Sızıntı Arşivi

Ekim 1986 · s. 346 · 5 dakikalık okuma

Hücreler Savaşı

Süleyman Aydın · Biyoloji

Ekim 1986 · s. 346 · 600×891 px tarama
Ekim 1986 · s. 346 · 600×867 px tarama

National Geopraphic’den

Derleyen: Süleyman Aydın

İnsan vücudu, kendisini çepeçevre kuşatan sayısız ve görünmez düşmanlarından “muafiyet (immün) sistemi” olarak isimlendirilen bir ordu tarafından korunmaktadır. Bu ordu, akciğerlerimize teneffüs yoluyla geçen yabancı cisimlerle, kana geçen hastalık yapıcı mikroorganizmalarla, vücudun nizamına başkaldıran kanserli hücrelerle savaşıp onları zararsız hale dönüştürmekle vazifelidir. İnsanın sağlıklı bir hayat sürebilmesi için, bu ordunun her an ara vermeksizin muharebe kaidelerine göre doğru olarak, savaşması lazımdır. Zaten mikrobik hastalıklar da bu ordunun zayıf olduğu veya savaşın yavaşladığı dönemde, ortaya çıkar. Vücudun mikroalemlerinde cereyan eden bu savaşı çıplak gözle göremediğimizden üzerinde mütalaa yapmayı düşünmeyiz. Bahsi geçtiğinde “Akıl almaz, harika bir sistem vb.” kuru ve ölü ifadelerle geçiştirip kendimizi dünyevi meşgalelerin akışına kaptırırız.

Vücudumüzdaki bu orduyu teşkil eden askerler, kemik iliğinde dünyaya gelirler. Yaklaşık 100 trilyon vücud hücresinin % l’ini oluştururlar. Yaptıklars vazifelere göre askerler 3 gruba ayırabilir. Hücre yiyici olarak vazife yapan fagositler (makrofajlar), T lenfösitleri, B lenfositleri. Hepsinin ortak vazifesi vücuda ait olmayan veya vücuda zararlı olan canlı ve cansız bütün maddeleri tanıyıp tahrip etmektir.

Şimdi sizlere bu görünmeyen savaşta vazifeli olan askerleri ve bir düşmanı kısaca tanıtalım.

a)Virüs:Hayatını devam ettirmek için bir konak hücreye ihtiyacı vardır. Genetik programın konak hücrenin kumandasını eline geçirebilecek seviyede bilgi yerleştirilmişdir. Konak hücreye girdiğinde onun sistemlerini kullanarak çoğalır.

b) Makrofaj: Vücudumuzdaki temizlikçi ve akıncı olarak vazife yapan bu hücreler kan dolaşımına katılarak nöbet tutarlar. Kanda bulunan zararlı ve artık maddeleri kuşatıp içlerine alarak sindirirler. Ayrıca karşılaştıkları bu madde hakkında yardımcı T lenfositlerine bilgi verirler.

c) Yardımcı T lenfosit hücresi:Savaşın kazanılmasında anahtar rolü oynayan bu asker düşmanı tanır tanımaz, doğruca dalak ve lenf düğümlerine gider. Burada, yabancılarla savaşta vazifeli olan diğer hücrelere durumu bildirir ve onları aktif hale getirir.

d) öldürücü T lenfosit hücresi: Yardımcı T hücreleri tarafından aktif hale getirilip silalandırılan bu hücreler düşman tarafından işgal edilmiş veya kanserli duruma dönüşmüş vücut hücrelerini öldürme işini yürütürler.

f) Antikorlar: Vücuda saldıran her düşmana has ve onunla birleşebilecek şekilde planlanıp üretilen ekseriye T şekilli protein molekülleridir. Hastalıklı bölgeye giderek ya oradaki düşmanları tesirsiz hale getirirler veya onları diğer hücreler tarafından yok edilebilecek şekle dönüştürürler.

h) Hafıza hücresi: Enfeksiyon başlangıcında üretilen müdafaa hücreleri olup yıllarca kanda veya eni sıvılarında dolaşırlar. Vücudun müteakip enfeksiyonlara daha hızlı cevap vermesini sağlar.

e) 8 lenfosit hücreleri: Dalak ve lenf düğümlerinde bulunan biyolojik silah üreten (antikor) fabrikalardır. Yardımcı T lenfositleri tarafından uyarıldıklarında sayılarını çoğaltırlar. Belirli bir sayıya eriştiklerinde ikinci bir emirle antikor üretimine başlarlar.

g) Baskılayıcı T lenfosit hücreleri:Bu hücreler 8 ve T hücrelerinin faaliyetlerini yavaşlatma veya hızlandırmakla vazifelendirilmişlerdir. 8 hücrelerinin antikor sentezini durduran madde ifraz ederler, öldürücü T hücrelerine savaşı durdurmaları için emirler yollarlar. Yardımcı T hücrelerini tesirsiz hale getirirler. Kısacası enfeksiyon iyileştikden sonra veya düşman tesirsiz hale getirildikten sonra saldırıyı durdurma işi görürler.

h)Hafıza hücresi:Enfeksiyon başlangıcında üretilen müdafaahücreleri olup yıllarca kanda veya lenf sıvılarında dolaşırlar.vücudun müteakip enfeksiyonlara daha hızlı cevap vermesini sağlar.

