Sızıntı Arşivi

Ocak 1995 · s. 43 · 6 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

oca95

ANLAMAK

I

Hergün bin dalımı kesiyorlar

Bin yerimden bıçaklayıp

Bin yerimden okluyorlar insafsızca

Bıçaklar mı keskin, tenim mi zayıf,

Oklar mı zehirli, ben mi dermansız?

Yoksa Hoca merhûm gibi

Bindiğim dalı mı kesiyorum?

Ah anlayamıyorum..

II

Yeni baştan kolları sıvıyorum

Güller ekiyorum, fideler dikiyorum

Ne de çabuk gülümsüyorlar güneşe karşı

Sonra..

Kemirici, sömürücü bir sürü haşarat

Tebelleş oluyorlar körpelerin başına

Yapmayın, etmeyin

Kim işitip kim dinler

Sel sel olmuş gözyaşlarım

Kim görür kim bakar?.

Sağır mı yoksa bunlar?..

III

Feryad u figânım var, yükselir arşa kadar

Bir bulut olur ağar, bir rahmet olur yağar

Yeni baştan başlıyorum..

Yarayı sarıyorum, merhemi sürüyorum

Tam kabuk bağlayacakken..

Bir hoyrat el deşer onu köz görünür, göz göz olur

Galiba anlıyorum

Çeliğe su veremedim, kılmamı bilemedim

Siperime giremedim defalarca kurşun yedim...

Kenan Erdoğan/ Manisa

Şiiriniz duru ve berrak bir dille yazılmış. Kolay bir söyleyişiniz var. Bilhassa serbest şiirde bu söyleyiş tarzı tam gereklidir. Üçüncü bölümün ilk iki mısrasında şiiriniz tam yoğunluğunu bulmuş, söyleyiş ve fikir o zirvede billurlaşmış. Sizden daha nice güzel ve tatlı bir söyleyişle kaleme alınmış şiirler bekliyoruz.

VEFALI SEVGİ

Sevgi; tûbâ tûbâ açan bir Allah gülüdür, mihnetkeş ruhların ikliminde, burnu olanlar için. Sabırsızlar mahrumiyeti koklarlar... Hiç eskimeyen gecesiz güneştir, apak gönüllerin kristalinde; ışığa dirilebilenler için. Aynası paslı olanlar, karanlığı yaşarlar kış ayazında... Ve misktir, bahar bahar yudumlanmak için.

Sevgi; dünya cennetidir, meyveleri melekler olan. Vedûdiyetin imzasıdır. İnsan kalbine atılan. Hûri bakışlıdır sevgi, koca dağları bile bahçesine cezbeden ve bir acı hasretin potasında kevser kevser eriten. Bu yönüyle kuvve-i kutsiyyesi vardır sevginin. Her renk, her desen, her âhenk ve bestenin nakış nakış motifleştiği mutlak tablodur, bi-hemta. Duyguların Nûr hüzmeleriyle ilmek ilmek Örüldüğü latif danteladır. Gönüller fatihidir o. İnsanı bütün kâinatla tanıştıran ve özleştiren, öteler mühürlü balçık maya... Ve işte sevgi solmaz güzelliktir!

Vefalı sevgi, yakını tanımanın ihlâsla perçinleşmiş köklerinin omuzunda çimlenir, filizlenir ve ebed olur. Ne, niçin sevilmeli? Düşmanlar kim? Tuzaklar nerelere kurulmuş? Bu yol nereye çıkar ve ilerisinde neler var?.. Bilmeden, sırrını idrakla doyuma eremeden, kıyılardaki sahil çiçeklerine bağlananlar, kıyamet geçirmişe dönerler en hafif sarsıntılarda. Ve çürür gider güzelim rüşeymler daha çizginin başında.

Sevgi hep ağlatır vuslata dek. Ağlamıyorsan-rica ederim-sevdiğini iddia etme. Aldanıyorsun; fakat Maksud-u bizzat aldanmaz!.. Çünkü gülme, yokluğu yaşamanın ifadesidir. Ağlamak ise sevginin izdüşümüdür derecesine göre. Gerçek sevinç ve huzur, zifaf huzur undadır. "Dememiş miydim çok seversen çok ağlarsın diye!

