Sızıntı Arşivi

Mayıs 1992 · s. 42 · 8 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

may92

may92

BAĞRIMDA HANÇER

Yürekte göz iki kanlı çeşmedir,

Seylabeler akıtır Aras gibi.

Nedir bu ızdırab, bu feryat nedir?

Asya semâlarında sesler yas gibi.

Karabağ, Karabağ nur atin senin

Bağrımda hançerdir; İniltin senin,

Ağlama gözlerim, açıl ellerim.

Dua dua yüksel, dua dua çık.

Aksın iniitiyle gözde sellerim,

Zira bağrımdaki öz sazım kırık.

Karabağ, Karabağ nur atin senin,

Bağrımda hançendir iniltin senin.

Bir yetim ağlıyor şehit başında,

Bin yetim ağlıyor, gelin, kız, kızan

Al kana boyanmış o genç yaşında,

Ağlıyor, Gence, Nahcivan, Kazan.

Karabağ, Karabağ nur atin senin,

Bağrımda hançerdir, iniltin senin.

Şamil'in torunu doğrul şöyle bir,

Senin yüreğinde kor ateş vardır.

Kafkas dağlarından yükselir tekbir,

Anadolu dolusu öz kardeş vardır.

Karabağ, Karabağ nur atin senin,

Bağrımda hançerdir, iniltin senin.

Baturhan oğulu, zincirleri kır,

Melekler seninle, ecdat seninle.

Kartallar gibi hür gökte haykır,

Ve bir de ezelî nağmeyi dinle.

Karabağ, Karabağ nur atin senin,

Bağrımda hançerdir, iniltin senin.

"Hak geldi, batıl zail oldu" sesi,

Semânda çınlıyor, kardeşim senin.

Bir bahar muştusu, Cibril nefesi,

Her yerinde duyulur öz ülkenin.

Karabağ, Karabağ nur atin senin,

Bağrımda hançerdir, iniltin senin.

Mahmud EFGANİ / KONYA

Şiiriniz gayet güzel. Adeta ızdırap ile inleyen Asya Türklerine gözyaşı notalarından örülmüş bir beste, bir nağme gibi. Kâfiye örgünüz sağlam. Semantik yapı da öyle. Sizden daha görkemli sosyal olayların acısını, feryadını, iniltisini özünde taşıyan nice şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.

EFENDİM

Ah bir rüzgâr olaydım, yoluna koyulaydım,

Boynuna dolanaydım, esemedim Efendim...

Şu deryada bir damla, bir yosun, balık ya da

Köpük köpük akıp da, varamadım Efendim...

... Veya bir ürkek ceylan, Medine'de yayılan,

Seni görüp bayılan, olamadım Efendim...

Sadece sana hayran, sadece sana kurban

Günahlardan tam üryan, kalamadım Efendim...

Aşıp zaman selini, varıp Ravza gülünü

O nûrefşan elini, öpemedim Efendim...

Âşık; aşkı bulanı, gözü yaşlı olanı,

Sana lâyık olanı, yazamadım Efendim...

Murat SİPAHİOĞLU / SİVAS

Şiiriniz güzel. Bir aşk çağlayanının köpürüşü mısralarınız. . Yalnız kâfiye örgünüz biraz zayıf kalmış, (es, coş, ol, öp) kelimelerinde kafiye oluşmamış. İş sadece redifle noktalanmış. Sizden semantik Örgüsüyle şekil örgüsü bir motif bütünlüğü arzeden şiirler bekliyoruz. Selâmlar ve sevgiler.

SENİN GELİŞİNLE

Mum ışığı altındaki sessiz gecelerde,

Canlanır gözümde senin hayâlin,

Ayrı bir haz duyar kalbim her seferinde,

Karanlık dünyama nur saçar her gelişin.

Coşkun seller gibi akarken gözümden yaşlar,

Zaman durur, bir an kendimden geçerim.

Duygularıma tercüman olur öten kuşlar.

