Sızıntı Arşivi

Ağustos 1983 · s. 16 · 4 dakikalık okuma

İlk NBC Savaşçıları

Selim Yavuzoğlu · Tabiat

Çağımızda biyolojik ve kimyevi silahların en geliştirilmişinden daha kompleks ve hassas olanları, termitlerin küçücük başlarındaki muazzam labaratuvarlarında binlerce yıldır şaşırmadan ve karıştırmayarak yapılmaya devam edilmekte ve bunların esrarengiz halleri yavaş yavaş aydınlanmaktadır.

Termitler düşmanlarına karşı çok ileri bir kimya tekniği ile savaşan yaratıklardır. Bu güne kadar ürettikleri zehirli, yumuşatıcı, pis kokulu ve yapıştırıcı gibi hususiyetleri bulunan kompleks kimyevî maddeler sayesinde termitler, dünyanın en korkunç savaşçı kuvvetleri olarak kabul edilmektedirler. Termitlerin, zehir keseleri, neft yağı ve reçine fışkırtan bezleri ile bu salgıları düşmanlarına sürmeye yarayan fırçaları başlarında bulunur. Bu silahlar kullanıldığında düşman üzerinde yakıcı, bayıltıcı, öldürücü ve yapıştırıcı tesirler meydana gelir. Bununla beraber bu. silahlar sadece termit askerlerine mahsustur. Askerlerin başlan büyük ve köşeli, mandibülleri (çeneler) çok kuvvetlidir. Termit topluluğunda yuva inşası, gıda tedâriki ve yavru bakımı gibi işlerle uğraşan işçilerin ise başları küçük, yuvarlak ve mandibülleri zayıftır. Kanatları olan kraliçe ise, üreme kabiliyetine sahiptir. Askerlerin ve işçilerin ise üreme kabiliyetleri yoktur. Kral ve kraliçede büyük petek gözler, nokta gözler ve renk maddeleri (pigment) bulunduğu halde işçiler ve askerlerde gözler ve pigment maddesi yoktur. Bununla beraber bu topluluğun fertleri arasında haberleşme kimyevî maddelerin koklanması ve tadılmasıyla yapılır. Çoğu defa kör, sağır ve dilsiz olan bu yaratıklar için Rahmeti Sonsuz tarafından bahşedilen bu hususî kimyevî maddeler; haberleşme, yuva bulma, besin bulma, iz takip etme ve alarm verme gibi işlerin yaptırılmasında da kullanılır.

Termitlerin düşmanları olan karıncalar ve diğer termit yiyen hayvanlar, termit topluluğuna hücum ettikleri zaman bir gurup asker intihar edercesine düşmanına saldırır. Bunun yanında işçiler de boş durmazlar. Birer fedaî gibi savaşçıların etrafını kuşatarak askerlerine yardım ederler. Ustura bıçağı gibi keskin çenelere sahip Afrika termitleri, kendilerine saldıran muhariblerin vücutlarının her tarafını keskin çeneleriyle yaralar içinde bırakırlar. Güney Amerika'da yaşayan termit askerlerinin başları köşeli olup güçlü çenelerle techiz edilmiştir. Kuru odun tonuitleri düşmanına saldırdığı anda topluluğun yaşadığı yuvanın deliğini başları ile tıkayarak muhafaza ederler. Malezya'da yaşayan bir termit cemiyetinin askerleri, canlı birer bomba olup tehlike anında düşmanının üzerine atlayarak patlarlar. Bu esnada çıkardıkları acı keskin kokulu sarı sıvı ile, düşmanlarını boğarlar. Afrika ve Güney Amerika'da yaşayan işçi termitler, yanlarında askerleri olmadan da yaptıkları savaşlarda büyük fedakârlık gösterirler. Bu işçiler fena kokulu dışkıları ile iğrenç verici sulu barsak muhteviyatını karıştırarak barsak içi basıncın tazyiki ile düşmanlarına sıkarlar.

Profesör Glen Prestvvich ve arkadaşları tarafından, yukarıdaki nâdir müdâfa tekniklerine ilaveten, termitlerdeki üç temel kimyevi savaş sistemi de keşfedilip ortaya konmuştur. Bu müdâfa sistemlerinin birinci gurubu: Isırma ve ısırma neticesi ortaya çıkan yaralara yağlı ve zehirli kimyevi madde püskürtmedir. İkinci gurup üst dudakları üzerindeki zehir fırçası ile düşmanını felç edici zehirle, boyama, üçüncü gurup ise kaşıntı yapıcı ve cıvık bir tutkalı düşmanın üzerine serpmekten ibarettir.

