Sızıntı Arşivi

Nisan 1994 · s. 19 · 5 dakikalık okuma

İlahi Modellerden Başeri Buluşlara

M.Karlıdağ · Prof. Dr. · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

nis94

Prof.Dr.M.Karlıdağ

İnsanı diğer varlıklardan farklı kılan temel unsurun, kalp ve kafa münasebeti ile, kâinata ve hayata ait hakikatlere ulaşmada gösterdiği gayret ve azim olduğu söylenebilir. O, kalbî hayatı ile bir taraftan melekût âlemini imrendirirken, akıl ve mantık senaryoları ile de tabiattan aldığı ipuçlarını birleştirir, yeni mekanizmalar ortaya koyar. Hatta bazen çalışma ve cehd ile, bazen de ilham esintileri ile varlık âleminin sırlı koridorlarına dalar, makro ve mikro âlemin muhteşem nizamını gözler önüne serer ve bu suretle, belki de farkına varmadan, bazı kalplerin hakikate açılmasına, zaten açık kalplerin ise muhkem kaleler haline gelmesine vesile olur.

İnsanoğlu için kâinat bereketli bir laboratuar, yaprak yaprak açılıp okunmayı bekleyen bir kitap, madde ve ma'nâ incileri ile dolu ziynetti bir hazinedir. Eski çağlardan günümüze kadar madde âleminde ortaya konan mekanizmaların temeli çoğunlukla bu laboratuardan alınmış, bazen bir kuşun kanadından, bazen bir balığın kalıbından, bazen de bir kurbağanın göz yapısından sistemler geliştirilmiştir. Bu mevzuda misaller sayılamayacak kadar çoktur ve gözler önüne serilebilmesi ayrı bir araştırmayı gerektirir. Bu yazıda, canlı âlemden sadece birkaç misalle mühendislik sahasında nasıl faydalanıldığına göz atılacaktır.

Mühendislik uygulamalarında "canlı sistemlerin incelenmesi" mânâsında kullanılan "Biyonik", hal-i hazırda biyoloji bilim dallarını da içine almakta ve biyo-mekanik, biyo-akûstik, biyo-metalürji, biyo-materyal, biyo-kimya gibi çok sayıda alt dallara ayrılmaktadır.

Meselâ kuşların kanat yapıları ve balıkların yüzgeçlerindeki İlâhî sanat, "aerodinamik" teorisinde yeni bir çığır açmıştır. Her iki yaratığın kuyruklarını ve çifte kavisli kanat yapısını örnek alan mühendisler, Stars ve Stripes yatının gövdesindeki kanatları ve yakıt ikmali yapmadan dünyanın etrafını dönen Voyager adlı uçağı geliştirdiler.

nis94

Bir kuşun uçuşu ve aerodinamik yapısı ile, uçaklardaki hava direnç ve kanat yüklenmesi arasında çok sıkı bir benzerlik vardır. Hareket anında sürtünmeyi minimuma düşürmek için yunuslardan alınan ilhamla uçaklarda ve spor arabalarında "türbülant" yerine "laminer" bir yapı kullanılmaktadır. Günümüz havacılığında bu İlâhî model dikkate alınarak, çok yüksek hıza sahip ve hava akrobasisinde insanı hayrete düşüren tekniklere ulaşılmıştır. Buna rağmen günümüzün en modern uçaklarının bile kuşa nazaran çok hantal ve kabiliyetçe çok geri olduğu söylenebilir. Hattâ, bir sinek dahi bunlardan çok daha üstün bir manevra sergileyebilmektedir. Akrobasi yapan bir uçağa hayran kalırız da, ona kumanda eden pilotun sıhhî açıdan ne derece zorlandığını hiç düşünmeyiz. Oysa, kuşlarda kanat ve gövdedeki tüyler arasına yerleştirilen hava boşlukları ile ilgili aerodinamik yapı, hava direncini oldukça düşürmekte ve bu mahzuru ortadan kaldırmaktadır. Boing-747 modelinde kuşlara has bazı hususlar örnek alınarak yeni bir dizayn ortaya konmuştur.

Uçaklarda motor çalışmazken süzülme ve yere inme problemi kuşlarda yoktur; onlar belirli bir irtifada kanat çırpmayı bırakıp süzülerek uzun mesafeler kat'edebilir ve iniş yapabilirler. Yaratıcı'nın sanatındaki bu orijinallikten de faydalanmasını bilen insanoğlu, bildiğimiz planörleri dizayn etmiştir.

