Sızıntı Arşivi

Haziran 1993 · s. 42 · 7 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

HİS VE DÜŞÜNCE UFKU

Şiir, şair bakış ve duyuşuna tesir eden inanç, kültür ve düşünce tarzlarına göre doğar ve şekillenir. Ne var ki, derinleştirip idrak üstü seviyeye ulaştıran tek kaynak, yalnız ilhamdır. İlhamla coşan bir gönülde zerre güneş, damla da derya olur.

Haz. Mehmet ERDOĞAN

BİR MÜJDENİN ŞARKISI

Ay sessizce yükselir

Servilerin üstünden,

Çeşmeler inlemekte

Gergin sükûtu delen.

Korku sinmiş etrafa esen hep soğuk

Düşler tükenmiş emeller aç ve boğuk

Ölümün aksi vurmuş

Buğulanmış camlara

Aynalar çile sunmuş

Boş bakışlı canlara.

Aldanmış bakışlarda çaresiz boşluk

Madde içinde yüzen manasız boşluk.

Gölgeler sanki titrek

Gölgeler sanki suskun

Taşların buz çığlığı

İnna ileyhi raciün

Gökyüzü donuk, yanıp sönen damlalar

Çaresiz cesetler solmayan ruh arar

Gölgeler sanki titrek

Gölgeler sanki suskun

Gölgeler ışıklara

Işıklar nura tutkun.

Şafaklar diz çökmüş zamanı biliyor

Zulmeti gönüllerden nurla siliyor.

Yeşilden sızan güneş

Ümit bırakır aşka

Mukaddes ışıklarla

Ruha doğuşu başka.

Bilinmez gönlümün gizli dehlizleri

Elmas ışıkların derin filizleri.

Âleme aksedecek

Gümüş bakışlı güneş

Şad edecek gönlümü

Sevda nakışlı güneş

Hasan AKİF/İzmir

Şiiriniz gayet güzel. Mısra sonlarındaki ses ve şiirdeki iç ahenk olsun, kelime seçimindeki titizlik olsun gayet iç açıcı, efsunkâr. Sizden bu titizlik ve hassasiyeti korumanızı ve hatta geliştirip daha ince nakışlı, ses öğesi bir meltem yumuşaklığına ulaşan ve insanı sıcacık saran şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

ŞİİR VE ŞAİR

Şiir, edebi eserler içerisinde bir taharri sanatıdır. Eline geçeni değil, eline geçmesi gerekeni arama sanatıdır. Şimdiye kadar bu mevzuda çok şeyler yazılıp söylenmiştir. En önemlisi de şiir adına işlenen cinayetlerdir ki birçoğu bu cinayetler neticesinde akıttığı kan seylapları içerisinde boğulup gitmişlerdir.

Eski asırlardan beri süregelen bir sanattır şiir. Çok sanatkârların elinde kılık değiştiren bir akrobasi unsuru da olmuştur.

Şiiri tarif edenler çok olmasına rağmen onu arzen ve tulen, derinliğine anlayan ve ifade edenler ne yazık ki çok azdır. Haklı izahlar arasında Üstad Necip Fazıl büyülü ifadeleri arasında şiiri; “Allah’ı arama sanatı” manasında tarif eder. Bir kısmı şiir için “gözyaşı” diyor. Mehmed Akif “Aczimin giryesidir” diyerek o da bu fikre iştirak ediyor.

Bizce şiir, afakî ve enfüsi taharri edip hakikatı bulmaktır. Şiirin kaynağı afakta kâinat ve enfüste kâinatın daha baş döndürücü olan mikro âlemin şehinşahı ve kâinatın misal-i musaggarı olan insanın iç dünyasıdır.

Binaenaleyh şiirin malzemesi ilhamdır. İlham şairin nazlı çeşmesi. Bazen vefasızdır ses vermez, lal kesilir, bazen coşar şairi coşturur. Afak ve enfüs, ilhamın kaynağı olmak münasebetiyle şairin emdiği iki memedir. Afakta herşey güzellikle ona ilham verir. Enfüste şairin tek sığınağı yalnızlıktır. Yalnızlık gözyaşına gebedir. Gözyaşı ise, kelimelere başkaldırmaktır. Gözlerden yaş yerine kan aktığı anda ızdırap şiiri yetişir şairin imdadına ve onu uçurur öteler ötesine. Aradığını bulur insan mısralarda ve o zaman teselli olur.

Şair, ilhama mazhar oldu mu vuslat arzusuyla alır başını düşer çöllere; Mecnun misali arar, mahbubunu. Bu çöllerde yalnızlık şairin yorganı, ıslak yatağıdır.

Gerçek şiirde mısralar şairin yolu, şair de o yolun yapayalnız yolcusudur. Bu iki sırdaş, ararlar vatanlarını ve sevgililerini. Gerçek şairin hayalindeki vatan cennet, mahbubu ise mutlak hakikattır.

