılardır.
İntertidal balıkların çoğu, sığ ve akıntılı sulara dayanabilecek yapıdadır. Çoğunun boyu 20 cm'den kısadır. İnce yapıları, ufak delik ve girintilere girmelerini kolaylaştırmakta, böylece sular çekilirken akıntıya kapılmaktan kurtulmaktadırlar.
Bu balıkların yüzgeçleri de özel vücut yapılarına uygundur. Meselâ, çamurböceği göğüs yüzgeçlerini ayak gibi kullanarak karada yürüyebilmektedir. Bazı balıklar da göğüs yüzgeçleri sayesinde kayalara tutunabilmektedir.
Öte yandan, derileri de sürekli akıntıya dayanabilecek şekildedir. Bazı balıklarda hiç pul yoktur, bazılarında ise çok azdır. Birçok balık ise, vücutlarını kayganlaştıran bir tür mukus salgılamaktadır.

İntertidal balıkların değişmez bir özelliği de, muammalı renkleridir. İster kumsallarda isterse değişik renklerin bulunduğu kayalıklarda yaşasınlar, bu balıklar çevreye uygun renk ve. deseni anında kazanabilmektedir. Alg bitkilerinin arasında yaşayan balıkların renkleri de, çevrelerindeki deniz bitkilerine büyük uyum sağlamaktadır. Hatta bazı balıklar, sürekli renk değiştirme hassasına dahi sahiptir.
İntertidal bölgelerde, med—cezir olayı sebebiyle çevre şartlan çok sık şekilde değişmektedir. Oksijen sağlanması, tuz oranı ve sıcaklık gibi önemli faktörler: sürekli değiştiği halde, bu balıklar kendilerine verilen kabiliyet sayesinde hayatlarını sürdürmektedirler.

Yapılan çalışmalar, bu balıkların vücutlarından büyük miktarlarda su kaybetme özelliğine sahip olduğunu göstermiştir. Bu miktar, tüm vücut su miktarının %60'ına kadar ulaşabilmektedir ki, şimdiye kadar buna dayanabilecek amfibi (kurbağa gibi iki yaşayışlılar) görülmemiştir. Kalın derileri ve salgıladıkları mukus tabakası da su kayıplarını yavaşlatmaktadır.
Oksijen kaynağının değişmesi, İntertidal balıklar için iki önemli problem teşkil etmekdedir. Birincisi, sudakinden fazla olan havadaki oksijeni kullanabilmektir. Genellikle sudan çıkınca balıkların solungaçları çalışamamaktadır. Fakat bu problem de, kendilerine verilen kısa ve kalın solungaç lifleri, deri altında ve ağızda yoğunlaşmış kan damarları ile halledilmiştir.
İkinci tür solunum problemi ise, küçük havuzcuklarda kalan balıkları tehdit etmektedir. Gündüzleri oksijen üreten su bitkileri, geceleri oksijeni tüketmeye başlayınca sudaki oksijen miktarı çok azalmaktadır. Bu durumda balıklar, çözünmüş oksijenin daha fazla olduğu yüzeye doğru çıkmaktadırlar.
İntertidal balıkların diğer bir ortak özelliği de, yuvalarını bulabilme kabiliyetleridir. Genellikle birçok türler kendilerine uygun bir yer seçerek devamlı burada yaşarlar. Çeşitli sebeplerle buradan uzaklaştıkları zaman, tekrar yuvalarını bulabilmektedirler. Yapılan tecrübelerde, yuvalarından 100 metre uzağa bırakılan balıkların %80'inin yuvalarına döndükleri gözlenmiştir. Bu kabiliyet yaşlı balıklarda daha kuvvetlidir. Hatta bazı yaşlı balıklar, 6 ay laboratuvarda tutulduktan sonra tekrar denize bırakıldıklarında, yuvalarını bulabilmişlerdir.

Günde iki defa med-cezir olayına maruz kalan bu bölgeler, beslenme kaynakları açısından oldukça zengindir. İntertidal bölgede yaşayan hayvanların bol miktarı ve çeşitliliği, aynı zamanda besin zincirinin de genişlemesini sağlamıştır. Birçok türün mevsimden mevsime veya yıldan yıla beslenme şeklini değiştirmesi de, işin hayret verici bir yönüdür. Bu balıkların bir kısmı hayvani, bir kısım nebati gıdalarla beslenir. Bir kısmı da her ikisini yer.
Bu hayvanların değişen çevre şartlarına uyum sağlamaları, gerektiğinde havadan solumaları, değişik besin kaynaklarından istifade etmeleri, yumurtalarını fiziki ve biyolojik tehlikelerden korumaları hayatlarının ne kadar plânlı olduğunu açıkça göstermektedir. Bu hayatı tabii seleksiyonla açıklamaya çalışmak imkânsızdır. Çünkü bu zorlu hayatın avantajlı bir yanı görünmemektedir. İntertidal balıklar adeta hal dilleriyle "Biz burası için yaratıldık" demektedirler.
(*) Med—Cezir hâdiselerinin cereyan ettiği kıyı şeritleri.