Ocak 1995 · s. 43 · 6 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

ANLAMAK
I
Hergün bin dalımı kesiyorlar
Bin yerimden bıçaklayıp
Bin yerimden okluyorlar insafsızca
Bıçaklar mı keskin, tenim mi zayıf,
Oklar mı zehirli, ben mi dermansız?
Yoksa Hoca merhûm gibi
Bindiğim dalı mı kesiyorum?
Ah anlayamıyorum..
II
Yeni baştan kolları sıvıyorum
Güller ekiyorum, fideler dikiyorum
Ne de çabuk gülümsüyorlar güneşe karşı
Sonra..
Kemirici, sömürücü bir sürü haşarat
Tebelleş oluyorlar körpelerin başına
Yapmayın, etmeyin
Kim işitip kim dinler
Sel sel olmuş gözyaşlarım
Kim görür kim bakar?.
Sağır mı yoksa bunlar?..
III
Feryad u figânım var, yükselir arşa kadar
Bir bulut olur ağar, bir rahmet olur yağar
Yeni baştan başlıyorum..
Yarayı sarıyorum, merhemi sürüyorum
Tam kabuk bağlayacakken..
Bir hoyrat el deşer onu köz görünür, göz göz olur
Galiba anlıyorum
Çeliğe su veremedim, kılmamı bilemedim
Siperime giremedim defalarca kurşun yedim...
Kenan Erdoğan/ Manisa
Şiiriniz duru ve berrak bir dille yazılmış. Kolay bir söyleyişiniz var. Bilhassa serbest şiirde bu söyleyiş tarzı tam gereklidir. Üçüncü bölümün ilk iki mısrasında şiiriniz tam yoğunluğunu bulmuş, söyleyiş ve fikir o zirvede billurlaşmış. Sizden daha nice güzel ve tatlı bir söyleyişle kaleme alınmış şiirler bekliyoruz.
VEFALI SEVGİ
Sevgi; tûbâ tûbâ açan bir Allah gülüdür, mihnetkeş ruhların ikliminde, burnu olanlar için. Sabırsızlar mahrumiyeti koklarlar... Hiç eskimeyen gecesiz güneştir, apak gönüllerin kristalinde; ışığa dirilebilenler için. Aynası paslı olanlar, karanlığı yaşarlar kış ayazında... Ve misktir, bahar bahar yudumlanmak için.
Sevgi; dünya cennetidir, meyveleri melekler olan. Vedûdiyetin imzasıdır. İnsan kalbine atılan. Hûri bakışlıdır sevgi, koca dağları bile bahçesine cezbeden ve bir acı hasretin potasında kevser kevser eriten. Bu yönüyle kuvve-i kutsiyyesi vardır sevginin. Her renk, her desen, her âhenk ve bestenin nakış nakış motifleştiği mutlak tablodur, bi-hemta. Duyguların Nûr hüzmeleriyle ilmek ilmek Örüldüğü latif danteladır. Gönüller fatihidir o. İnsanı bütün kâinatla tanıştıran ve özleştiren, öteler mühürlü balçık maya... Ve işte sevgi solmaz güzelliktir!
Vefalı sevgi, yakını tanımanın ihlâsla perçinleşmiş köklerinin omuzunda çimlenir, filizlenir ve ebed olur. Ne, niçin sevilmeli? Düşmanlar kim? Tuzaklar nerelere kurulmuş? Bu yol nereye çıkar ve ilerisinde neler var?.. Bilmeden, sırrını idrakla doyuma eremeden, kıyılardaki sahil çiçeklerine bağlananlar, kıyamet geçirmişe dönerler en hafif sarsıntılarda. Ve çürür gider güzelim rüşeymler daha çizginin başında.
Sevgi hep ağlatır vuslata dek. Ağlamıyorsan-rica ederim-sevdiğini iddia etme. Aldanıyorsun; fakat Maksud-u bizzat aldanmaz!.. Çünkü gülme, yokluğu yaşamanın ifadesidir. Ağlamak ise sevginin izdüşümüdür derecesine göre. Gerçek sevinç ve huzur, zifaf huzur undadır. "Dememiş miydim çok seversen çok ağlarsın diye!
Ağlıyorsan niçin sevinmezsin çok sevdiğine?"