Senin gelişinle canlanır, hedefimi seçerim.

Murat SAYILI/FATSA-ORDU

Şiir tekniği açısından zayıf olan şiiriniz duygu yüklü. İçten bir söyleyişiniz var. Kâfiye örgüsü zayıf kalmış ama sâfiye örgüsü bu eksikliği tamamlıyor. Sizden semantik yapısı, dış örgüsüyle aynı ritimde seyreden şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.

MEZARDAKİLER

Şu soğuk günlerde kış gecelerinde,

Acı esen yellerde, buz gibi soğuk yerlerde,

Mezarınızda üşümez misiniz ölüler?

Yağsa yağmurlar donsa sular

Boşansa seller, yuvasından taşsa nehirler,

Siz orada ıslanmaz mısınız ölüler?

Ağlasam da ıslanmaz mısınız?

Nasıl çürür bedeniniz, kemik elleriniz.

Düşmeli gözleriniz, söyleyen dilleriniz

Bağırsam kulağınıza, duymaz mısınız ölüler?

Yollasam dualarımı işitmez misiniz?

Söyleyin, arkadaş olur musunuz, varsam yanınıza?

Kara toprağa girince, gelir misiniz başucuma?

Bana da yer var mı mekânınızda, yurdunuzda,

Söyleyin bana

Gelsem HOŞ GELDİN der misiniz?

Bana da bir yer gösterir misiniz ölüler.. ?

Ramiz GÜL/VAN

Şiiriniz teknik açıdan zayıf. Fakat içli, hisli ve düşünce yüklü muhâsebe ikliminde yazmış olduğunuz şiiriniz, bizi içten içe etkiledi. Belki her insanın ara sıra düşünmesi ve metafizik bir ürpermeyle gafletten silkinmeye çalışması gerektiği bir konuyu kaleme almışsınız. "Vur patlasın çal oynasın" hayat rotası olanlara "Bütün zevkleri acılaştıran ölümü sık sık düşünün" kudsî panoramasını işaret eden şiirinizin devamını diler, selâmlar sunarız.

TABİATIN SİHİRLİ GÜZELLİĞİ

Çevre insanı saran iklim. Taze bahar kokusu, berrak billur su akıtan bir kaynak, gökte yağmur bırakmaya hazır kuğu beyazlığında bir bulut, renkli Firuze bir kol gibi semâya dallarını uzatmış bir fidan. Çevre deyince insanı odağına almış ve onun etrafını nakış nakış örmüş bir tabiat motifi gelir akla...

İnsan kendi sağlığı için dikkat etmeli onun temiz ve berrak olmasına, pisliklerden ve suniliklerden arınmış kalmasına... Temiz bir hava ciğerlere çekilince insanın bütün hücreleri âdeta bayram eder. Bir bardak kaynak suyu her türlü suni içkiden daha etkilidir yiyeceklerin sindiriminde. Bir manzara, billûr bir damlada seyrettiğimiz bir manzara. Göz merceğine gelen, ışık ışık, tayf tayf, çizgi çizgi ruhumuza resmini işleyen tabiatın sihirli güzelliği nasıl bizi mest eder, bir mıknatıs kuvvetiyle kendine çeker!

Ya bir de bunun tam tersi olursa. Su yerine zift akıyormuş gibi çeşmelerimizden kirli sular akarsa; denizlerimiz kurşun, kadmiyum gibi ağır metallerin yatağı, endüstri artıklarının mezarı haline gelirse; hava egzoz dumanlarından, fabrika bacalarından çıkan sis ve isle simsiyah bir tabloya dönüşürse artık bizim halimiz ne olur? İnsan yaşamak için hangi iklimleri arasın? Hangi diyarlara kaçsın? Aya mı taşınsın yoksa başka bir gezegene mi?

