Sızıntı Arşivi

Mart 1993 · s. 42 · 6 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

HİS VE DÜŞÜNCE UFKU

Şiir, şairlere ait bir kısım solmayan çiçekler ve bu çiçeklerin çevreye saldıkları kokular demektir. Toprağı temiz, suyu duru, tohumu da beli olduktan sonra bu çiçeklerin renk ve kokusuna doyulmaz...!

Hazırlayan: Mehmet Erdoğan

AHVAL

Bilirim hangi mevsime girdiğimi

Rüzgârın önünde yaprak misali

Sararmış ufuklardan bir akisle

Ve ruhumdan kopmuş binbir hisle

Bilirim hangi koylara savrulacağımı

Hangi denizin bir dalgacığı

Beni alacak koynuna ve sürükleyecek

“Sonsuzluk yolcusu sen benimsin” diyecek.

Ay yakamozları bana kefendir.

Saracak, örecek çevremi bir bir

Üşüyeceğim köpüklü dalgalarda

Uykumu süsleyen o sessiz adalarda.

Belki birgün sahile vuracağım,

Başımı sımsıcak kumlara koyacağım.

Bekleyeceğim bir el bana dokunsun diye,

Bekleyeceğim bir damla gözyaşı sunsun diye.

Belki de boş bir hayal olacak bu,

Belki tekrar örünecek bana bahar yolu

Bilmem, kim bilmiş ki bunca senedir,

Öteler ötesindeki ahvali nedir?

Ümit IŞIK /Afyon

Şiiriniz gayet güzel. İnsanı kader çizgisinin sis ve bulutlarla örtülü ikliminde dolaştırıyor sanki. Fakat “önce bilirim” diye başladığınız şiiriniz bir bilinmezlik atmosferinde noktalanmış...

İlk bakışta bu bir tenakuz gibi görünse de, “insanoğlunun kendisi hakkında hem bileceği hem de bilemeyeceği şeyler vardır” deyip bu müşkil-i şiirinizi çözümlemiş oluyoruz. Sizden daha akıcı, daha berrak ve daha ümit dolu şiirler bekliyoruz. Selamlar ve sevgiler.

BAHTINIZ DEĞİŞİR

Bakıyor bize gözleri kan ağlayarak Bosna,

Yaralarını saracak kutlu eller nerde?

Sırp zulmü boyunlarında tasma,

Ayağa kalkmalı Âlem-i İslam her yerde

Mazluma yardım müslümanlığın gereği.

Bosna-Hersekli çocuklar, aç ve bî-ilaç,

Sızlamalı değil mi her müslümanın yüreği?

Bilinmelidir ki onlar bizlere muhtaç.

Dayan zalim Sırp’a ey Evlad-ı Fatihan,

Davasında muhlis olana Nuretullah yetişir.

Kalplerimiz sizlerle, ayrılmadı hiçbir an,

Sabredin ki birgün kara bahtınız değişir.

Sedat VARAN/Gediz

Şiirinizdeki tema her ne kadar daha önce köşemizde ele alınmış olsa da içli sesiniz, vurgulu ve coşkun söyleyişiniz hoşumuza gitti. Kafiye örgüsü güzel. Yalnız şiirinizde bazı nesir cümleleri var. Mesela “Mazluma yardım müslümanlığın gereği, Bilinmelidir ki onlar bizlere muhtaç” gibi... Sizden bütünlüğünde şiir dili kullanılmış, özenle seçilmiş kelimelerle örülmüş şiirler bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

SEVGİLİYE

Bahar müjdesidir senin gül adın.

İklimler değişir fermanlarınla,

Çemenzâr olur her bastığın yer,

Nisan yağmurları incidir başında.

Bülbül nutka başlar her gelişinde,

Güller açar tebessümünden.

Derin bir ürperişle uyanır varlık.

Başaklar dolar, gözler dolar,

Gönüller ayrı bir heyecanla,

Söyleşir, İlahi kelamlardan,

Hüzün ve ye’s kovulmuştur buradan,

Mehteran kös vurur şevkle durmadan,

Dünyanın hayrete daldığı o an,

Müjdeler gelir tâ semalardan,

Açılmış ellere yağar mücevher,

Hazinesi hiç bitmeyen ülkeden.

