Sızıntı Arşivi

Ağustos 1994 · s. 42 · 7 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

agu94

GEL

Gel ey özlediğim müjdeli bahar,

Kutsal zamanlarda dura dura gel

Yırtsın karanlığı pembe şafaklar,

Dertleri şefkatle sara sara gel.

Malazgirt'e destan yazana uğra,

Elinde Fatih'ten fermanlı tuğra,

Çevirip namluyu Bizanslı sura,

Çağlara mührünü vura vura gel.

Müjdene hasrettir ihtiyar dünya,

Gerçeğe dönüşsün her güzel rüya,

Nakşını işleyip toprağa, suya,

Yepyeni bir nizam kura kura gel.

Yeniden yıkılsın putlar bir daha,

Varalım bir gümüş rengi sabaha,

Dilekler ulaşsın Yüce Allah'a,

Küfrün kollarını kıra kıra gel.

İbrahim Sağır / Eskişehir

Şiirinizde bir hareket imajı var. Sanki bu kutsî yürüyüş şiirinizin ses ritmiyle bütünleşmiş gibi. Bu müzikaliteye rediflerinizin bulunduğu kelimelerdeki ikizlemeler yardımcı olmuş. Bu tarihî yürüyüşte yer yer almış olduğunuz misaller bütün bir milletin yüreğinde hâlâ aks-i sedası duyulan fetihlerdir. Bu da İmaj seçimini tesadüfi değil, düşünerek ortaya koyduğunuzu gösteriyor. En son bu misallerinizi en büyük fethin tabuları devirme gücüyle noktalamanız güzel bir birlik oluşturmuş şiirde. Âdeta bu imajla şiir asr-ı saadet köküne raptedilmiş. Böylelikle o nur ve o ruhla canlanmış, metafizik bir revnektarlığa kavuşmuş. Sizden istidadınızı küçümsemeden büyük bir gayretle şiire sarılmanızı salık veriyor selam ve sevgiler sunuyoruz.

KÜÇÜĞÜM

Biliyor musun ne zaman içli bir musikî duysam sen geliyorsun aklıma. O pırıl pırıl inci taneleri gibi göz yaşların geliyor, ürkek ceylanlar gibi bakan gözlerin geliyor. Bir muhabbet çağlayanısın sanki...

"Seni öyle çok seviyorum ki" diye bükülen masum dudakların şu dehşet asrına meydan okuyor. Sevmeyi öğreniyorsun, almadan vermeyi... O billur suları andıran saflığın beni utandırıyor ve senin tertemiz sevgine layık olmaya çalışıyorum. Cehennemi bir adavetin yaşandığı, menfaatlerin rüyalarda bile hüküm-ferma olduğu, insanların birbirini dişlediği bir zamanda ruhunu muhabbet yolunda feda edercesine gösterdiğin diğergamlık beni de insan ediyor. Sevmeyi öğreniyorum. Sevgisizlikle yer yer şâk olmuş bir çölde bir vâhâ serinliği bizim muhabbetimiz. Sen ağlarken öyle yüceliyorsun ki... Hele gözlerin bana bakarken öyle güzel ki şelâleler gibi çağlıyor. "Sen şeffaf bir varlıksın âdeta, arkandan bir ışık vuruyor, o ışığın cazibesine kapılıyorum, beden kafesin bir nura fanus olmuş gibi. Şefkat ve muhabbetin ağırlığı tüyden bir dağ gibi üzerime yüklendi" diyerek şefkatinin çoşkusundan yanımdan fırlayıp kaçıyorsun. Bu sâfı halin ne hoş. Sana desem ki "Bende gördüğün ben değilim, ayineye bakıyorsun, tecelliler temâşâ ediyorsun" anlar mısın acaba? Boşver, benim lafta bildiklerimi sen yaşıyorsun, kuru laflarla kafanı karıştırmak beyhude. Balı tatmışsın, onun bal olduğunu bilsen de olur, bilmesen de.

Ve küçüğüm Nur fidanlığına atılmış bir tohumsun, bu muhabbet suyun olmuş, ışığın olmuş, gün geçtikçe serpiliyorsun. Yıllar sonra seni gözünde ne cennet sevdası ne cehennem korkusu olmayan Nur âbidesi bir hanım olarak gördüğümde beni tanır mısın? Belki de ballar balını bulmuş beni unutmuş olursun. Ama sen bunu yapmazsın, sen vefalısın, tüm vefasızları utandıracak kadar vefalı. O zaman ayineyi yere çalmış gözünü güneşe dikmiş olduğun halde yine de hiçliğimi yüzüme vurmadan ışıl ışıl tebessüm edecek kadar incesin.

Rabbim seni kötülüklerden muhafaza etsin küçüğüm ve kalbindeki o muhabbet deryasından şu nefretle kaynayan asra da bir damla damlatsın.

