Şubat 1992 · s. 42 · 6 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

14. yıla girerken...
"His ve Düşünce Ufku" yazar, şair ve okuyucularına, köşemize gösterdikleri derin alakadan dolayı teşekkür ederiz.
"His ve Düşünce Ufku" köşesi, Sızıntı'nın diğer sayfalarına düşünce, tefekkür, yazmak ve okumak açısından bir yetiştirme, bir egzersizdir. Köşemizin sınırlı sayfa sayısı, yazı ve şiirlerin bütününün yayınlanmasına engel teşkil ettiği için yazar ve şairlerimizden özür diliyoruz.
Biz, iyiye bir adım daha atmak, her ay sizin karşınıza daha orijinal yazı ve şiirlerle çıkmak için yapıcı tenkitler bekliyoruz.
Şiirlerin yanında, değişik edebî türlerle (hikaye, deneme, makale, fıkra, sohbet türünde çalışmalar ve kitap incelemesi, şiir tahlili, araştırma vs.) alâkalı yazılar da göndermenizi bekliyoruz.
İnşaallah 92 yılında sizin ciddi tenkitleriniz, yazar ve şairlerimizin de bol bol okuyarak düşünce süzgecinden, vicdan imbiğinden geçirdikleri ve bizlere sundukları yazı ve şiirlerle köşemiz, daha bir görkemli, daha bir orijinal olacak; böylece altın saçlı Yusuf güneşine gebe bir ufuk olarak kudsi rota çizgisinde, kendine düşen misyonu yerine getirecektir.
Sonsuz selâm ve sevgiler...
GÜLLERİN GÖZYAŞI
Vefâ mı dedin? Onu da gömdük. Yiğidi siz, vefâyı da biz gömdük. Böylece meydan size kaldı.
Gözyaşlarımız, yiğidin mezarının üstüne düşüyordu. Yiğidin mezarı belli idi. Ama vefânın? Ya vefânın mezarı? Sorduk hep bir ağızdan, vefâyı nereye gömmüştük? Sessizliği vicdanlardan gelen ses bozdu:
- Vefâ burada gömülü burada... Ateşi sönmüş sinelerde. Sonra gözyaşlarımızı içimize akıtmaya karar verdik. Biraz da vefanın mezarını ıslatalım diye. Dökelim göz yaşlarımızı içimize. Kanlı olsun, hem de üç asrın temizlesin kirini. Yiğitler dirilsin, vefâ dirilsin. Fışkırsın vicdanlardan ümit, azim ve Allah korkusu. Sonra gül derelim ızdırapla, sıkıntı ile, dertle suladığımız göz yaşı bahçesinden.
Gülleri dererken de hatırlayalım. Bu gül devrini göremeyen nice şanlı bahçıvanları.
Gülleri koklarken de ağlayalım hatta güller de ağlasın. Derdimizin olmayışına, sıkıntımızın bitişine... Hani söz vermiştik. Bu dünyada ağlayacak, öbür tarafta gülecektik. Ahh!.. Yine biz mi bozduk ahdimizi? Her zamanki gibi yine biz. Söylesene dedi, ağaçlar, kuşlar ve akarsular bana.
- Neden siz sözünüzde duramıyorsunuz?
Benim cevabım taa ezelden hazır. Dedim ki onların sözcüsü olan kuşa:
- Bir gün nebiler Nebîsi sana bakmıştı hatırlıyor musun? Bakmıştı da şöyle demişti.
- Ey kuş; ne kadar isterdim senin gibi olmayı. Uçarsın, yersin. İçersin sonra yuvana gidip yatarsın. Sana ne azap var, ne de hesap. Hatırladın mı?
- Kuş mahzun ve mükedder baktı, baktı ve evet dedi. Hatırladım. Ama ne demek istiyorsun?
- İşte bende de nefis var dedim, bilir misin o nedir?
- Yoo dedi; ben bilmem öyle şey.
- Bilmezsin ya... Keşke ben de bilmeseydim. Bizi yerden yere çarpan ahiretimize kasteden nefsi bilmeseydik keşke. Akarsu söze karıştı.
- Ama nefis dediğin şey seni Cennet'e de götürür değil mi?
- Evet dedim haklısın...