Ağlıyorsan niçin sevinmezsin çok sevdiğine?"

Ah canım sevgi! Nasıl, nasıl anlatsam seni? Söze-kalıba sığmazsın ki! Ele avuca alınıp tezgaha konmazsın ki. Sen maddeye lütfedilen en kutsal mânâsın. Sen hâl ü hareketlerde izlenen ve ancak kalplerde yaşanansın. Sen hediyelerle bûseleşen ve bakışlarda yakalanansın. Ve her gönle gümrüksüz sızansın. Kalemim senin destanını yakacak bundan öte. Şiirlerin atomu sen olacaksın. Nesir nesir cennetleşeceksin ve mehil vereceksin İsrafil'e. Muhabbet neslinin Muhammedi (sav) mefkuresinde sancağın dalgalanacak her gönül semasında. Ve o gün semalar ak bulutların olacak!...

Şimdinin kara perdesine bakma; az ilerdeki ışığı öp. Sevgiyi iç, kevser içmiş olacaksın. Ölürsen sevgiden öl. Öl ve sevgiline kavuş. Kimi seviyorsun ki?.. "Yâr derdine düşmüşüm, ağyar neme gerek!

Kevser içmişim, bir kâse su da ne demek?."

Her varlığı ruhundan sevmek ve her varlığın sâdık sevgilisi olmak isterdim. Lakin... Herşeyden evvel, Maksud-u bi'l-istihkak olan Zât-ı Akdes'i sevmeyen insan her şeyi tek tek sevmeye kalkışsa da muvaffakiyet şafağında itminan tâkından geçemez. O'nu seven, mahlukatını da sever, O'ndan ötürü. Kişinin Rabbini sevmemesi kadar korkunç bir mahrumiyet ve perişanlık düşünülemez. Allah (cc) da onu sevmiyorsa, vay haline o zaman... Seven sevilecektir.

Zaten doyum olmuyor şu âlemde sevginin tadına. Yegâne mutlak itminan Sende Allah'ım! Tarifsiz sevgiden mahrum etme n'olur... Ne olur, bir kulun daha kurtulur. Sar beni İlâhî meveddetinle, Senin olayım yalnızca. Korkuyorum... Ya takılıp kalırsam yokuşlarda. Ermeden ölürsem varlığında yokluğa. Hele Cemâlinden mahrumiyeti düşünmek yok mu? .. Ödüm kopuyor öd ver Allah'ım kopacak ve çatlayacak.

"Hasret, hasret.. hep hasret... ya vuslat ne zaman?

Seni istiyorum Allah'ım; sadece Seni...

Seni, en çok seviyorum. Vefasızım, biliyorum; ama hain de değilim ya! Neyleyeyim başka dostlukları, Seninle dost olamadıktan sonra? Sen beni sev de başka sevgiler elâleme kalsın; yok gözüm. Ölenleri değil, dostluğunu ve dostlarını isliyorum Rabbim.

Canım Rabbim!

Bunca nimetlendirdiklerinin kervanında.. bunca, sevdiğin aşıklarının arasında beni hep mahrum mu bırakacaksın?..

Susuz, ekmeksiz, uykusuz.. bir hayata 'evet'... Lâkin sevgisiz bir dünya çekilmiyor Rabbim...

Nolur Rabbim... Bizlere sevgi meltemiyle dirilişe ermiş bahar yüklü bir dünya nasip et.

Musa Hop / Bursa

BENİ BIRAKMA

Allahım çaresizlik içinde kıvrandığım zaman

Benden uzaklaşınca iman

Koruyamayınca kötülüklerden kendimi

N'olur Yaradan'ım bırakma beni.

Sana sığınınca gözyaşı içinde

N'olur feryadım ulaşsın benim de

Affet beni kabul eyleyip tövbelerimi

N'olur Yaradan'ım bırakma beni.

Acıyla dolu kalbim yolunu şaşırınca

Yüreğim arayıp arayıp da sana susayınca

Gözyaşları içinde ben boğulunca

Nolur Yaradan'ım bırakma beni.

Senden başka aşk olmasın hayatımda

Yalvardım Yarab iman ver bana

Kaybolmama izin verme bu adi dünyada

Nolur Yaradan'ım bırakma beni.