Hatice Gül / Aydın

VUSLAT ARZUSU

Çalkandı beynim düşüncemi dökmek için,

Arananı bulmaya bu kadar zahmet niçin?

Sonunda bulmaya buldun ama bu da nedir;

Silik ve şekilsiz parçalar... haydi birleştir.

Bu şekilsiz şeylerden birşey yaparsan şayet;

Meçhule ilk adımı atmış olursun elbet.

Geçen her saniye, yeni bir adım mâziye,

Gelecek saniyelerde yolcudur eskiye.

Şimdi ben zamanın çarklarıyla oynuyorum

Eskimişe göre o yeniyi arıyorum

O yeniye, varıp, ulaşabilseydim eğer;

Zaman kadere çarpar, sonu meçhule değer...

Bu, kadere tamamen ters, zamana serapa zıt.

Bu bir düş; hakikatten mahrum, muhalden de kıt.

Ya vuslat arzusu.. muktedir midir ki buna;

Götürüp de koyar mı ki beni o zamana..!

Saf gönlüm, kendi özlemini vuslatı sanır,

Benim vuslatım kalsa kalsa mahşere kalır.

Şimdi bana; kendime sitem etmek mi düşer?

Kurutunca ben ne yaparım Huzur-u Mahşer..!

Abdullah Meçhul / Erzurum

Şiirinizde yer yer çok güzel söyleyişler var. Hele bazı beyitler tam oturmuş diyebilirim. Mehmet Akif söyleyişinden ilhamlar yüklü bu güzel mısralarınız. Fakat daha çok okuyup, daha çok denemeler yaparak bizlere örnekler göndermeniz gerekir.. Bu sayede hem sizinle sohbet etmek imkanımız olur, hem şiirde estetiği kavrama, söyleyişte duruluğu elde etme, kafiye, redif gibi ses öğelerini kullanma da ustalığı yakalama hususunda görüşlerimizi belirtiriz... Selam ve sevgiler...

HAZİNE

Hazineler aranır yerin altında,

Gerçek hazine Allah katında.

ARALANDI

Gerçeklere çekilen perdeler aralandı

Bozuk teoriler birer birer karalandı.

Celal Gedik / Elazığ

Beyit tarzıyla yazmış olduğunuz şiirlerinizden en güzellerini köşemize aldık. Sizde mısra gücü var diyebiliriz. Zaten mısra gücü şiir gücünün temelini oluşturur. Bu minyatür şiir mimarinizi daha çaplı ve uzun şiirlere taşırsanız sizden gözü gönlü doldurur güzide eserler bekleyebiliriz. Selam ve sevgiler...

GÜN AKŞAMLI

Gün akşamlı, hayat fâni

Her ışığın sonu yine karanlık...

Hani o mum ışığı, hani?

Geceye nikah mı kıydık?

Gün akşamlı hayat fâni

Gönül kuşu uçar gider bir gün.

Dönmezse eğer, bir de dönmezse

Tüm suyu kurursa gölün...

Gün akşamlı hayat fâni

Çeşmeler gözyaşıyla kaldı.

Söyleyecek sözler mi bitti.

Kelimeler donup kaldı...

Alaaddin Beken / Edirne

Şiirinizde his ve duygu oldukça yoğun. Fakat ses, şekil ve mânâ üçlüsünü biraz daha şiir estetiğine uygun örerseniz daha olgun eserler bekleyebiliriz sizden. En güzel mısranız "Tüm suyu kurursa gölün." Buradaki "tüm" kelimesi kökü eki belli olmayan nesebi gayr-i sahih kelimelerden olmasına rağmen tam oturmuş mısraya. Sizden böyle kelimeleri dilinize sokmamanızı tavsiye ediyoruz. Şiir dili kalıcı olmalı, köksüz kelimeler buna müsait değildir. Bunun yanında konuşma dilini şiire aksettirmiş Cahit Sıtkı şiir tekniğinden ilham almış olmanızı belki gecenin karanlığından gündüze ışık devşirme şeklinde görüyor, bir bakıma olumlu buluyor, selam ve sevgiler sunuyoruz..

ERİYEN DÜNYA

Soldu renkler gözümde yokluğa kaydı varlık,

Alem bir tas küme oldu kaydı avuçlarımdan,

Sen semaya ser çeken büyülü buhurdanlık.

Tütüyordun âdeta hayal yamaçlarımdan.

Vücudunu kaybettim dost bildiğim eşyanın,

Sıyrıldı bedenimden idrakin ince zarı,

Düştü peşine ruhum boşlukta şeref şanın,

Heyhat ki yorgun döndü gözlerine nazarı.