Evet, dünyamızın kıymetini bilelim. Onu lüzumsuz yere yaşanmayacak hale getirmeyelim. Temiz bir iklim oluşturalım onun üstünde. Suyuna her türlü hastalıklara yol açan kimyevî artıkları akıtmayalım. Havasına, nefes tıkanmasına sebep olacak sis ve dumanları püskürtmeyelim. Onu evimizin temizliğine nasıl özen gösteriyorsak öyle temiz tutalım.

Ve şunu asla unutmayalım ki gelecek kuşaklara kir ve pastan geçilmeyen, sis ve dumanla tanınmayacak hale gelmiş bir dünya bırakmak yerine, havası bir inci kadar saf ve berrak, suyu bir elmas kadar parlak, gökleri bir turkuvaz kadar mavi, bitki örtüsü bir zümrüt taşı kadar yeşil bir dünya sunalım.

Ey insanoğlu! "Aslan yatağından belli olur" atasözünü kendine ilke yap. Temizliğe önem ver. Dünyayı sana bir emanet bil. Onun üstünde dolaşırken sadece kendini düşünme. Onun billur kaynağından su içecek serin havasından soluyacak, deniz ürünlerinden yararlanacak, ormanlarından her türlü ihtiyacını sağlayacak, toprağından ürünler devşirecek gelecek kuşakları düşün. Ve üzerine düşen görevi yerine getir...

Yavuz ERDOĞAN/ İZMİR

Makaleniz güzel. Yalnız bazı kelimelerinizin Türkçe karşılıkları varken bunların yerine (yapay, kişioğlu, doğa) gibileri kullanmanız bize biraz tuhaf geldi. Biz bu tür kelimeleri değiştirip yerine özü, nesebi belli kelimeler koyduk. Sizi bu güzel makaleniz için tebrik eder, yeni makalelerinizi beklediğimizi bildirir, selamlar ve sevgiler sunarız.

DEĞER

Başımın üstünde koca bir sonsuz

Ayaklarımın attı engince bir yer.

Ben bu yoldan emin, ümitli, korkusuz,

Mecnunca divane olmaya değer.

Gönlüm uçar gider uçabildiğince,

Aklım erer ona erebildiğince,

Bir gün gönül açar açabildiğince,

İlâhî aşk için solmaya değer.

Sabahı akşamı toplar bir yandan,

Benliğim artığı atar bir tandan,

Bir duvar örülür, önümde camdan,

Arayıp Mevla'yı bulmaya değer.

Rahim Tentek - İĞDİR

Şiirinizin ilk dörtlüğünde sonsuz kelimesi peşisıra iki sefer kullanıldığı için birini "engin" diye değiştirdik.

Ayrıca deli divane aynı anlama geldiği için "Deli" kelimesi yerine "Mecnunca" kelimesini koyduk. Deli divane tabiri deyim olarak kullanılıyor. Fakat "bir deli divane" şeklinde değil. Deyer kelimesinin değer şeklinde yazıldığını vurgulamak isteriz. Şiiriniz başlıksız olduğu için Divan Edebiyatında alışılmış bir usûl olduğu üzere değer redifini şiirinize başlık olarak koyduk. Ayrıca "olmaya değer", "solmaya değer" kelimeleriyle "bakmaya değer" kelimelerinin kâfiye ilgisi yok. Redif var ama ilk iki dörtlükteki bağlantı burada kâfiye cihetiyle kopmuş. Biz bu sebepten son misrayı "Arayıp Mevla'yı bulmaya değer" şeklinde değiştirdik.

Aslında üzerinde biraz daha çalışsaydınız bu şiiri belki son durumundan daha iyi bir şekle getirebilirdiniz. Size "Şiirin onda biri ilham, onda dokuzu gayret ve çalışmak" M.Akif öğüdünü hatırlatarak yeni şiirlerinizi beklediğimizi bildirir, sevgi ve selâmlar sunarız.

RUHUM

İşte ruhum süt üstünde kanlı iz,

Ruhuma dar gelir yüzdüğüm deniz.