Ahmed Ziya ÜNLÜKUL / Konya

SIZINTI’YA

Sen, şu güzel dünya tarumar iken

Issız ve sessiz, çöller misali

Ziruhlar bir yudum su arar iken

Irmak gibi geldin, oldun teselli.

Nurun sadasından mahrumken zemin

Tercümanı oldun dev bir iklimin.

Izdırap son buldu yorgun yüzlerde,

Yine güldü dünya, yine şenlendi,

Irak diyarlara açıldı perde.

Sen bir kahramansın, ümitvar sesin,

Elim bir korkusun karanlık için.

Vakit yaklaşmakta, müjdeci sensin,

İkinci diriliş... İnsanlık için.

Yolumuza ışık indi seninle,

Ortalık gülşene döndü seninle.

Renk renk güller açtı sevindi bülbül,

Ufuklara doğru sesin dinlendi

Manaya kavuştu manasız gönül.

Osman KARATAY / İstanbul

Şiiriniz gayet güzel. “Ufuklara doğru sesin dinlendi” mısraı biraz yakıştırma olmuş. Fakat buna rağmen Sızıntı’yla ilgili bize gelen güzel şiirlerden diyebiliriz şiirinize. Baş harflerini okuyunca “biz de sizi çok seviyoruz” demeden edemiyor; sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz.

HASRET ATEŞİ

Hasretin ateş gibi yanar gönlümde

Rüzgârla körükleşir anlar boyunca

Özleminle kavrulan sevgin özümde

Zamanla bölükleşir günler boyunca

Kalbimde âşıkların bestesi vurur

Sevda iklimlerinde dolaşıp durur

Fermansız hararetle dilimde kurur

Buram buram yükselir yıllar boyunca.

Suat ÇİÇEK / İstanbul

Şiirinizde bir şarkı havası var. Akıcı söyleyişinizi bu ritimde mısralara dökünce “şarkı yazmak için mi?” gibi bir soru takılıyor akla. Bunu kırmak için hissettiğiniz şeyleri kaleme almanız gerekli. Bu hususta şiirden başka hiçbir kaygı olmamalı düşüncenizde. Sizden inandırıcı bir iklimde örülmüş şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

SIR DOLU KABRİSTAN

Ebedi yaşantının taht kurduğu mezarlık,

Orada ne gençlik var ve ne de ihtiyarlık.

Kimine azab olmuş, kimine bahtiyarlık,

Ahirete bir geçit, sonsuzluğa başlangıç.

Ah! Kabristan, sen, esrar dolu karanlık,

Aradan berzah kalksa, aralansa bir anlık.

O müthiş manzarayı görebilse insanlık,

Akıllara durgunluk verirdi şu mezarlık.

Şükran APAYDIN / İstanbul

Şiirinizde his ve düşünce ile ritim armonisi tam kurulamamış. En iyi iki dörtlüğü köşemize alırken size bol bol şiir kitabı okumanızı ve şiir incelemesi yapmanızı tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler sunuyoruz.

PEYGAMBERİM (sav)

Yüce Nebi en vefalı can ötürü canandır bize

O’nun her hali yaşanacak cevher-i candır bize

Simasıyla tüllenen her rüya lütf-i yezdandır bize

Mübarek ağzından çıkan elhân-ı vird-i zebandır bize

Değişik âlemler, uzak buudlar. O’nunla üryandır bize

Şu gökler, bu yıldızlar birer sönmez bürhandır bize

Makbulümüz olan, hem de yakışan sine-i efgandır bize

Kuru gözlüler, katı yürekler hep sebep-i hüsrandır bize

Demadem gezdiğin mekânlar diyar-ı irfandır bize

Tebşirlerin ummana erdiren coşkun âb-ı revandır bize

Ya Rasul bizi bırakma, gün solgun, günler devran-ı hazandır bize.

Muhtacız himmetine; bu zaman, zaman-ı Rahmandır bize

Faruk YILDIRIM /İstanbul

Eski Divan şairlerinden mülhem şiiriniz güzel. His ve düşünceleriniz bir çağlayan gibi coşkun... Lise ve ortaokul talebelerine yönelik şiirler de bekliyoruz sizden. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Eski Şiirin Rüzgârıyla” isimli şiir kitabını incelemenizi tavsiye ediyoruz size. Ayrıca Kırık Mızraptaki Na’tlardan şiirinize ayrı bir ses ve renk devşirebilirsiniz. Selam ve sevgiler.

YAŞAMAK

Sus ve dinle

Çalan sessizliğin melodisini,

O kadar güzel ki yaşamla kucaklaşmak

Güneşin ilk ışıklarıyla doğup

Batışıyla ölmek....

Sevmek, inanmak, bütün bir ömür boyu,

Sevilmek, sevmek kadar.

Tadabilmek her acıdan

Bulutlara uzanıp içebilmek

O maviliklerden...