İçimdeki ses Allah dedikçe

Kalbimdeki imanım gürledikçe

Dünyanın pisliğinden nefret ettikçe

N'olur Yaradan'ım bırakma beni

Son yolculuğuma hazırlanırken

Yavaş yavaş sana yaklaşırken

Son nefesimi verip can bedenden ayrılırken,

Yalvarırım Yaradan’ım bırakma beni.

Zehra Candan / Samsun

Şiiriniz teknik açıdan zayıf olmasına rağmen içli ve duygu yüklü bir intizar ve terennüm. Biz bazen köşemizi böyle safiya-ne söylenmiş, dupduru bir söyleyişle kaleme alınmış sözlere açık tutuyoruz ki, derdi olan köşemizde bir yanardağ gibi indifa etsin, gürlesin. Yoksa içi yakan her duygu mağması ruhtaki gerilime zarar verebilir. Bunu önlemek bir bakıma gayemiz. Sevgi ve selamlar.

BEYAZ GECELER

Zaman, görüntü, kader

akıyor hep âhenkle

ne arkasında bir iz

ne de hatıra kalıyor elle tutulur

ah insan hafızası

ne güzel sığıştırıyor

kısa vakitlere

nefreti, üzüntüyü, kötüyü

ne kısa vakitler ayırıyor

vefaya, sevgiye, kendine

solan güneşten kalanlar

uçup gidiyor, bir rüyayla

boşluklara.

Sen boşluktaki kumbara

hep sevgileri, vefaları, iyiliği değil,

biraz da nefreti, kini, çirkini

doldur içine,

kara olan herşeyi al da

beyaz geceler pembe gündüzler

bir rüya olup kaybolmasın.

Mesut Atasever / Kütahya

Şiiriniz serbest tarzda yazılmış güzel bir şiir. Yer yer mısralar müphem çizgiler taşısa da mânâsı anlaşıldığında güzide bir ufuk açılıyor insan nazarına. Meselâ “nefreti, kini, çirkini içine atmak” ilk bakışta nefret etmek ve kin tutmak imajını oluştursa da dikkatli bakışla ancak bu kötü hasletlerin dışa yansıtılmaması gerektiği duygusunu veriyor bize. Size duru bir söyleyişte eğer şifre gerekiyorsa bunun bir ikinci menfi mânâyı çağrıştırmadan oluşturulmasını tavsiye ediyor selam ve sevgiler sunuyoruz.

DAYAN BOSNAM GELİYORUM

İlerle mücahidim, olmasın kimseden pervan.

Çarklar dönecek birgün. gelecek bizim devran.

İlerle hiç durmadan, hedefe ulaşacak kervan;

Yürü ey Bosnalım yürü, gözyaşını seninledir!

Diril ey Mostarım hadi, gönül ateşim

seninledir!...

Bosna için ellerim açılır semalara,

Sarılır yüreğim, çelikten tel ağlara,

Haykırasım geliyor, o ulu yüce dağlara;

Yürü ey Bosnalım yürü, gözyaşım seninledir!

Diril ey Mostar'ım hadi. güz ateşim seninledir!..

Ağlarım her ufukta, görüp senin kanını,

Elbet! Elbet olmalı bugünlerin yarım.

Uzanır ellerim sana. yıkamam zaman duvarım;

Yürü Bosnalım yürü, gözyaşım seninledir!

Diril ey Mostar'ım hadi, ruh güneşim seninledir!...

Feryadlar sardı semayı, yalvarırım durmak niye?

Şehid eder caniler, kardaşlanmı her saniye,

Haykırsın tüm camiler; Ayasofya, Süleymaniye:

Yürü ey askerim yürü! Al, başım seninledir!

Yettik ey Mostar'ım yettik! Bak kardeşim seninledir!...

A. Melis Hafez / İstanbul

Şiiriniz his ve heyecan yüklü. Dünyanın ilgisiz seyretiği bir trajediyi siz can yakıcı bir üslupla dile getirmiş, mısralara dökmüşsünüz. Şiir tekniği açısından mükemmele bir yürüyüş içindesiniz. Nakarat ve diğer mısralarınızdaki kafiye ve redif âhenginiz oldukça güzel. Sizden his ve heyecan yüklü daha nice şiirler beklediğimizi bildirir sevgi ve selamlar sunarız.