Bunları söylerken içimden de bir ahh çektim, kademin karışıklığı, nefsime söz
geçiremeyişim, bir prangalı mahkûm gibi her emrettiğini yapışım geçti gözümün önünden.
Sonra döndüm. Bir büyüğün dediği gibi dedim.
- Ne ilmim var ne amelim, ne hayr u taate kaldı mecâlim.
Garîk-i isyânım çoktur vebâlim, acep ahirette nice olur hâlim.
A. M. ATLIĞ
GÖZLER UFUKTA
Yetiş, ey yiğidim, yetiş al atlım,
Yiğitler saf oldu, yolunu bekler.
Yetiş yıldırımım, şimşek kanatlım,
Yıkılsın önünde, küfürden setler.
Nejdet EREM/BURSA
Şiirinizin son iki dörtlüğü gayet güzel. Son dörtlüğünüzdeki "Yollar" kelimesini "ufuk" diye değiştirdik. Hem mana, hem kâfiye yönüyle bu kelimeyi daha uygun gördük. Aslında sizden, şiiriniz üzerinde bir kimyagerin iksir damıtma hassasiyetiyle uzun müddet şiir atmosferinde rütuşlanarak, olgunluk çizgisine erdirilen şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgilerle...
SON ŞAFAK
Bu boş, bu kirli ve karanlık
Bu dar duvarlar nasıl tutarlar beni
Acı, ızdırap sarsa da tüm bedenimi
Haykıracağım, özgürüm artık.
Yalnızlık, bitmeyen çile
Ve haykırmak, doğruluk sesiyle
Huzurlu olsam tüm benliğimle
Kıracağım kalbimdeki kelepçeyi
Haykıracağım, özgürüm artık.
Murat Altay - MANİSA
Şiiriniz semantik yönüyle güzel. Fakat dış çizgiler ve ritim iyi işlenmemiş. Nakarat mısralar kendi aralarında kâfiye ve redifle bütünleşmiş ayrı ayrı mısralar olsaydı, belki bütünlüğündeki insicâm daha gözalıcı olurdu. Sizden daha dikkatli ümit, sevgi iklîmini yansıtan rûhefzâ bir atmosferde, bir kuyumcu hassâsiyetiyle işlenmiş şiirler bekliyoruz.
Selamlar ve sevgiler.
AŞKA DÖNÜŞ
Seni sevmekmiş, anladım, en güzeli
hayatın,
Duymakmış gür sesini, kalbinde o
sevdanın,
O diyarlara, o nurlu sahillere, engin
deryaya,
Varmakmış o yerlere seninle, o derin
sulara.
Açılır, en bakir güzelliğe el sürdüğün
kapılar,
Dilimde sen, gönlümde sana kavuşmak
için dualar.
En güzeli seninle bütün olmak, ya da
yok olmak,
Yaşamaksa, yalnız senin güzelliğinde
yaşamak.
Seni bulmak, yılgın, yıkık gecelerden
sonra,
Senin aydınlığında unutulur, dert,
ızdırap ve tasa
Sana çıkmak merdivenlerden nefes
nefese,
Ve seni anlatmak kâinata, kâinattaki
herkese,
Sen, bastığı yerde çiçeklerin büyüdüğü,
eşsiz rehberimiz.
Sen, sevgi nehirlerimin aktığı büyük
deniz.
Yeniden varoluştur, ya da bir başka
ölüştür bu,
Nice aldanmalardan sonra, bir aşka
dönüştür bu.
Rahime Sevin AKSAKAL-İZMİR
Şiiriniz ışıklı bir mânâ oyası. Ses ve şekil armonisi. Bir meltem esişiyle sarıyor ruhu her mısra. "Bakir güzellik, yıkık gece" gibi orjinal tamlamalarınız dikkati çekiyor. Şiirinizin en güzel yeri son iki mısra olmuş. Kâfiye örgüsü üzerinde biraz daha çalışırsanız daha orjinal şiirler ortaya çıkarabileceğinize inanıyoruz. Sizin romantik ikliminizde işlenmiş orjinal söyleyişlerin yoğunluk kazandığı, kâfiye vurgusu güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
BİRGÜN
Keskin gözler var yarına bakan
Alevden sözler var kalpleri yakan
Gelecek bizimdir üzülme, dayan
Serin bir baharla doğarız birgün
Kayseri, Sivas, Maraş'tan sordum
Hasretle susamış nice baş gördüm
Çıktım yükseğe sana doğru döndüm
Boş kalan kucağa dolarız birgün.
