Sızıntı Arşivi

Aralık 1991 · s. 520 · 5 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Sızıntı · Edebiyat

AKDOĞUŞ!..

Zonkluyor şakaklarım; derilerim hece hece...

Ne gün? Nasıl? Ne zaman? İç içe bir bilmece.

Gözlerim akdoğuşu bekliyor gündüz-gece...

Yetiş!.. bugün ben sana; her günkünden muhtacım.

Peygamberim, Efendim, Müjdecim. Kurtarıcım!..

Bu şerefi ümmetin sahibini buluşu,

Felaketler asrında; yeniden doğruluşu...

Müjde verdin; Uhud'da bu yeniden doğuşu,

N'olur? Artık himmet et!.. Ah Sultanım, Baştacım,

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım!..

Mü'minler parça parça ah! Bir görsen ahvâli,

Aşamadık bir türlü; mazeret, kıylu-kâli,

Biz gedâyız-Sen Sultan, Sen'in himmetin âli,

Kurban olanı yoluna; Sen-sin benim ilacım!

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım!..

Ağlar Mescid-i Aksa, lâkin bir Ömer gerek.

İmanla dolu sine, sevdayla dolu yürek!..

Müjdeyi Sen vermiştin; KARDEŞLERİM! diyerek.

Muştuna muhatap kıl! Yürekte dinmez acım.

Peygamberim. Efendim, Müjdecim. Kurtarıcım!..

Günahlarım dağ gibi; inlerim sızım sızım...

Afganistan, Türkistan, Filistin; alınyazım,

Kur'ân'da Feth-i Mübin; belki ben sabırsızım.

Ah! Pişdâr-ı pürşuvâm, ah! Sultanım. Baştacım,

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım!..

Umid; değişmez katık; gözyaşı sofrasında,

Velînin muştusu var; ümidin arkasında!..

Başım Rabb'e secdede, elim aşk halkasında.

Ben gedâyım , Sen Sultan; affet beni Baştacım,

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım!..

Altın Nesil gelmede... Tüllenmede yamaçlar,

Bu ısmarlama nesle... Tüm insanlık muhtaçlar,

O gelince doyacak; yetim, garip ve açlar.

Beni de kabul eyle! Derde derman ilacım...

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurtarıcım!...

Zamanın söz sultanı; sevdalın! Önlerinde,

Rahmetin ifadesi; gözyaşı gözlerinde...

Zamanı durduracak bir İksir sözlerinde!..

Beni çek ışığımı ey en parlak Siracım,

Peygamberim, Efendim, Müjdecim, Kurta­rıcım!.

M. Ali Kulat/Nevşehir

Şiirinizin bazı bölümlerini çıkardık. "Acım ve siracım" gibi kelimelerle nakarat benzeri mısralarmızı aynı kafiyelerden kurtarmak için değiştirdik. Fakat şiiriniz uzun olduğu için bazı yerlerdeki tekrarları aynen bırakmak zorunda kaldık. "İlacım ve baştacım" gibi. Şiiriniz bunun dışında kafiye örgüsü ve semantik ağırlık yönüyle gayet güzel. Sizde ümit var olduğunu söyleyebiliriz. Hele bir de bu işe yüreğinizdeki aşk ateşi girince bize yeni, güzide şiirler. "Oyası ateşle işlenen gergef'' misâli şiirler gönderin demekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Selâm ve sevgiler.

BENDE O

Bir zât vardı Allah'ı onunla tanımıştım,

İçtiğim suda, aldığım her nefeste,

Bilinmez bir ateşte o kıvılcımla yanmıştım.

Her zaman dudaklarımda o kutlu beste.

Dediler ki sinesi bulutlar gibi dopdolu,

Hedefi sonsuza varan ışık yolu,

Omuz verdiği dava hem pek ulu,

Öteleri soluklayacaksın bu ulvi seste.

Her dertliyle dertlenir ağlardı.