Sonsuzluğun penceresinden

Dünyayı seyretmek.

Hepsi bir anlık,

Doğmak ve ölmek

Mehmet BOZKURT/Adıyaman

Şiiriniz serbest tarza güzel bir örnek. Fakat yoğunluk yok şiirde.. İdeal kıvılcımı çakmamış. Biz ise size her sözün özü, kalbi idealdir diye yazıyoruz değerlendirmelerimizde. Bu, şiiri ideal için araç olarak kullanmak değil, idealimi şiirleştirmektir. Sizden serbest söyleyişimize bir ses ve nefes üflemenizi temenni eder, selamlar sunarız.

SEVGİ

Sevgi... Son günlerde su yüzüne çıktı, artık aksi gözlerimde; yıllarca kendimden hile sakladığım bu aziz sevgilinin. Aynada o, seherde o...

Sevgi... İsmini anmak bile içimi yakıyor. Nedir bu? Nedendir? Hiçbir mana veremiyorum. Ona biçtiğim her kılıf kifayetsiz, her his, her atıf yarım.

Sevgi... senin için neler yazabilirim bilsen! Nasıl sana uzakken her köşe başında asılı bir cesed, nasıl seninle visalde hasret ve mecnun. Anlatabilir miyim dersin sana hissettiklerimi? Nasıl hasretle sana koştuğumu ve senin nasıl beni hayalinle, hatıranla avuttuğunu. Benim nasıl sen diye her koşuda seraba vasıl olduğumu...

Acımıyor musun; görmüyor musun gözyaşlarımı... Kader midir bu, çekmek midir takdir âşıklara hep, sevgiliden. Yoksa bundan mıdır aşk, söyle…

Ben aşkımı yıllarca gizledim, yıllarca da inkâr ettim. Fakat içten feth olunmuş kale, ne çare.

Ne kadar yârin küfvü değilim desem; dinlemiyor kan, duymuyor gönül. Gözün uykuda gecesi yok. Yaklaşmıyor ama yanıyor varlığım; uzakken daha ziyade yanıyor. Atayım kendimi sana diyorum kül olur muyum, diner mi sızı? Bitirir misin bu hikâyeyi? Söyle nesin; Yoksa sen de “İbrahim’in ateşi” gibi misin; Neden sende yananlar muzdarip değil senle.

Sevgi, kendini yiyerek doyacakların aşkısın değil mi? Ondan mı böyle nazın, bitirdiklerinin bitmişliğinden yükseliyorsun, ondan mı? Söyle, sen de bir mecnunla masaya oturuyor ve gözlerini kapıyor musun karşılıklı? Söyle, içinden sayıyor musun dakikaları, mecnun ruhunu kabzedeceğin, bu hikâyeyi hitama erdireceğin... Bir cesed bırakıp giderken aldığının farkına varacak mısın? Yoksa onu yürüdüğün samanyolunda gecenin müphemliğine mi salacaksın?

Sevgi! Söyle, böyle maceraların çok mu? Gönlün eğleniyor mu, saf aşıklarının gözyaşlarıyla…

Hale Nur EKŞİOĞLU

Yazınızı birkaç rütuşla köşemize aldık. Ele aldığınız konuyu, daha iyi anlatış tarzınızı biz sevgi konusuna daha uygun bulduk. Yazınız romantik imajlar ile süslenmiş. Bunu biraz azaltabilir ve bunun yerine daha müşahhas cümleler kurabilirdiniz. Örnekler vererek yazınızın ayağı daha da yere değebilirdi. Sizden duyguların düşünce ile ve onların da realite ile yoğrulup şekillendirilmiş yazılar bekliyoruz. Selamlar sevgiler.

ESER

Gitmeden bir eser bırak, seni hatırlatacak,

Hayır dualar ile Fatiha okutacak.

VATAN

Vatanım vefalı dostum, ana kucağım,

Yine vatanımsın, kalsa da tek ocağım

MUKADDES DERT

Bakıpta ağlayın, şu perişan halimize,

Derman ol yüce Rabbim, mukaddes derdimize.

KÖŞE KAPMACALAR

Batsın aldatmaca dünya ve aldatmacalar,

Bozulur elbet bir gün, şu köşe kapmacalar.

Yücel GURALP/Kastamonu

Beyitlerinizden en çarpıcı olanlarını köşemize aldık. Siz bu tarz şiirlerde daha başarılı olabilmeniz için çok okumayı bol bol şiir incelememizi tavsiye ediyoruz. Zira kısa ve özlü söz söylemek zordur. İnsan bu seviyeye çok yoğun bir çalışmadan ve araştırmadan sonra ancak erebilir. Diğer tarz şiirleri de denemenizi, Kırık Mızrap’ta ve Çile kitabında bu hususta güzide misaller bulacağınızı bildirir, selam ve sevgiler sunarız.