Ocak 1996 · s. 570 · 5 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku

EYVAN
Bu sabah eyvanda çay içeceğim.
İnadı bırak
Beddualarla kalbura çevrilmiş yüreğin
Bakışlarından süzülen hüzün
Eyvanı ısıtır bilmezsin
Tanıyamazsın ne çıkar
Birazdan reyhanlar uyanacak
Bu kerpiç duvarda çürür
Unutulmuş çığlıklar
Pamuk tarlalarının sıcak öğleleri için
Bu sabah eyvanda çay içeceğim
Keçeler iki yandan uzar
İhtiyarlar eski günleri sarar
Duman duman bir yağmursuz bulut
Esneyip durur
Eyvan boş
Bomboş bugün ben
Duvarlardan anıları topluyorum
Sırtımı dayayıp kerpiçlere
Uzaktan kaval sesleri
Uyanan ovanın yeşilliğini yayar.
Kozaya durmuş pamuk tarlalarının üzerine
Ezan okunuyor
Aksakallarından su damlıyor
Serilidir seccadesi akşamdan
Yüreği değirmen taşı mübarek
Hüzün öğütüyor
Gel artık dünde kalan ihtiyar
Sen ve ben
Silkin hâtıra zindanından
Bu gece baş başayız işte
Yeniden cezvenin başında
Izdırap kokan acı kahveni yudumla
Acıyı dövdün tunç dibeklerde
Yüreğindi güm güm
Şafakta yankılanan
Çözdün mü kavranılmaz bilmeceleri
Bu kerpiç duvarlarda gizli
Konuş işte söylemeğe ne hacet
Söz kurşundur dudaklarında
Zehir zemberek geceleri anlat
Çiğ düşer toprağa
Gül uyanır
Fışkırır kozasından pamuk
Yüzünü aydınlatır su sesi nedense
Baktıkça kızarır
Çiçek devşirir eller
Bense ne masallar peşindeyim
Keçeler utanır benden
Biliyorum artık
Tarlalarda serçeler uçuşuyor yalnız
Çocuk gülücüklerini düşleyerek
Yarınları çarmıha geriyor.
Mahmut Kaplan / Manisa
Bu kadar güzel duyguları, bu kadar hoş, tatlı bir şekilde anlatmasını bilen güzel şâir! Şiirinizle bizi alıp bambaşka âlemlere götürdünüz ve bize kelimelerle anlatılması imkânsız güzel anlar yaşattınız. Şiir de zaten, bunu yapabilmek, başarabilmek değil mi?
Bu güzel şiirinizden dolayı sizi, en içten duygularımızla tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyor. Sızıntı’dan kucak dolusu selam ve sevgilerimizi sunuyoruz.
HOCAMA
Melekler ile beraber kürsüler üstünde.
Cihat edersin sözlerinle bu âlemde.
Kandillerde yanan alevler gibi gökyüzünde
Bir liman kurdun sevgin ile kalbimde.
Enes Şafak/İstanbul
Şiirinizin üçüncü dörtlüğü gayet güzel. Hem tema, hem muhteva gayet olgun. ‘Bu kalbimde’ tâbiri insanın başka bir kalbi olamayacağı için uygun düşmemiş. Biz onu ‘kalbimde’ diye sadeleştirdik. Sizden ne ölçü, ne kafiye endişesine düşmeden fazla kelimelerden kaçınıp, en uygunlarını seçerek şiirinizi nakış nakış örmenizi tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.
BENAM’DA AY
(Bir kamp hatırası)
Bu gece ay başka hem de bambaşka
Öte âlemlerden sarkmış gül gibi.
Tefekkür yoluyla çağıran aşka
Mehtap başımıza bir Ödül gibi...
Ezel bahçesinden gelen hediye
Zamana Melik mi yolladı seni?
Şu mavi atlas şen/ensin diye
Ziya ile örmüş güzel çehreni...
Akif Gültepe/İzmir
Güzel bir şiir. İlk dörtlükte bir gergef işçiliği hissediliyor. Fakat ikinci dörtlükte bazı gelişi güzel söyleyişler mevcut.. “Ay olmayınca sema boş kalmayacağı için ‘Boş kalmasın sema şenlensin diye’ mısraında bir gözlem ve bilim hatası var.. Mısraı şöyle değiştirerek bu eksikliği kısmen telafi etmiş olduk: ‘Şu mavi atlas şenlensin diye’ Zaten boş kalmasın sözü biraz da yaradılan varlıkların yer doldurmak gibi bir gayeyi telmih ettirdiğinden, mısranın değişmesi bize şart göründü...
‘Hem ziyanı verdi hem de çehreni’ mısraında ise ayın çehresi ile ziyasını ayrı gibi düşünmek veya ayrı ayrı yaratıldığını farz etmek biraz düşünceyi zorladığı için bunu, ‘Ziya ile örmüş güzel çehreni’ diye değiştirdik. Zaten ziyanı kelimesini ziyan ve zarar verdi anlamına da çağrıştırdığı için orada uygun düşmemiş. Biz bu aitlik ekini kaldırarak onu ziya diye değiştirip bu menfi tedaiyi de kısmen kaldırmış olduk.. Sizden üzerinde daha hassas durulmuş ve bir kuyumcu titizliği içinde ele alınmış ve işlenmiş şiir cevherleri bekliyoruz. Selam ve sevgiler...