Ağlar da sinelerimizi dağlardı.

İslâm için gürleyip onun için çağlardı.

Gönül verdiği davaya dilbeste.

O iklime ilkbahar yağmurları uğrardı,

Rahmet damla damla olur yağardı,

Tüllendiği şafaklar bir bir ağardı,

Bahar gülleri elinde şimdi deste deste.

Salih Şanlı/Burdur

Şiiriniz gayet güzel. Kafiye hakimiyetiniz sağlam. Muhtevası buhurdanlık gibi ma'nâ tütüyor, ma'nâ kokuyor. Tabii bu tasvir edilen kişinin mânevi iklimiyle de alakalı. Zaten kalemler ondan bahis açmaya başlayınca kelimeler rakkaseler gibi raksa kalkar, mısralar ışık ve nur akıtan oluklara döner. Zira o asrın adamıdır. Canımız, ruhumuz herşeyimizdir. Sizden aynı istikametle yazılmış güzide şiirler bekliyoruz. Selâmlar sevgiler.

GÜNEŞ DOĞUYOR

Her gece yatınca tatlı bir rüya,

Görüyorum ufukta güneş doğuyor.

Uyanırım bakarım birden etrafa,

Zulmet yok olmuş nurlar yağıyor.

Mustafa Bulut/Bursa

Şiirinizde ilk iki mısra ile son iki mısra zaman ekleri yönüyle bütünlük kazanmamış. Onun için biz üçüncü mısrada bir kaç değişiklik yapıp şiiri aynı zaman ritmine oturtmaya çalıştık. Dörtlüğünüzde yıllar yılı duyulan bir hasreti dile getirmişsiniz. Belki de yaşanan bir iklimi tablolaştırmışsınız. Biz isterdik ki bundan önceki acıklı ve karanlık tablolardan da bir kaç çizgi verilsin. Bu dörtlük o nağmenin son noktası olsun.

Sizden daha geniş perspektifte ele alınmış, daha çaplı ve güzide şiirler bekliyoruz. Selâmlar ve Sevgiler.

ÖLÜM VE BAYRAM

İnsanoğlu ölünce

Terkeder evi barkı

Zengin-fakir denk olur,

Tek kalır amel farkı.

Ölüm, kafesten kuşun

Çırpınarak uçması

Ölüm, kuşsuz kafesin

Kafesle buluşması.

Allah'ı seven kullar

Her emrine ram olur.

Günahsız geçen günü

Ona bir bayram olur.

Muhammed Fazıl/Tavas

Şiiriniz oldukça güzel. Olgun bir kalemden çıkmış kadar orijinal. Şiirinizin inşallah daha başarılı örneklerini okur ve neşrederiz. Selâmlar ve sevgiler.

YENİDEN DOĞMAK

Titredi kalbler, hıçkırdı çığlıkla yerde yatan,

Mezarında inledi şühedâ-i İslâm, atan.

Sakın olmasın İslâm güneşi, ufukta batan.

Yeter artık! Kanlı gözyaşıyla ağladı vatan.

Sessizliği bırak, set çek her acip illete.

Yeniden baş ol, yol göster bu necip millete.

Kanatlan üveyk'im göklere, kanatlan yine

Arslan gibi kükre, küheylanla şahlan yine.

Dalgalan yine göklere al bayrak gibi,

Köpür, çağla gürül gürül akan ırmak gibi.

Dalga dalga saçların rüzgârlara karışsın,

Kanatlansın küheylanın kuşlarla yarışsın.

Şimşek gibi çak, gündüz gibi cihanı aydınlat!

Ezan sesleriyle bütün kainatı çınlat!

Rüzgâr gibi sür hedefe, kısrağını çatlat!

Yıldırım gibi düş korkak yürekleri patlat!

Seç ki kendine Rasül'ü rehber, her zulüm bitsin!

Nasıl olurmuş kahraman? Bütün dünya işitsin!