Savaşın Başlaması: Virüs vücuda girdiğinde hemen birkaçı birkaç makrofajlar tarafından kuşatılıp hücre içine alınır. Bu sırada makrofajlar onların antijenlerini iyice öğrenip o antijenleri kendi vücut satıhlarında tutarlar. Kanda dolaşan yüzlerce yardımcı T hücresinden sadece birkaç tanesi bu antijenleri tanıyacak şekilde programlanmışdır.Antijeni tanıyıp makrofailla temasa geçen yardımcı T hücresi aktive edilir.

Savaş için yeterli asker ve silah üretimine başlanır. Aktif hale getirilen yardımcı T hücreleri çoğalarak sayılarını arttırırlar. Belirli bir sayıya ulaştıklarında vücuda giren virüse hassas az sayıdaki Öldürücü T hücrelerinin ve B hücrelerinin çoğalmasını uyarırlar. B hücrelerinin sayısı arttığında yardımcı T hücreleri onların antikor sentezlemesine yol açan başka bir sinyal gönderirler.

Düşmanın bozguna uğratılması: Bu hazırlık faaliyetleri sürdürülürken virüslein bazıları vücud hücrelerine girmişlerdir. öldürücü T hücrelerireleri virüsün girdiği vücud hücrelerinin zarlarını kimyevi olarak bozup ölümlerine sebeb olurlar.

Bu da virüslerin çoğalmasını engeller. Bunu takiben B hücresi tarafından üretlen antikorlar virüslerin satıhlarına tutunup onları tesirsiz hale getirip sağlam vücud hücrelerine girmelerine mani olurlar. Ayrıca Antikorlar virüsler tarafından işgal edilmiş hücrelerin tahribini gerçekleştiren kimyevi reaksiyonları da hızlandırırlar. Nezleye sebep olan virüs bu askerler tarafından tanınmamak için sürekli şekil değiştirir. Vücud askerleri her seferinde virüsün o şekline has antikor üretirler.

Ateşkesin yürürlüğe girmesi: Enfeksiyon kontrol altına alındığında veya düşman

getirildiğinde baskılayıcı T hücreleri aktive edilen bütün hücrelerin yavaş yavaş çoğalmalarına ve madde üretimlerini durdurmalarına sebeb olur. T ve B lenfositlerinden hafıza hücreleri kanda ve lenf sıvısında kalırlar. Böylece aynı virüs tekrar saldırıya geçtiğinde daha çabuk müdafaaya geçilip düşman kolayca mağlup edilebilir.

Virüsle Yapılan Bir Savaşın Hikayesi

1— Saldıran düşmanı kuşatan ve yardımcı T hücresi ile temasa geçen makrofaj limfokin (IL 1) isimli maddeyi salgılar. Askerlerin kendi aralarında haberleşme vasıtası olarak kullandıkları bu madde yardımcı T hücresini aktif hale geçirir. Ayrıca IL 1 vücud sıcaklığını yükseltmesi için beyine haber gönderir. Bu habere uygun olarak yükselen vücud sıcaklığı ateşe sebeb olur. Ateş de askerlerin (İmmun hücrelerin) aktivitesini artırıcı tesire sahipdir.

2— Aktifleştirilmiş yardımcı T hücresi interleukin 1 (IL 2) isimli maddeyi sentezler. Bu madde diğer yardımcı ve öldürücü T hücrelerinin çoğalmasını uyarır. Yardımcı T hücreleri “B hücresi Büyüme faktörü (BCGF)” isimli limfokini salgılayarak B hücrelerinin çoğalmasına sebeb olurlar.

3— B hücrelerinin sayısı arttığında yardımcı T hücreleri bu sefer ‘B hücresi farklılaşma faktörü (BCDF)” isimli başka bir limfokini üretir, bu madde B hücrelerinin bir kısmına “Çoğalmayı durdurup derhal antikor üretimine başlayın” manasına gelen bir sinyali taşır.

4— Yardımcı T hücreleri ayrıca “Gamma Interferon (IF)” isimli limfokini de üretir. Bu limfokin aktif öldürücü T hücrelerine yardım edip onların düşmana karşı hücuma geçmelerini sağlar. Gamma interferon, B hücrelerinin antikor üretim hızım arttırır. Makrofajların enfeksiyon bölgesinde kalmasını sağlar. Makrofajların kuş attıkları düşmanları ve savaş artıklarını yemelerine yardımcı olur.

5— Birbirini aktive eden bu hadiseler zinciri giderek artıp en kısa zamanda yeterli asker ve silah üretilir. Düşman mağlub edilinceye kadar bu sistem çalıştırılır.