M. ÜFTADE/İzmir

Şiiriniz gayet güzel. Na’t türünde yazılmış şiirinizde his ve düşünceleriniz coşkun bir dille kaleme alınmış. Kafiye örgüsü ve ölçü yer yer serbest bir tarzda işlenmiş. “Başaklar ve gözlerin dolması, nisan yağmurlarının başta inci olması, tebessümden güllerin açması” gibi yeni söyleyişleriniz şiirinize renk katmış. Sizden daha değişik temalarda bir kuyumcu hassasiyetiyle işlenmiş yeni şiirler bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

HALİMİZ

Hak’tan uzaklaştıkça zedelendi özümüz

Dünya bizi dinlerken geçmez oldu sözümüz

Oyunla uyuttular dünü görsün gözümüz

Muhit-i derya iken küçücük bir göl olduk.

Avrasya, Afrika’da ceddimiz at oynatmış

İlim, irfan götürmüş camilerle donatmış

Bu milletin şöhreti tüm dünyaya kol atmış

Çelikten pençe iken, kırılmış bir kol olduk.

Nasılda medrus olduk “Avrupa” diye diye

Sapıttık mecnun olduk cifeler yiye yiye

Kükremiş aslan idik medyun olduk kediye

Kıymetli cevher iken geçmez akça pul olduk.

Hümanizm silahıyla nice pusular kurduk

İmanı hapseyledik dine kelepçe vurduk

Yolumuzu sapıttık yürüdükçe kudurduk

Dünyaya hükmederken şu batıya kul olduk.

Bosna, Hersek kan ağlar, ırz gitti namus talan

Mabedler yıkılıyor yok mu hiç ibret alan?

İnsan hakları derler koskocaman bir yalan

Ab-ı hayat verirken kuruduk bir çöl olduk.

H. İbrahim EJDER/Akhisar

Şiiriniz gayet güzel. Coşkun bir söyleyişiniz var. Kafiye kurgunuz sağlam. Şiirde konu birliğini başarılı bir şekilde ortaya koymuşsunuz. Tema da iyi seçilmiş. Yalnız şiirde tam bir ümitsizlik hâkim. Biraz da kurtuluş iklimine çeken soluklar beklerdik sizden. Havf ve reca ortasında mekiğini işleten yepyeni şiirler bekliyoruz sizden.

Sevgi ve selamlar.

YUNUS

Yunus âşık bir veli,

Allah aşkının seli,

Zülfünde bahar yeli,

Sevmeyi bilen Yunus.

Hakikat nurunun eri,

Oldu sevgi seheri,

Yandı gönül feneri,

Nefreti silen Yunus.

Yunus’dur onun adı,

Sevenlerdedir yâdı,

Gitmedi hala tadı,

Arardım sevilen Yunus.

Âşık Yunus’a gece,

Olur herşey bilmece

Anlar varlık tek hece,

Perdeyi delen Yunus.

Mustafa DİLEK/Erzurum

Şiiriniz his yüklü. Link bir iklimde örülmüş mısralarınız. Bazı dörtlükler bu ritme tam uymadığı için çıkarıldı. Geri kalan kısmı da bazı değişiklikler yapılarak yayınlandı. 1. dörtlükte “Sevginin bir tek yeli” mısrası “Zülfünde bahar yeli” diye, 4. dörtlükte “Halktan çekilen Yunus” dörtlükle tema bakımından tam bütünleşmediği için “Perdeyi delen Yunus” mısrasıyla değiştirildi. Sizden daha dikkatli yazılmış, bir gergef dokuma hassasiyetiyle kaleme alınmış şiirler bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

SİRAC

Gerçek san’at bir miraçtır.

Miraç ise topluma sunulan siraçtır.

Ebu AkiI ARSLAN/Afyon

Şiiriniz kısa, fakat özlü. Hele hele “san’at toplum içindir” sözünü bazı ters anlayanlara bir cevap sadedinde. Yavuz bir san’atkâr bu sözlerdeki nükteyi anlar. Yoksa beyhude içki masalarında bir ideal çerçevesinde görülmemiş laf-ı güzaflara san’at der durur. En güzide şiir veya san’at eseri kâinat olduğuna göre kime sunulmak için yaratılmış bir düşünürsek, insanı hedef almayan bir san’at esenine sadece “mutantan süslü sözlerden” başka hiçbir isim yakışmaz. Bunun yanında i’cazıyla bütün sanat eserlerini gölgede bırakan Kur’an’da, insanı hedef almayan bir tek ayet gösterilebilir mi? Nesh hadisesinin kıvrımlarında bile onun anlayış seviyesi, meselenin üstesinden kalkamayışının, iniltisinin, efganının çizgileri mevcuttur. Bu böyle iken san’atı nereye çekildiği belli olmayan hedefsiz bir ok gibi telakki etmek bu idealsizliği de, “sanatın gayesi güzeli bulmaktır ve bu sebepten san’at san’at içindir” gibi ne idüğü belirsiz bir kaosla tarife kalkışmak ya kasıtlı olarak milleti gayesizleştirmenin veya safderunluğun en zavallıcasıdır. Neyse sözü fazla uzattık herhalde. Sizin şiiriniz diğergam sanatçılara, her şeyini topluma feda edenlere bir misal olmuş. Bu hususta sizi tebrik eder, selam ve sevgiler sunarız.

