Sızıntı Arşivi

Ekim 1994 · s. 42 · 7 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

ek94

İMTİHAN

Bir kaos yaşanır bir sevinç bir hüzün:

İmtihan...

Bir gün tatlı bir söz, bir gün acı bir zehir:

İmtihan

Rüya gibi geçer bazen yıllar meltemler eser

Bazen kan

Bazen korku

Bazen günah oku imtihan...

Gece yastıklar bilir göz yaşlarını

Gündüz güneş ışığı tadar gözdeki burukluğu

Sahiller bilir sonu gelmez çığlıkları

Martı kuşları yarışır türkülerle

İmtihan...

Mengeneye geçmiş bir yürek ağlar

Sızısı şakaklarında tempodur bitevî

Aşkın volkanları yakar özü katmerli alevlerle

Ne Herkül'de vardır bu ateş ne Promote'de

Öze düşmüş kementlerle gelir gider imtihan...

Tatlı bir bahar meltemi yakar yürekleri

Kah bir sam rüzğarıyla savrulur baş örtüler

Kah zindanlar küflü bir çağrı ile alır içine

Bahadırları, polatları, Saidleri, Fatihleri, gülleri

İmtihan zinciri geçmiştir bileklere

Yine sessiz çığlık dolaşır sinelerde

Yine melekler tavaf eder muştulara gebe sancılı geceleri...

Fakat sonu gelmez imtihanların

Fakat sonu gelmeyecek acıların.

Ah saçlarına ak düşmüş

Bir gecede ihtiyarlamış

Ölüm noktasında acı çekerek kefenini başına sarıp

Tekrar ufuktan görünmüş insan

Son devrin gülü

Seni anlayamadık

Seni bilemedik

Seni basiretle göremedik

Öremedik ruhumuza

Nakış nakış

Yine bir solgun bakış dikilir karşımıza

Yine bir solgun bakış

Yine o serseri akış

Ve tufan tufan alkış...

Evet seni anlamak zor...

Zira bu imtihan pek zor...

Yoksa yandık mı bir katre alevde?

Yoksa yıkıldık mı bir danede?

Yoksa battık mı bir öpmekte?..

İmtihan ya kanmakla

Ya yanmakla

Ya solmakla

Ya da tekrar dirilmekle kardeş.

Gel ey kaderin bana biçtiği cilve

Gel ey her günüme düşen kaos ve sevinç...

Gel ey keder keder, hüzün hüzün, sabır sabır, azim azim örülmüş imtihan gergefi!

Gel sar beni

Gel ve al alnımdaki bu ateşi

Yüreğimdeki buz dağlarını erit

Gel yeter ki gel Muhammedi tutiya

Yeter ki gel sen huzur dolu rüya

İmtihan acı, imtihan buruk, imtihan tatlıdır...

İmtihanlar bin kanatlıdır

İmtihanlar nât'lı,

İmtihanlar Mecnun'lu

İmtihanlar Kerem'li

İmtihanlar Ferhat'lıdır...

Yakup Güneş / Van

Şiirinizdeki duygu yüklü mısralar bizlere bir tatlı su berraklığında güç verdi. Bazı mısralar nice çilekeşlerin acılı. ızdıraplı ömürlerine bizleri misafir etti. Bazen gözümüz doldu, bazen içimiz sızladı, bazen öfkelendik ve gerilime geçtik keskin bir kılınç gibi. Fakat her şeyin bir imtihan olduğunu anlatan mısralarınız bizi tekrar durgun ve sakin sabır otağına çekti ve teskin etti. “Zafer Hakk'ın ve Hakk'a inananlarındır” kutsi sözüyle ümidimiz kuvvetlendi ve sabrımız katmerlendi. Sizleri bu güzel şiirinizden dolayı tebrik eder selam ve sevgiler sunarız.

DÜŞÜNCELER

* Yüzme bilmeyen bir insan canını yitirme korkusuyla boğulmamak için çırpınır. Çırpınırken çok enerji harcar. Harcadığı enerji yüzme bilen birinin yüzerken harcadığından çok fazla olduğu halde, boğulmaktan kurtulamaz. Hayatın devam eden akışı içinde pek çok insan, kendisini veya başkalarını boğulmaktan kurtarmaya çalışır. Bir insan, samimi olarak, gerek sanatla, gerek teknolojiyle, gerekse sosyal konularla alâkalı bir takım çalışmalarda bulunur. Ancak teknik ve metod yerine oturmamış veya iyi seçilmemişse ve insanı bu eksikliklerden doğabilecek aksaklıklara karşı uyaracak bir üstadı yoksa çok enerji, zaman ve para harcanacak ama yüksek verim alınamayacaktır.