Akif Gültepe / İzmir

Daha önceki şiirlerinizle bu şiirinizi karşılaştırırsak sizde, şiirin estetik basamaklarını hızla çıkış müşahede ediyoruz. Demek ki şiir bir sabır İşiymiş. Bir tek şiir bile kalsa bir şairden geleceğe fakat ciddi bir ağırlık taşıyorsa şair misyonunu yerine getirmiş demektir. Sizden sabır dantelasında güzide şiirler örmenizi ve bize göndermenizi tavsiye ediyor selam ve sevgiler sunuyoruz.

RÜYADA KAYBOLUŞ

Çığlıklar yükselir... Her zamanki sıradan çığlıklardan biridir bu. Belli ki biri daha uyumaya başlamıştır. "Tuhaf... Uyuyan çığlık mı atarmış?" demeyin. Siz hiç rüyanızda çığlık atmadınız mı? Nitekim bütün insanlar rüyalarına çığlık atarak başlar. Sebebini bilmeden. Sahi neden ağlar bebekler dünyaya geldikleri ilk anda? Evet, insanoğlu yekpâre ân gelene dek hayallerde renk cümbüşü yaşar durur. Beşerin, doğmasıyla rüyanın kucağına düşmesi bir olur.

Dünya ise, renk cümbüşünün yaşandığı mekândır. Sadece sevdiğiniz renkler değildir bunlar. Sizin gönlünüze göre ayarlanmamıştır çünkü. Beyaz, pembe, siyah bütün renkler mevcuttur. Renk cümbüşünün bir diğer adı da hayattır. Aslında birçok adı vardır: Dönme dolap, zehirli bal gibi. Nasıl dilerseniz öyle söyleyin ama bir şartla; rüyada olduğunuzu unutmadan. O ilk çığlıkların üzerinden zaman hızla aktıkça rüyada karışıklıklar- vukû bulur. Yol katettikçe yolumuzu şaşırır, farkında olmadan çıkmaz sokaklara dalarız. Derinlere çengel atarız gittikçe. Ve olan olmuştur artık. Rüyada kaybolmuşuzdur. Çizgimizden sapmışızdır artık. Birileri veya birşeyler müsebbibdir buna. Dünyayla sarmaş dolaş oluruz. Öyle hale geliriz ki; rüyada olduğumuzu unuturuz. Kendimizi ve gözümüzün gördüğü herşeyi hakikat zannederiz de kandırılırız iblis tarafından. Şeytan bir mıknatıs olmuştur sanki bizim için. Yanımıza, yöremize her tarafa yerleşmiş mıknatıslar... Nefsimiz de ona gönül vermiş demir parçasıdır. İblis nereye isterse oraya gider. İkisi de birbirine cazip görünür, hem de çok. İşte renk cümbüşünün püf noktasıdır burası. Bu mıknatısın tesir sahasına girmek ya da girmemek... Bütün mesele bu. Her meselenin başı!.. Korkunç girdaba kapılmak ya da kapılmamak. Rüyada kaybolmak çok korkunçtur. Yolumuzu bulamayız da uçurumdan aşağı sükut ederiz, güpegündüz. Gerçi buluruz yolu eninde sonunda. Ama önemli olan rüyada bulabilmektir. Rüyanın sonunda bulmak ise; soğuk kurtlar ve alçak tavanla baş-başa kalmak demektir.

Rüya artık sona ermiştir, bitmiştir her-şey. Birşeyi farkederiz; iş işten geçmiştir. Yakın dostumuz iblisin yerini yılanlar, böcekler ve karanlıklar almıştır. Bunlar cazip değildir, ürkütücü ve buz gibidirler. Gerçeklere uyandığımızı birilerine haber vermek için rüyadaki bir minareden salâ sesleri yükselir. Aslında herkes işitir bu sesi. Ama işitmek yetmez. İşitenler yine devam ederler, akın akın uçuruma doğru ilerlemeye. Fakat dinleyenler vardır. İşte o kutlular ise; Rabbü' 1-Âlemin ve Kâinatın Fahri'ne koşarlar, ötelerle bağlantı kurarlar da daha rüyadayken gerçeğe vâkıf olurlar. Dev şairin şu ifadelerine hasrettir onlar; "Bir parçacığım ben, bütüne hasret;

Zaman döne dursun o güne hasret;

Ruhumsa zamanın üstüne hasret;

Ebediyet boyu bir ân... Olmaz mı?" (N. F. K. )

Sabiha Gürlevik / Sivas

Yazınızda bir büyük gerçeği dile getirmişsiniz. Sizi tebrik ediyoruz. Uyanmanın, dirilişe ermenin zorluğunu her nekadar kabul etsek de zorların zoru bir günün azabından kurtulmak için bu küçük zorluklara katlanmasını bilmeliyiz. Sizden ruhu sarsan, nefsi örseleyen ve insanı kendine getiren güzide yazılarınıza devam etmenizi ve bizlere sunmanızı tavsiye ediyor selam ve sevgilerimizi takdim ediyoruz.