Hârun ÇAKI-K.MARAŞ
Şiirinizin yayınladığımız bölümü oldukça güzel. Gerçi "BİRGÜN" redifi demode olmuş bir kelime grubudur. Fakat sizin içinizdeki aşk, heyecan ve yiğitçe duygular bu redifi bile orijinal. bir atmosferde eritmiş, o iklimde yepyeni bir şekle büründürmüş. Rahat bir söyleyişiniz var şiirde. Fakat bu biraz da slogan şeklinde bir havada söylenmiş. Sizden daha içli ve öz gözenizden nebean eden, tatlı su içiminde ferahlatıcı şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
KAFKASLIM
İnan, çok ağladım mezarında kafkaslım.
İnan, hep seni düşündüm gecelerde.
Başımı koydum yere yalvardım hecelerde
Hep seni sayıkladım, huzurunda
kafkaslım.
İnan, selam gönderdim sana da
Türkistan'lım.
İnan, şâhit olsun gözyaşlarıma
seccadelerde
Hecelerde, dillerde, gece pencerelerde
Hep seni bekledim, kelepçeli
Türkistan'lım.,
Destanlarla Leyla'yı müjdelemek için
Özbekistan'lım
İnan gelecektim, Altaylar yanıyordu,
tepelerde
Alevler vardı, geçemedim, kan doluydu
derelerde.
Affet beni, bugün parya, yarın azât Özbekistan'lım.
Ahmet Ziya ÜNLÜKUL - BALIKESİR
Şiiriniz teknik açıdan zayıf. Fakat içten bir ses, duygulu bir söyleyiş var mısralarınızda. Bir şebboy çiçeği kadar görkemli muhtevânızı, çok şiir incelemeleri yaparak iyi bir teknikle mısralara aktarabilirsiniz. Sizden kâfiye örgüsü sağlam, iç ve dış ahengi bir motif bütünlüğü taşıyan şiirler bekliyoruz.
Selam ve sevgiler.
KARŞIYAKA'DA
Karşıyaka'da deniz kenarındayım.
Suyun her damlası seni sordu bana
Martının her biri seni sordu
Yok. Gelmedi diyemedim.
Söyle Miracın yolcusu ne zaman
geleceksin?
Ne zaman elimden tutup "Ümmetim"
diyeceksin?
Karşıyaka'da deniz kenarındayım.
Hafif bir rüzgâr esiyor,
Çevremden insanlar gelip geçiyor
Her bakış seni soruyor bana.
Yok. Gelmedi diyemiyorum.
Söyle Sultan-ı Tabîb ne zaman geleceksin?
Ne zaman yaramı sarıp, ilacım vereceksin?
Karşıyaka'da deniz kenarındayım.
Sevgililer geçiyor çift çift.
"Sevdiğin nerede", diyorlar bana,
Gözyaşlarım cevaplıyor gerçi amma
YOK. GELMEDİ DAHA DİYEMİYORUM.
Söyle Server-i Nebî ne zaman geleceksin?
Ne zaman lütfedip gözyaşım sileceksin?
Karşıyaka'da deniz kenarındayım.
Herkes, herşey seni soruyor bana
YOK. GELMEDİ DİYEMEDİM.
VE BEN, BELKİ YARIN UMUDUYLA
SAHİLDE HEP SENİ BEKLİYORUM...
BEKLİYORUM...
Ramazan BAŞDAŞ - G.ANTEP
Şiiriniz sevginin, aşkın bir hasret prangasıyla mahkûm edilişini sergiliyor gözler önüne... Sizi bu aşkınızdan bu sabırlı bekleyişinizden dolayı tebrik ediyoruz. Martı kuşlarının denize düşen aksi gibi, güneşin şafaktan altın ışıklarını süzerek deniz dalgacıklarının gözlerine sürmeler çekişi gibi o güzeller güzeli; ufuktan göründü ve akis akis zaman denizinde tecelli etti. Güzel ve dertli şair müjde sana. Yeni hasret yüklü şiirler bekliyoruz sizden, selam ve sevgiler...