CEMİYET MÜDAFASI

Afrikada yuva inşa eden Macrotermes cinsine mensup termitlerin küçük askerleri, besin temin etme ve yuva tamir etmede işçilerle rekabet halindedir. Büyük askerler esas iç yuvada yaşayan genç larva ve kral ve kraliçe çiftini iç yuvaya kadar yanaşabilen düşmanlara karşı muhafaza ederler. Bu askerlerin kılıca benzeyen çeneleri ile birlikte sert ve büyük olan başları da kalkan vazifesini görür. Büyük askerlerin kuru ağırlığının takriben % 10'unu teşkil eden büyük bir salgı bezinden bal mumuna benzer uzun zincirli yağlı karbon bileşikleri olan alkan ve alkenler çenelerin açtığı yaralar üzerine dökülür. Bu salgılar düşmanın vücudundaki yaralarda pıhtılaşmaya manî olarak hemolenfin (vücut sıvısı) devamlı akması neticesi onu ölüme götürür. Kanamanın devamını sağlayan bu salgı aynı zamanda kutikulanında (üst deri) kendini tamir ederek yaraları kapatmasına mâni olur.

Rhinotermitinae alt familyasının askerleri düşmanlarına felç edici zehirlerini üst dudakları üzerindeki zehir fırçası ile tatbik ederler. Fakat enteresan olan husus, bu, askerlerin aynı zamanda düşmanları olan zehirli böceklere karşı onların zehirini bozarak tesirsiz hale getiren çok kompleks bileşikleri de sentezleyip depolamalarıdır. Bir asker kuru ağırlığının % 35 i kadar fazla miktarda binlerce karıncayı öldürmeye kafi gelebilecek müdafaa salgısı ihtiva edebilir.

Zehir fırçası taşıyan termitlerin başlarındaki kompleks kimyevî maddeler cinslerine göre çok çeşitli olup nasıl meydana getirildiğine henüz yeni ışık tutulmaktadır. Florida'da yaşayan Prorhinotermes askerleri çok zaruri olmadıkça kimyevi madde salgılamaz. Afrikada yaşayan Schenodorhinotermeseler bir çeşit vinil keton karışım üretir. Rhinotermes cinsine mensup Guyanes termitleri ise son derece hızlı reaksiyona giren ketoaldehitleri sentezler. Bu zehirlerin hepsi düşmanlarında bulunan elektronca zengin biyolojik moleküllerle birleşerek onların yapısını bozar. Elektrophilic hususiyet olarak bilinen bu durum düşmanlar için öldürücüdür. Aşağı yukarı 2000 türü bilinen termitlerin 500 çeşidi tropiklerde yaşar. Ve bunların hepsi de tutkal fışkırtan askerlere sahiptirler. Askerler tutkalı başlarının ön kısmında bulunan nasus denen hortum şeklinde bir bezden fışkırtırlar. Antenleriyle ortaklaşa çalışan bu bezi araştırıcılar radarlı ağır silahlara benzetmekte ve bu müdafa silahının kör, sağır şuursuz adaptasyon, seleksiyon eseri olamayacağı hususunda ittifak halindedirler. New York Üniversitesi'nden Prof. Prestwich reçinenin bu hayvanların başındaki kimyevi bazokaya benzeyen birçok bileşiklerinin molekül yapılarını tayin ettiğinde, nadir rastlanan bu karbon bileşiklerini ilim dünyasına tanıtmak için; araştırma sahası olarak çalıştığı Trinervitermes askerlerinin ismine izafeten bu bileşikleri trinervitanlar olarak literatüre kaydetti. En modern kimya laboratuvarlarında biyolojik silahlar yapmak için gece gündüz çalışan birçok biyokimyacıların yaptıkları milyarlar masraflara mukabil akılsız ilimsiz ve şuursuz termitlerin akılları durduracak derecede mükemmel kompleks kimyevî bileşikleri kolayca sentezlemeleri ve düşmanlarına karşı mâhirâne kullanmaları, bunların; ilmi, kudreti ve iradesi nihayetsiz olan birisi tarafından yaratıldığını göstermez mi?

Bu fiziki ve kimyevî müdafa silahları Güney Amerika'nın yağışlı ormanlarında yaşayan birçok termitlerde, de bulundu. Bu termitler ucu topuzlu maşa şeklinde çenelere ve hortum şeklinde başlara sahiptirler. Son zamanlarda Armitermes cinsinin bazılarının salgılarında zehirli büyük halkalı laktonlar ve büyük moleküllü esterler bulunarak tanınmaya başlanmıştır. Kısacası harp ve kimya sanatı hususunda termitlerden öğreneceğimiz daha çok şeylerin olması kuvvetle muhtemeldir.

Selim Yavuzoğlu