Ah canım sevgi! Nasıl, nasıl anlatsam seni? Söze-kalıba sığmazsın ki! Ele avuca alınıp tezgaha konmazsın ki. Sen maddeye lütfedilen en kutsal mânâsın. Sen hâl ü hareketlerde izlenen ve ancak kalplerde yaşanansın. Sen hediyelerle bûseleşen ve bakışlarda yakalanansın. Ve her gönle gümrüksüz sızansın. Kalemim senin destanını yakacak bundan öte. Şiirlerin atomu sen olacaksın. Nesir nesir cennetleşeceksin ve mehil vereceksin İsrafil'e. Muhabbet neslinin Muhammedi (sav) mefkuresinde sancağın dalgalanacak her gönül semasında. Ve o gün semalar ak bulutların olacak!...
Şimdinin kara perdesine bakma; az ilerdeki ışığı öp. Sevgiyi iç, kevser içmiş olacaksın. Ölürsen sevgiden öl. Öl ve sevgiline kavuş. Kimi seviyorsun ki?.. "Yâr derdine düşmüşüm, ağyar neme gerek!
Kevser içmişim, bir kâse su da ne demek?."
Her varlığı ruhundan sevmek ve her varlığın sâdık sevgilisi olmak isterdim. Lakin... Herşeyden evvel, Maksud-u bi'l-istihkak olan Zât-ı Akdes'i sevmeyen insan her şeyi tek tek sevmeye kalkışsa da muvaffakiyet şafağında itminan tâkından geçemez. O'nu seven, mahlukatını da sever, O'ndan ötürü. Kişinin Rabbini sevmemesi kadar korkunç bir mahrumiyet ve perişanlık düşünülemez. Allah (cc) da onu sevmiyorsa, vay haline o zaman... Seven sevilecektir.
Zaten doyum olmuyor şu âlemde sevginin tadına. Yegâne mutlak itminan Sende Allah'ım! Tarifsiz sevgiden mahrum etme n'olur... Ne olur, bir kulun daha kurtulur. Sar beni İlâhî meveddetinle, Senin olayım yalnızca. Korkuyorum... Ya takılıp kalırsam yokuşlarda. Ermeden ölürsem varlığında yokluğa. Hele Cemâlinden mahrumiyeti düşünmek yok mu? .. Ödüm kopuyor öd ver Allah'ım kopacak ve çatlayacak.
"Hasret, hasret.. hep hasret... ya vuslat ne zaman?
Seni istiyorum Allah'ım; sadece Seni...”
Seni, en çok seviyorum. Vefasızım, biliyorum; ama hain de değilim ya! Neyleyeyim başka dostlukları, Seninle dost olamadıktan sonra? Sen beni sev de başka sevgiler elâleme kalsın; yok gözüm. Ölenleri değil, dostluğunu ve dostlarını isliyorum Rabbim.
Canım Rabbim!
Bunca nimetlendirdiklerinin kervanında.. bunca, sevdiğin aşıklarının arasında beni hep mahrum mu bırakacaksın?..
Susuz, ekmeksiz, uykusuz.. bir hayata 'evet'... Lâkin sevgisiz bir dünya çekilmiyor Rabbim...
“N’olur Rabbim... Bizlere sevgi meltemiyle dirilişe ermiş bahar yüklü bir dünya nasip et.
Musa Hop / Bursa
BENİ BIRAKMA
Allah’ım çaresizlik içinde kıvrandığım zaman
Benden uzaklaşınca iman
Koruyamayınca kötülüklerden kendimi
N'olur Yaradan'ım bırakma beni.
Sana sığınınca gözyaşı içinde
N'olur feryadım ulaşsın benim de
Affet beni kabul eyleyip tövbelerimi
N'olur Yaradan'ım bırakma beni.
Acıyla dolu kalbim yolunu şaşırınca
Yüreğim arayıp arayıp da sana susayınca
Gözyaşları içinde ben boğulunca
N’olur Yaradan'ım bırakma beni.
Senden başka aşk olmasın hayatımda
Yalvardım Yarab iman ver bana
Kaybolmama izin verme bu adi dünyada
N’olur Yaradan'ım bırakma beni.
