Sızıntı Arşivi

Ocak 1989 · s. 480 · 4 dakikalık okuma

İdareci Hastalığı

Asım Çivici · Psikoloji

Modern hayat büyük küçük her idareciye ağır yük yüklemektedir. Birkaç kişilik küçük bir işletmenin idarecisinden, büyük asker topluluklarını sevk ve idare eden komutana, genel müdür, bakan ve idarede bulunan politikacılara kadar bu vazifede bulunan herkes idareci kabul edilebilir. İşin iyi gitmesi ve iyi neticeler alınması, büyük ölçüde bu idarecilerin kafa yapısına, organize edebilme kabiliyetine, çalışkanlığına bağlıdır. Bu bakımdan idarecilik vazifesini sürdüren veya buraya tayin edilenlerin iyi ve çabuk netice alabilmeleri için, bir ölçüde ister istemez gergin bir atmosfer içinde çalışmaları kuvvetle muhtemeldir. Bunlar bir taraftan işin ağırlığı ve sorumluluğu altında yorulurlar, bir taraftan da muvaffak olmanın zevk ve heyecanına kendilerini kaptırdıkları için, işin müptelası haline gelirler.

Tecrübeli hekimler bu çeşit kişilerin ara sıra tam bir hekim kontrolünden geçtiklerini, zaman zaman kan ve idrar tahlili yaptırdıklarını ve bunların temiz çıkması ile ferahlayıp bir kenara çekildiklerini ve kendilerinin sağlam olduklarını zannettiklerini ifade etmektedirler. Bunların pek çoğu, yapılan tahlillerin ileri derecede düzgün olduğunu iftiharla anlatır ve bu belgeleri sağlığının bir teminatı olarak daima yanında ve hafızasında taşır. Maalesef bu idarecilere bu yönde telkinler de yapılmış olmaktadır. Hakikat şudur ki, bunlar günün birinde ani bir enfarktüse, beyin kanamasına, şiddetli tansiyon yükselmesine kolayca maruz kalabilirler. Kısa bir süre önce yaptırmış oldukları tahlillerin, bu hastalıklarını önceden haber vermesi bakımından çok az değeri vardır.

Gergin bir atmosfer içinde çalışan idareciler, her sinirlilik durumunu böbrek üstü bezindeki noradrenalin denen maddeyi bol miktarda salgıladığını bilmelidirler. Noradrenalin bir yandan damarları sıkıştırarak tansiyonu yükseltmekte, bir yandan kanda kolestrol vb. maddeleri, bir yandan da adına tronbosit dediğimiz hücrelerin yapışkanlığını arttırmaktadır. Sık sık devam eden bu salgılamalar, günün birinde bir saniye içinde beyin ve kalb damarlarından birini tıkamakta, telafi ve tedavisi bazen mümkün olmayan neticeler doğurmaktadır. Bazen bunların ön habercileri mevcuttur.

O güne kadar büyük istekle çalışan idarecinin, mesleğine karşı bir isteksizlik duymaya başladığı görülür. İşten ve hayattan zevk almamaya başlar, kolay yorulduğunu hisseder, vitaminlerle bu yorgunluğunu gidermeye çalışır.

Dinlenmeyi mümkün hale getirmek için gece çıkmamaya ve erken yatmaya gayret sarf ederler.

Mesele, büyük ölçüde, uzun zamandan beri gergin bir atmosfer içinde çalışan idarecinin bünyesinin sık sık salgılanan noradrenaline dayanamamasıdır.

TEDAVİ:

Bütün bu karamsar tablonun ortaya çıkmasının önlenmesi ve tedavi edilmesi çok şükür mümkündür. Evvela, idarecilerimiz sıhhatli oluşlarıyla övünecek yerde; kendilerini çok yakından tanıyan ve bu meselelere vakıf bir hekimin kontrolüne girmelidirler. Bu hekim, sadece şikâyetlerin kendisine söylendiği bir hekim değil, idareciyle hasta—hekim münasebeti dışında sık sık temas etmesi imkân dâhilinde olan ve idarecinin emrinde bulunmayan ve neticede rahatlıkla onunla konuşup tartışabilen bir hekim olmalıdır. Müessese doktorlarının bu manada faydalı olabileceklerini sanmıyoruz. Bütün dünyada, yüksek seviyedeki idarecilerin müessese dışında hususi doktorlarının olmasının sebebi budur. Bu hekim, hastasının yalnız organizmasını değil, onu işi, dostları, zaafları, kusurları ve faziletleri ile bir bütün olarak tanıyan bir insan olmalıdır. Şahsi meselelerini bütün ayrıntıları ile bu hekimin bilme mecburiyeti vardır. Bu hekimin zamanında yapacağı telkin ve tavsiyeler, büyük ölçüde gelmekte olan fırtınayı kısmen önleyecektir.

Bizim tecrübemiz, bu idarecilerin büyük ölçüde dinlenmeyi bilmediklerini göstermektedir. Bedenen ve ruhen dinlenmeyi bilmeyen bu idareciler, maalesef büyük felaketten sonra durumun farkına varırlarsa da, artık iş işten geçmiştir. Zaman zaman iş atmosferinden tamamen uzaklaşıp hekimin tavsiye edeceği tarzda yaşayışa ve dinlenmeye yönelmek, hekim tavsiyesine göre işe bir süre ara vermek veya değişik bir yere birkaç günlüğüne olsa bile seyahate gitmek, büyük tehlikeleri önlemektedir.

Hekimin bu manada kontrolüne girmeyen, kendi işini bildiği ve hatta çok iyi bildiği için hekimliği de ağızdan dolma bilgilerle veya dost toplantılarında yaptığı istişarelerle öğrendiğini zanneden bu idareciler, şu yedi düşmanlarının tek başına ve kendi anlayışlarına göre karşısına çıkmaya çalışırlar.

1. Sigara, 2. Alkol, 3. Uykusuzluk, 4. Bol yemek yeme, 5. Şeker hastalığı, 6. Tansiyon, 7. Sinirli bir mizaç içinde çalışma.

Bizim tecrübemize göre, bu seviyedeki idarecilerin hemen hepsi ufak tansiyon yükselmelerini, biraz şekerin çıkmasını, zaman zaman sinirlenmelerini, kendi anlayışı dışında asla tedavi ettirmeye yanaşmamaktadırlar. Ne zaman bunlardan birine, “Hadiselere bakışını, işini ele alışını, alkolü, sigarayı ve diğerlerini kontrol altında bulundurmasını” tavsiye etsek, “haklısın, doktorcuğum fakat elimde değil, bu bir mizaç meselesi” demekten kendilerini alamazlar. İlim dilinde “stres” olarak tabir ettiğimiz bu gerginliklerin bir de tansiyon, şeker, sigara, alkol ve bunun gibi faktörlerle birleşince; çok büyük felaketler doğurduğunu maalesef bu idarecilere her zaman anlatmak mümkün olmaz.

Bütün bunlardan daha da önemlisi, kişinin manevi yönden huzura erebileceği bir çevrede yaşamasıdır. Bu da, onunla hiçbir maddi menfaate dayanmayan, samimi ve candan, münasebetler kurabilen, onun dertleriyle dertlenen, sevincini paylaşan, gerektiğinde her türlü maddi ve manevi fedakârlıkta bulunmaktan çekinmeyen hakiki dostların varlığıyla mümkündür. Bu tip kalıcı ve ebede bakan yönü olan dostluklar ise, artık ancak bir inanç ve hayat anlayışına sahip fertler arasında kurulabilir.

Biz hekimler, ilkokul öğretmeninden, en yüksek seviyedeki idareciye kadar, memleketin bu değerli evlatlarını hastalıklardan ve felaketlerden korumaya çalışıyoruz. Ne lüzumsuz yere korkutmak, ne de onları başıboş bırakmak istemiyoruz. Açık ve temiz havada, vakti olmadığı için yarım saat yürütemediğimiz bir idarecinin, kahredici bir hastalık sonucu altı ay işinden olduğunu en yumuşak bir dille anlatamadığımız zaman biz kahroluyoruz.

American Magazine’den Asım Çivici