İbrahim Güney/Akşehir

Şiirinizde mısra hâkimiyeti sağ­lam (Vatan-batan, Millet-illet, kanatlan yine-şahlan yine, çınlat-aydınlat). Bu­nun en güzel misâllerinden bazıları. Coşkun bir his çağlayanı şeklinde ruh­larımıza boşalan şiiriniz eğer biraz da­ha şekil ve muhtevada oturaklaşmış ol­saydı onu belki de "ilk şiir" bölümünde yayımlayacaktık. Tarihin derinliklerin­den yükselen bir ses gibi şiiriniz bize millî ürpermeyle karışık bîr tarih heye­canı yaşattı. Sizden daha güzide, iç ve dış örgüsü sağlam şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.

RAHAT EDERSİN

Gerçeği söyle, güzel sözler et,

Rahat edersin unutma gardaş.

Harama bakma, kul hakkı gözet

Rahat edersin, unutma gardaş.

Farket geceyi, gündüze yaklaş,

Yaza doğru koş, kıştan uzaklaş,

Küfürle çatış, imanla uzlaş,

Rahat edersin unutma gardaş.

Dilini yorma, az konuş gayet,

Rehberin olsun, hadisle âyet,

Sakın kaderden etme şikayet,

Rahat edersin, unutma gardaş.

Vefalı ol hep, gayretle çalış.

Fazilet için herkesle yarış,

Hedefin olsun Allah'a varış,

Rahat edersin unutma gardaş.

Fert yalancıysa defet başından,

Haramzadenin yeme aşından,

Sıkı tutarsan işi başından,

Rahat edersin unutma gardaş.

Bir ol, ayrılma iyiden, hoştan,

Daim kaçarsan batıldan, boştan,

Uzak durmazsan has arkadaşdan,

Rahat edersin unutma gardaş.

Doğru söze uy, aklım kullan,

Dost için üşü, dostluk için yan,

Allah'a güven, Allah'a dayan,

Rahat edersin unutma gardaş.

Durdu Şahin/Gaziantep

Şiiriniz gayet güzel. Kafiye örgü­sü sağlam. Muhteva yönüyle de zengin bir kaynak gibi. Nakarat mısraların şii­re ahenk yönüyle kazandırdığı akıcılık şiiri berrak bir iklime ulaştırmış. Yal­nız nakarat mısra diğer mısralar kadar güçlü değil. Belki biraz klasik bir imaj oluşturuyor. Sizden daha orijinal his ve düşünce örgüsüyle işlenmiş, şiir musikisi içinde erimiş mısralardan oluşturmuş güzide şiirler bekliyoruz. Selâmlar ve sevgiler.

GÖNLÜM

Gönlüm zümrüt tepelerin,

Hayalini kurarak,

Oraya koşmak ister.

Bir bildiği var onun;

Orda çok sevgili var,

Kavuşmak ister.

Çırpınır da çırpınır.

Yaralı keklik gibi

Daima uçmak ister.

Sabredemez şu gönlüm.

Acaba ne eylesem?

Dolup da taşmak ister.

Biraz sabır sebat,

Eylese ya, iyi de;

Gönlüm aşık oraya,

Hemen gitmese bile,

Hayaller kurmak ister.

İbrahim Türkhan/Afşin-K.Maraş

Şiirinizde saf ve temiz duygula­rın bir çağlayan şeklinde akışını gör­memek mümkün değil. Derinden bir söyleyişiniz, insanı gönül iklimine çe­ken bir üslûbunuz var. Böylesine içten ve samimi mısraların sahibi olmaktan dolayı sizi kutlarız, "ister" redifiyle adela kanatlanıp uçacakmış gibi çırpınan gönül bülbülünü ne güzel tasvir etmişsiniz. Sizden iç ve dış ritmi sağlam örülmüş, menba suyu kadar saf ve temiz şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgi­ler...