NESİN

Yiğit isen

Önce çıkıp zulmü boğmalısın

Âlim isen,

Karanlığa gün gibi doğmalısın

Âşık isen,

Ferhat gibi delmelisin dağları.

Fatih isen,

Şahlanmalı, aşmalısın çağları.

İnsan isen,

İşkence çektir nefsine beş öğün,

Boşa geçen günlerine dövün,

Tacir isen

Aklın varsa,

Birazcık düşünsene kâinatı.

Sezmelisin zerrelerde san’atı,

Ressam isen.

İnsan isen,

Rahmet yağdır çorak gönüllere.

Karşılık isteme verdiklerine

Ali ELÇİ/Bursa

Şiiriniz kısmen güzel. Fakat bazı yerlerde sıralama hatası olduğu için bu yerleri düzeltip şiirin bütünündeki güzelliği bozmamaya çalıştık.

Sizden güzide şiirler bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

YALNIZLIKTA BULUŞMAK

Ben ağlarken mutluyum. Titrerken ısınıyorum kış ayazlarında. Hafakanların azap tadı zevk oldu damaklarımda. Of... Hafakanlarım af ipine götürdü boynumu. İdama mahkûm cesedim ölümle boğuldu. Varsın geldiği öz toprağın olsun. Ruhani olup meleklerle sevişmek düşmüş heybeme. Kilitledim kapımı azap meleklerine. Gelmesin hiç kimse, misafir kabul etmiyorum şimdilerde.

Ben ve O... Yalnız kalmak istiyorum. Çünkü O’nu ancak yalnızlıkta bulabiliyorum ve sessiz gecelere bayılıyorum. Yarasaların ilk hedefi oldum, bunu da biliyorum. Yalın dövüşüyorum, yapayalnız gecelerde, cadılarla ve kızıl perilerle. ‘Tak... Tak... Buda ne? Çekip gitsin kapımdan dilenciler, ben herkesten fakirim zaten. Bitip tükendi her şeyim, bir ben kaldı geride. Ah çığırtkan ben, sağır ettin kulaklarımı. Ah gözü dönmüş ben, mil çektin gözlerime. Ah yırtıcı canavar neler çektim ellerinden. Kaybettim her şeyimi, bir ben, kaldım eşiklerde. Yırtıcı sesim seslenir sessizliklerde. Bir ben kaldım... Onu da O’na hediye etmek diliyorum. Evet bir an gözlüyorum âmâ gözlerimle. Bir an gözlüyorum vakitsiz saniyelerde.

Yalnızlık, vefakâr dostum. Demek gecenin ruhlarına benziyor ruhum. Oysa yalnızlıkta sanki kâinatı kucaklıyorum ve sıkıyorum eşyanın hakikatını damla damla eteklerime. Tadıyorum hayatın tadımlık tadını. Bulutlar, secdelerin azığı. Tuttuğum bitiyor elimde; var yok oluyor ve yegâne tek varlık kalıyor zamansız ve mekânsız. Yalnız 0 var. Bir de yapayalnız ben... Eritemedim, Bîzârım ben’ imden!... Haramdır gülmek, o güne dek. Zaten ağlarken mutluyum ben. Yıkılan ben, ne demek istiyorsun sen?... Okunmuyor sözün, kibrinden!... Ama yine de:

Ey ben! Kimsesiz zavallısın!... Ancak ağlarken gülebilirsin sen.

Musa HOP/Bursa

Yazınız bir otokritiğim tayflarıyla örülmüş. Her cümlenizde bir gözyaşı, bir inilti izi görmemek adeta mümkün değil. Belki her cümlesini herkes anlamaz yazınızın. Fakat muhasebe iklimine çektiği için sadece misyonu dahi yeterlidir bize göre... Sizden güzide cümlelerinizle planlı ele alınmış olgun bir muhteva taşıyan denemeler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.