M.Köksal ÖZER /TRABZON

Şiirinizde en nefis iki mısranızı köşemizde yayınlıyoruz. Keşke bütün şiirinizde bu güzide olgunluk olsaydı. Bazen bir mısra, bazen iki mısra bile ruhu kanatlandıran bir güce sahip olabiliyor. Biz sizi bu iki mısranızdan dolayı tebrik ediyor, semantik yapı, ses ve şekil birliğinin kurulduğu daha güzide şiirler bekliyor selâm ve sevgilerimizi sunuyoruz.

DİKEN VE GÜL

Hep sevimlidir güller,

Dikeni acıdır derler.

Dikenler neden batsın ki

Tutmasını bilirse eller.

Hasan Basri

Dörtlüğünüzü köşemizde yayınlayacak seviyede gördük. Fakat uzun şiirinizde bazı eksiklikler olduğu için onu köşemize almadık. Aslında onda da en çok son mısralar uygun düşmemiş. Belki üzerinde biraz daha çalışsaydınız bu şiiriniz de olgun bir seviyeye erebilirdi. Sizden şekil ve muhtevada ideal şiire yaklaşmış veya ona ulaşmış gönül meyveleri bekliyor, selâm ve sevgiler sunuyoruz.

HAYÂL ŞEHİR

Ey hayâl şehir!

Sen bana rüyâ kadar yakın.

Ben sana kaf dağı kadar uzak.

Şu işe bak ki

Rüyâda kurulmuş bana tuzak.

Tam karıştığı yerde karayla akın

Gittik.

Görmediğim bir hayâlin ardından.

Kimselere görünmeden ta uzaklara.

Aradık

Meydan okurcasına karlı dağlarda.

Bulmak için seni asırların ardından

Göründün

Her yerde müjdeciler seni fısıldar

Gördük yıpratamamış seni asırlar.

Şad olduk

Tüm güzelliklerinle seni görünce

Elbet ölürüz uğruna yeri gelince.

Fatih ÇİLEKEŞ / İZMİR

Şiiriniz gayet güzel. Uzak, tuzak karayla ak gibi kelimelerdeki kafiye ve bu bölümlerdeki "k" sesinin tekrarıyla yapılan alliterasyon şiire renk katıyor. Eğer tekniğinizi geliştirirseniz sizden gelecekte pek güzel, olgun muhtevalli şiirler bekleyebiliriz. Haydi şairim gayret ve azimle otur masa başına ve İlham mürekkebiyle dolu kalemini al eline ve semantik yapısı sağlam, ses ve ritmi kuğunun son şarkısına eş kafiye örgüsü goblen nakşı gibi görkemli şiirler yazıp gönder bize. Sevgi ve selâmlar...

YÜREĞİM

Yüreğim denizlere benzer;

Onlar kadar dalgalı

Onlar kadar coşkun.

Üstünde çırptnır ümit sandalı..

Yüreğim sonsuza benzer;

Onun gibi muamma, bilinmez,

Onun kadar sır dolu,

Sevgi pasaportu almadan girilmez.

Yüreğim kelebeklere benzer;

Onlar gibi haşarı, yaramaz,

Onlar gibi narin,

Hoyrat ellere, dillere dayanamaz.

M. Nur SARAÇ - İZMİR

Şiiriniz iç dünyanızın bir anatomisi şeklinde. Sade, duru bir dille, akıcı bir üslubla kaleme almış olduğunuz şiirlerinizde kesin yargılar göze çarpıyor. Bu da sizin kendinizle ilgili duygu ve his dünyanızı iyi tanımanızdan ileri geldiği kanaatindeyiz. Gerçi şiirde gönlün benzetildiği şeyler daha önceki şâirler tarafından da ele alınmıştır. Fakat siz bu benzetmeleri kendi şiir ikliminizde kendinize has bir üslubla dokumuşsunuz. Yeni şiirlerinizi bekleriz. Sevgi ve selâmlar.