YAĞMUR DÜŞÜNCE
Kutlu bir yağmur yağar gecelerde
Artırarak soğuk yoğunluğunu
Kar ölür üşüyünce
Biraz gece varsa renginde..
Siz hiç kokladınız mı yağmuru?
Vurulunca alna susuzluk
Onun ürktüğünü duydunuz mu?
Yahut teninin sıcaklığını...
Ay ışığına karşı yağar kutlu yağmur
Yıpranır toprak kokan teni.
Gündüzün metruk caddelerinde
Bürünmemişse sabra eğer..
Yağmur elbet yağar bir gün
Yere düşünce ansızın buruşur.
Teni kurur, rengi solar
Yalnız özü dipdiridir.
İşte böyle her yağışında
Toprağa can verir
Yağmur düşünce.
Cumhur Mustafa/Manisa
Şiiriniz yağmur kadar berrak bir söyleyişle kaleme alınmış. Fakat bazı yerlerde ses ve anlam kopuklukları var. İ!k mısradaki ‘yağmurun kutlusu geceleyin yağar’ bir nesir cümlesidir. Buradaki kutlu kelimesi mısraı şiir yapmaya kâfi gelmiyor. Biz bu mısraı ‘Kutlu bir yağmur yağar gecelerde’ diye şiire yaklaştırmaya çalıştık. Ve kıtadaki ikinci yağmur kelimesini kaldırarak bir özlülük oluşturduk... Aynı şekilde ikinci ve üçüncü kıtalardaki yağmur kelimeleri yerine ya zamir koyduk veya bu kelimeleri kaldırarak monotonluğu kırmaya gayret ettik.
Son bölümde ciddi değişiklikler yaptık. Burada şairimizin bize kırılmayacağını umarak onun itimat duygusuna dayandık. Mesela ‘Yağmur kutlu yağar görürsünüz’ mısraı sanki tehdit eder bir havada söylenmiş gibi. Biz onu ‘Yağmur elbet yağar bir gün’ şeklinde daha mütevazı bir hale getirdik...
‘Yere düşünce buruşur ve teni solar” imajı da kutlu bir yağmuru, tam misyonunu yerine getireceği sırada yokluğa mahkûm olmuş gibi göstereceğinden ‘Yalnız özü dipdiridir’ mısraı ile takviye ettik. Yağmur düşünce gibi bir son mısra ile bu yağmurun yere düşüşünü ima ederken bir taraftan da bunun alelade bir yağmur değil, düşünce ve fikir yağmuru olduğunu vurgulamaya çalıştık... “Yağmur” isimli bir kültür, edebiyat ve sanat dergisinin çıkma arefesinde böyle bir şiiri özellikle üzerinde durarak işlemeye çalıştık.
Cumhur kardeşimizden o ilham cevheri gönlünden daha nice şiirler derleyip bizlere göndermesini diliyoruz. Selam ve sevgiler...
OLMAZ MI?
Batı uygar imiş neyime gerek,
ipliği pazarda, tarlası çorak
Kaderi, yazıyı suçlama bırak
Kur’ân’ı, ayeti bilsek olmaz mı?
Nice borçlu kaldık geçen zamana
Çağırdılar bizi tuşa, dümene,
İlim diyen kâfir geldi imana
İbret deryasına dalsak olmaz mı?
Terk et şu varlığı, servet düşünü,
Gel ezelim tek dişlinin başını,
Bosna’nın. Çeçen’in kanlı yaşını
Yaradan aşkına silsek olmaz mı?
Ozan Taşçıoğlu sebep arada.
Sancağım mukaddes suda, karada.
Şam’da abdest alıp tâ Buhâra’da
Sabah namazını kılsak olmaz mı?
Niyazi Taşçıoğlu/Kocaeli
Şiiriniz sarsıcı bir sorgulama... İlk üç dörtlükte tam şiirdeki sesi yakalayamamış olsanız da son dört kıta şiir ikliminde örülmüş... Demek ki, konsantreniz ve ilhamlarınız bu dörtlüklerde tam yoğunlaşmış. Hatta Mayakovsky’nin dediği gibi her an, her dakika yeni bir imge arayışıyla meşgul olmalıdır şair. Yoksa o iklimden kopar. Fakat yine aynı şairin dediği gibi şiir bir üretim değildir. Bilakis dil nasıl canlı bir organizma ise şiir de mânâ ve ruh taşıyan güzide bir eserdir. Siz bu ruhu yakalamışsınız azizim. Sizde gür bir ses, yiğitçe yükselen bir nefes var. Köşemizde bu sedayı daima duymak ve duyurmak isteriz. Selamlar ve sevgiler...