* Bir gün aç bir adam bir tas çorba içmiş doymamış, daha sonra bir tabak yemek yemiş ve doymuş. Kendi kendisine, keşke yemeği baştan yeseydim demiş. Bütün doymuşluğunu, çorbadan sonra yediği yemeğe bağlamış.

Kültür hayatında da sık sık aynı durum yaşanmaktadır. Genç insanlar, zaman zaman önemli bazı eserleri bizzat anlamak istemekte, onları açıklayan ve destekleyen başka bazı basamak eserleri ihmal etmekteler. Halbuki bu basamak eserler asıl faydalanmak istediğimiz eserleri anlamamıza büyük ölçüde yardım edebilirler. İhmal edildiklerinde ise asıl eserler ve konular da tam anlaşılmayabilir.

* İnsanların bilgi ve davranış dağarcığını sadece bilerek kazandıkları değil, bilmeden kazandıkları da besler. Bu şu demektir: insanlar hayatlarını sürdürürken daimi bir tesire açıktırlar. Özellikle mânevî hayattan uzak ve her türlü akımın kol gezdiği toplumlarda bu etkilenme ve edinme öncelikle geçerlidir. Hatta insan bu etkilenme ve edinmeye karşı en çok şartlı ve dirençli olduğu zamanlar da bile bütünüyle engel' olamamaktadır. Bu açıdan insan fikrî istikametini korumak için, onlara bakarak kendisini düzeltebileceği bir örnek şahsiyete, bir arkadaş grubuna ve birtakım eserlere muhtaçtır. Böylece hergün neler kazandığını veya kaybettiğini onlara bakarak anlayabilir, kendisini - tabiri caizse - bir revizyona tâbi tutabilir.

* Faziletler ve dürüstlük insanın doğasında vardır, dolayısıyla dinsiz de olsa, İnsan dürüst ve faziletli olabilir diyenler şunu gözardı etmektedirler: İnsan tabiatında saklı olan istidatların eğitilmesi, başka bir ifadeyle sulanması gerekmektedir. Gerçekten de gülün güzel kokma istidadı tabiatında gizlidir. Fakat gül fidanları güzelce bakım görmez ve sulanmazsa, güldeki bu güzel istidat açığa çıkmayacaktır.

* Mesaj kadar araç da önemlidir. Bazen mesajın güzelliği aracın ehemmiyetini unutturabilmektedir. Sözgelimi bir ilim adamı dilini iyi kullanmazsa, yazdığı bir makâle ya da yaptığı bir konuşma sıkıcı olduğu için muhtevanın değerini gölgeleyebiliyor. Veya bir sanat dalı olarak sinema sanatı, kendi prensipleri ve dili doğrultusunda kullanılmazsa, yine bu sanattan anlayanlarca cazip bulunmaz ve gerek konunun, gerekse konu içersindeki mesajın değerini örseleyebilir.

Savaş Şenel / İstanbul

RAHMET RÜZGARI

Yediveren gibi hiç solmayacak sensin

Bülbülün şakıdığı en güzel nağme sesin

Seher yeli kadar huzur verensin

Sen kapalı kapıların altın anahtarı

Sen şerha şerha yarılmış topraklara iksir

Sen dertli sinelerin Kırık Mızrap'ı

Seninle esecek muştulu rahmet rüzgarı.

Yasemin Elmas / İstanbul

Şiiriniz teknik açıdan biraz zayıf olmasına rağmen mânâ ve muhteva yüklü. Kelime seçiminde biraz daha hassas davranmanızı ve şiir tekniğini göz önünde bulundurarak hislerinizi, düşüncelerinizi o potada eritip şekillendirmenizi tavsiye ediyoruz size. Selam ve sevgiler...

SEVDALARDA İNTİHAR

Sussun!

Bugün herşey sussun

Bir an birşey kımıldamasın

Çiçek açmasın, kuşlar uçmasın.

Gariptir,

Bugün ölülerden daha ölüyüm.

Hasretinden dağlar çökmüş gözlerime

Sevdalarda intihar dolu sözlerime

Apansız konar yaşamak tılsımı.

Gariptir,

Bugün delilerden daha deliyim,

Bugün ölülerden daha ölüyüm.

Sevdalarda intihar dolu sözlerimde

Çiçekler açmasın.

Bugün sevdalarda gömülüyüm.

Alaaddin Beken / Edirne

Şiiriniz gayet güzel. Üçüncü bölüm diğerleri kadar olgunluğa ermemiş olduğundan köşemize almadık. Serbest söyleyişiniz, kolay yazmanız sizin için gelecek vaadeden bir kabiliyet olabilir. Sizden daha güzide his ve düşünce yüklü şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler,

GÖZYAŞLARIMIN MENDİLİNE.