İçimdeki ses “Allah” dedikçe
Kalbimdeki imanım gürledikçe
Dünyanın pisliğinden nefret ettikçe
N'olur Yaradan'ım bırakma beni
Son yolculuğuma hazırlanırken
Yavaş yavaş sana yaklaşırken
Son nefesimi verip can bedenden ayrılırken,
Yalvarırım Yaradan’ım bırakma beni.
Zehra Candan / Samsun
Şiiriniz teknik açıdan zayıf olmasına rağmen içli ve duygu yüklü bir intizar ve terennüm. Biz bazen köşemizi böyle safiya-ne söylenmiş, dupduru bir söyleyişle kaleme alınmış sözlere açık tutuyoruz ki, derdi olan köşemizde bir yanardağ gibi indifa etsin, gürlesin. Yoksa içi yakan her duygu mağması ruhtaki gerilime zarar verebilir. Bunu önlemek bir bakıma gayemiz. Sevgi ve selamlar.
BEYAZ GECELER
Zaman, görüntü, kader
akıyor hep âhenkle
ne arkasında bir iz
‘ne de hatıra kalıyor elle tutulur
ah insan hafızası
ne güzel sığıştırıyor
kısa vakitlere
nefreti, üzüntüyü, kötüyü
ne kısa vakitler ayırıyor
vefaya, sevgiye, kendine
solan güneşten kalanlar
uçup gidiyor, bir rüyayla
boşluklara.
Sen boşluktaki kumbara
hep sevgileri, vefaları, iyiliği değil,
biraz da nefreti, kini, çirkini
doldur içine,
kara olan herşeyi al da
beyaz geceler pembe gündüzler
bir rüya olup kaybolmasın.
Mesut Atasever / Kütahya
Şiiriniz serbest tarzda yazılmış güzel bir şiir. Yer yer mısralar müphem çizgiler taşısa da mânâsı anlaşıldığında güzide bir ufuk açılıyor insan nazarına. Meselâ “nefreti, kini, çirkini içine atmak” ilk bakışta nefret etmek ve kin tutmak imajını oluştursa da dikkatli bakışla ancak bu kötü hasletlerin dışa yansıtılmaması gerektiği duygusunu veriyor bize. Size duru bir söyleyişte eğer şifre gerekiyorsa bunun bir ikinci menfi mânâyı çağrıştırmadan oluşturulmasını tavsiye ediyor selam ve sevgiler sunuyoruz.
DAYAN BOSNAM GELİYORUM
İlerle mücahidim, olmasın kimseden pervan.
Çarklar dönecek birgün. gelecek bizim devran.
İlerle hiç durmadan, hedefe ulaşacak kervan;
Yürü ey Bosnalım yürü, gözyaşını seninledir!
Diril ey Mostar’ım hadi, gönül ateşim
seninledir!...
Bosna için ellerim açılır semalara,
Sarılır yüreğim, çelikten tel ağlara,
Haykırasım geliyor, o ulu yüce dağlara;
Yürü ey Bosnalım yürü, gözyaşım seninledir!
Diril ey Mostar'ım hadi. güz ateşim seninledir!..
Ağlarım her ufukta, görüp senin kanını,
Elbet! Elbet olmalı bugünlerin yarım.
Uzanır ellerim sana. yıkamam zaman duvarım;
Yürü Bosnalım yürü, gözyaşım seninledir!
Diril ey Mostar'ım hadi, ruh güneşim seninledir!...
Feryadlar sardı semayı, yalvarırım durmak niye?
Şehid eder caniler, kardaşlanmı her saniye,
Haykırsın tüm camiler; Ayasofya, Süleymaniye:
Yürü ey askerim yürü! Al, başım seninledir!
Yettik ey Mostar'ım yettik! Bak kardeşim seninledir!...
A. Melis Hafez / İstanbul
Şiiriniz his ve heyecan yüklü. Dünyanın ilgisiz seyretiği bir trajediyi siz can yakıcı bir üslupla dile getirmiş, mısralara dökmüşsünüz. Şiir tekniği açısından mükemmele bir yürüyüş içindesiniz. Nakarat ve diğer mısralarınızdaki kafiye ve redif âhenginiz oldukça güzel. Sizden his ve heyecan yüklü daha nice şiirler beklediğimizi bildirir sevgi ve selamlar sunarız.