Kutup Hayvanlarından Soğutucu Sistemlere

Kutup denizlerinde yaşayan mors balina ve fok balıkları donma derecesindeki sularda rahatlıkla yüzebilmektedir. Bu hayvanların bu ortamda oldukça soğumuş dokularının normal vazifelerini yapabilmesini sağlayan bir İlâhî düzen olmalı. Bu noktaya ağırlık veren araştırmacılar, bunun tamamen yağ ve damar özelliklerinden ileri geldiğini tespit ettiler. Bu hayvanlara uzanan inayet eli, sonunda insanoğluna da önemli ipuçlarını vermiş ve onun modern otomobillerdeki soğutucu sistemi geliştirmesine yardımcı olmuştur.

nis94

Balinalar Beslenirken

Balina ağzını açarak plankton ihtiva eden sudan bir miktar alır; sonra ağzını kapatır, dilini geriye doğru hareket ettirir ve bu hareketi İle hem ağzındaki suyu dişleri arasından dışarı zorlar, hem de bu esnada su ile ağzına girmiş olan planktonu kıl şebekesi arasında tuzağa düşürür. Dilin bu hareketi sayesinde kıl şebekesine takılan planktonlar aynı zamanda yutulmak üzere kazınmış da olurlar.

Balinadaki bu mekanizma model alınmak suretiyle, bu tür bir avlanmayı insanoğlu niçin uygulayamasın! Girişi balina ağzına benzer özel gemiler yapılabilir. Balinanın dişine karşılık bir eleğe plankton muhtevalı su pompalanabilir.

Ancak, bu eleğin planktonlar için tuzak olabilecek iplikçiklerden ibaret olması gerekmektedir. Belli periyotlarla içeri su almaya son verilerek eleğin yüzeyinde bloke edilen planktonlar güçlü su püskürtmesiyle gerideki ambara sürüklenebilir ve tazyik suyu bu ambarın tabanındaki süzgeçli delikten dışarı atılabilir.

Salyangoz Hareketli Araç

Bir akvaryumdaki salyangozun yol alışına dikkat ediniz; o ne yürümekte ne de kaymaktadır. Sadece kas kasılmalarını kullanarak ayağı boyunca ufak bir dalga göndermektedir. Bu, paletli Caterpillar'a ait taklidin çok benzeridir. Tek fark. paletli Caterpillar'da paletin arkadan kalkıp ön tarafta yere konması, salyangozda ise "tabii palet" in orta kısımdan kaldırılmasıdır.

Salyangoz hareketi model alınarak bir otomobil dizayn edilemez mi? Tabii ki edilebilir... Artık "salyangoz mobil" olarak adlandırılabilecek bu aracın getireceği faydalar neler olabilir? Bu aracın taban alanının en az % 80'i yerle temas halinde olacaktır. (Salyangozda olduğu gibi, her an % 20'si yerden kesilmiş durumda). Bu ise yerde birim alana düşen yük basıncının oldukça düşük olmasını, dolayısıyla kaba bir arazi üzerinde çabuk kırılabilen narin yüklerin emniyetle taşınabilmesini sağlayacaktır. Ayrıca böyle bir aracın buzlu yüzeylerde veya bataklıkta ilerleyebilmesi de mümkün olacaktır. Hatta denilebilir ki, hantal da olsa, bu tür bir aracın sıvı içinde bile, "tepki tahriki" sayesinde yol alma şansı oldukça fazladır.

nis94

Kalpten Alınan İlham

Pompa ve fan motorlarında, debiye bağlı enerji tasarrufunu hedef alan bir araştırma merkezinin broşüründe aynen şu cümleler yeralmaktadır. "... debiye bağlı kontrol düşüncesinde insanların ve hayvanların kan dolaşım sistemleri yeterli ilham kaynağını oluşturmuştur. İnsan kalbi ve dolaşım sistemleri, şaşırtıcı biçimde kapalı devre akışkan sirkülasyon sistemlerinin karakteristiğini taşımaktadır. Kalp, pompaya ve kalp atış hızı da pompanın rotasyon hızına karşılık gelmektedir..."

Yukarıdakine benzer bir misal de fotoğraf makinesidir. İnsan gözünün bir taklidi olan bu cihazda lens denilen mercek, gözün dış şebekesi gibidir. Makinedeki diyafram gözdeki irisden, ışınları alan film ise gözün ekranından ilham alınarak geliştirilmiştir.

Mevcut makine veya sistemlerin geliştirilmesinde ve çalışmaları ile ilgili maliyetlerin düşürülmesinde veya yeni makinelerin icadında aranan örnek modeller, faal ve mükemmel görünüşleri ile çevremizde her an mevcuttur. Onları mühendislik sahalarına adapte edebilmek için sağlıklı bir merak, keskin bir gözlem, tecrübeye dayanan bir kurgu gereklidir. Bunların yanı sıra, canlı sistemlerdeki bu ulaşılmaz mekanizmanın ve onların âhenkli çalışmalarının ardındaki Mutlak Tasarruf Sahibi'nin (cc) idraki ise şüphesiz apayrı bir hususiyet arz eder.