Ben güftesini yazdım;

Bestesini sen seçeceksin yavrum...

Anadolu toprağını tırnaklarımla kazdım;

Âb-ı hayatı sen içeceksin yavrum...

Hep senin için ağladım şafaksız gecelerde

Ey gözyaşlarımın mendili!..

Sürünüp gittim şu vefâsız hecelerde

Artık sessizim.. konuşsun mezarımın dili

Musa Hop / Bursa

Şiirinizde eskilerine nazaran daha bir güzelleşme seziyoruz. Serbeste kayan mısralarınızda daha bir rahatça söyleyiş var. Zaten içi tatlı bir şiir rüzgarıyla dolu dörtlüklerinizin. İç mûsikî, muhteva ruhunuzun bir yansıması olduğu için berrak tatlı ve ümit dolu. Size vatanî görevinizde başarılar dilerken şiir gibi metafizik yüklü bir ömür temenni ederiz. Selamlar sevgiler..

GİTSİN

Sevdalar bulamadı yolunu kaldı ortada

Bu arada yıkıldı, birer birer umutlar da,

Elbet bitişin aslı vardır akan zamanda,

Gel yiğidim kendine dönüver gitsin.

Bak dünyaya biri gelir, biri gider,

Biri zalimdir ezer, biri mazlumdur üzer,

Kimi gamsız, yiyip, içip gezer

Sen hakkı tutup kaldırıver gitsin.

Gideceğiz yiğidim gideceğiz mezara,

Varolmanın gayesini işte şimdi ara,

Gönlüne hak mührünü vura vura,

Allah'a giden yola düşüver gitsin.

Süleyman Karaçor / Ankara

Şiiriniz yer yer güzel imajlarla süslü. Fakat şiir tekniği açısından bazı yerler zayıf kalmış. Meselâ “döndürüver, kaldırıver, düşüver” kelimelerinde redif oluşturulmasına rağmen uygun düşmemiş. Zira (dön, kal, düş) kelimelerinde kafiye olmalı ki (üver gitsin, diriver gitsin...) kelimeleri redif güzelliği kazanabilsin. Bu hususta oldukça yoğun incelemelerde bulunmanızı tavsiye eder selamlar sunarız.

OK

Zaman hazin, sırlı ok

Yarın bize çok ırak

Bu gün varız, yarın yok

Fâni dünyayı bırak

Ömer Faruk Tastan / Ankara

Rubai tarzında yazılmış güzel bir şiir. Son mısranızda “Elde ne varsa bırak” sözü şiire dış örgüler bakımından her ne kadar uymuş ise de muhteva yönüyle yanlış bir düşünce olduğu için o mısrayı değiştirdik. “Fani dünyayı bırak” klasik olmakla beraber diğer mısradan daha uygun geldi bize.

Sizden Kırık Mızrap'ın kısa şiirlerini, Yahya Kemal ile Necip Fazıl'ın rubai ve kısa beyitlerini, Arif Nihat Asya'nın rubailerini incelemenizi ve bu güzel ve anlamlı, oldukça etkileyici şiir tarzında yeni yeni denemeler yapmanızı salık veriyor saygı ve selamlar sunuyoruz...

ÇOCUK

Yıldızlar toplardım kucak dolusu

Serperdim rüyana hep birer birer

Dualarla kapatırdım üstünü

Korkardım rüyana bir cadı girer...

Gazap rüzgarları eserdi hani

Kumral saçlarını dağıtırdı hep

Tatlı meltem aldı onun yerini

Tipiye-borana kalmadı talep...

Kızıl oyuncağı bıraktığın gün

Bilemezsin çocuk nasıl sevindim...

Gayri başka yerde aranmaz düğün

Sen büyüdün, çubuk ata ben bindim.

Dolunaya asıver artık kılıcını

Kuyruklu yıldızlar sana at olsun

Samanyollarına kur otağını

Varsın dünya-âlem hep inat olsun

A. Kerim Demirci / Trabzon

Şiiriniz gayet güzel, üzerinde ciddi durursanız sizden gayet olgun şiir meyveleri bekleyebiliriz. Sizin daha önce göndermiş olduğunuz şiirlerinizi de beğeniyle okumuş ve yayımlamıştık. Üslubunuz ve ortaya koyduğunuz imajlar orijinal... “Dolunaya asıver artık kılıcını” mısraı bu hususta en güzel misal. Sizden daha sık ve güzel imajlarla örülmüş, kendi öz orijinini yakalamış özgün şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.